(5237 S. K. m. 257)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık R. İ. U. hakkında kurulan hükümde, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonuca olarak TCK'nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, bu husus infaz aşamasında resen gözetebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklara yükletilen görevi kötüye kullanma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uyguladığı,
Sonuç: Anlaşıldığından sanık R. İ. U. müdafii ile sanık H. G.'nün ileri sürdüğü nedenle yerinde görülmemiş olmakla tebliğnameye kısmen aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 15.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C
TORBALI
2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2011/206
KARAR NO: 2011/505
(C.SAVCILIGI ESAS NO): 2008/1539
SUÇ: Görevi Kötüye Kullanma
SUÇ TARİHİ: 04/07/2006-04/01/2007-27/07/2007
KARAR TARİHİ: 23/09/2011
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık/sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkememizin 30/07/2009 tarih ve 2008/568-2009/316 E-K sayılı kararımız; Yargıtay 4.C.D.nin 10.03.2011 tarih ve 2011/3728-2981 E-K sayılı ilamı ile; hükümden sonra yürürlüğe giren 6086 s.y.l.m.ile TCY.nın 257/1-2 m. fıkralarında yer alan kazanç sözcüğünün menfaat olarak değiştirilmesi ve cezanın alt ve üst sınırlarının indirilmesi karsısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi bakımından bozularak mahkememize gönderilmiştir.
Katılan O. B.; Yargıtay bozma ilamım kabul etmiyorum, aynı kararın verilmesini talep ederim. dedi.
Katılan vekili; yargıtay bozma ilamına uyulmamasını, mahkemenin direnme kararı vermesini talep ederiz, önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, şikayetlerimizi tekrar ederiz, sanığın anlatımlarını kabul etmiyoruz, müvekkilimin yetersizliğinden ve belge sakladığından bahsedilmektedir, müvekkilimin belge sakladığı yönündeki iddiaya yönelik bölge idare mahkemesinden soruşturma izni verilmediğine ilişkin belgemiz vardır, müvekkilimin mağduriyeti devam etmektedir. HAGB nin şartları oluşmamıştır bu nedenle cezalandırılmasını talep ederiz dedi.
Sanık H. G.; yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur. dedi.
Sanık R. İ. U.; Yargıtay bozma ilamında lehime olan kısımları kabul ediyorum ve devamla, iddia sahibi ile belideyimiz arasında diğer davalar bu davanın sonuçlanmasına bağlıdır yaptığımız görevlendirme yasanın yetkiye dayanmaktadır, müşteki yetersizdi, yetersiz olduğu belliydi ağır ceza mahkemesine 2006/199 esas nolu dosyasında katılan bizden müfettişten ve savcıdan belge saklamıştır, kendi davalarında bu belgeleri kullanmışta, müştekiyi görevden aldık ancak kadro hakları ile ilgili herhangi bir hak kaybı söz konusu değildi, tersine eline geçen para artmıştır, mahkemenin görevi iade kararında görevlendirme süresi belirtilmediği gerekçe olarak gösterilmiştir buna göre müştekiyi görevini iade ettik daha sonra süre belirterek zabıta görevlisi eksik olduğundan zabıta olarak görevlendirdik buna itiraz etmedi, daha sonra izsuya personel olarak devrettik müşteki dava açtı dava red edildi, müştekinin izsu personeli olması kesinleşti buna ilişkin mahkeme kararı da dava sonuçlandıktan sonra geldi ve kesinleşti, mahkeme kararından bir fotokopisini ibraz ediyorum. dedi.
Sanık R. İ. U. müdafii, yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep ederim, müvekilimin savunmalarına katılıyorum, katılanın görevlendirilmesi kendisi bakımından herhangi bir müdüriyete neden olmamış zarar görmemiş kamu zararı söz konusu olmamıştır, öncelikle müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz, mahkumiyet yoluna gidilecek olunma adli sicil kaydındaki ilamların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bu hususun dikkate alınmasını talep ediyoruz. dedi.
Sanıklara ait nüfus ve adlı sicil kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamında katılanın Torbalı Belediye Başkanlığında Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptığı, Belediye Başkanı olarak görev yapan sanık R. İ. U.'un almış olduğu karar ne katılanın 6 ay süre ile zabıta amirliğinde görevlendirilmesine karar verildiği, katılanın İdari Yargı yoluna giderek bu görevlendirmeyi iptal ettirdiği, bunun üzerine katılanın görevine iade edildiği yine aynı tarihte katılanı 6 aylık süre için zabıta amirliğinde geçici olarak görevlendirdiği, geçici görev süresini dolduğunda diğer sanık H.'in Belediye Başkan vekili olduğu dönemde geçici olarak görevlendirdiği katılanın tekrar idari yargı yoluna gittiği bu şekilde sanık R. İ. U.'un 3 kez sanık H.'in ise 1 kez olmak üzere yargı kararlarını işlevsiz kılacak şekilde işlem yaptıkları anlaşıldığından cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiş, suç tarihinden sonra TCK 257 mad.de 6086 S.K. ile yapılan değişikliğin cezanın alt sınırı bakımından sanıklar lehine olduğu anlaşıldığından bu değişikliğe göre kara verilmiş sanık R. İ. U.'un kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt hadden uzaklaşılmış tekerrüre esas olmamakla birlikte geçmişi dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceği kanaat oluşmadığından TCK 51 ve CMK 231 mad. uygulanmamış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Suç tarihinde sanık R. İ. U. un üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan ve sanık lehine olan 6086 sayılı kanunla değişik TCK nun 257/1 mad gereğince suçun işleniş şekli kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın cezasında TCK 43/1 mad gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yaptırılarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutumu lehine takdiri indirim kabul edilerek cezasında TCK nun 62. mad gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın geçmişi dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde kanaat oluşmadığından TCK 51 ve CMK nun 231, mad uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
2- Suç tarihinde sanık H. G.nün üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan ve sanık lehine olan TCK nun 257/1 mad gereğince takdiren 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutumu lehine takdiri indirim kabul edilerek cezasında TCK nun 62. mad gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayacağı cezanın günlüğü sanığın sosyal ekonomik durumuna göre TCK nun 50/1- a mad gereğince 20 TL den paraya çevrilerek 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
TCK nun 50/6 mad gereğince hüküm kesinleştikten sonra C.Başsavcılığınca tebligata rağmen 30 gün içinde seçenek yaptıran gereklerinin yerine getirilmesinin başlanmaması veya başlanıpta devam edilmemesi halinde kısa süreli hapis ceza sırım tamamen ve kısmen infazına kara verileceğinin ihtirına, (ihtar edilemedi.)
3- Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 1100 tl vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılana verilmesine,
4- Sanıkların şartına neden oldukları 6 davetiye giderinin 36 tl yargılama giderinin sanıklardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
dair, Katılan, katılan vekili, sanık R. İ. U. ile vekilinin yüzüne karşı Sanık H. G.nün yokluğunda 5320 Sayılı CMK. nın yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunun 8. maddesi ve 1412 Sayılı CMUK. nun 305. maddesi gereğince hükmün tefhiminden veya Tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt katibine, beyanda bulunmak suretiyle yapılabilecek olan Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, yasa yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin kararla birlikte ihtarına karar verildi. Hüküm fıkrası açıkça okundu. Gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. 23/09/2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy