(5237 S. K. m. 125) (5271 S. K. m. 223, 231, 309)
Dava: Hakaret suçundan sanık D.'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, BÜYÜKÇEKMECE 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2012 tarihli ve 2010/1686 esas, 2012/1854 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2012 gün ve 240410 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; Dosya kapsamına göre, 22.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Terörle Mücadele ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun 'un 7. maddesi ile değişik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez seklindeki 231/6-c maddesinin son cümlesindeki hüküm karşısında, 16.12.2010 tarihli duruşmada hazır bulunan sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorutmayarak, sanık aleyhine olacak şekilde gelmediği takdirde hükmün açıklanmasını kabul etmediği şeklinde ihtarlı davetiye gönderilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
I- Olay:
Hakaret suçundan sanık D. hakkında açılan kamu davasında, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2012 tarihli kararı ile, 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun gerekçesine yönelik olarak, Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun CMK'nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına ilişkin takdire dayalı sübjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.02.2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re'sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık D. hakkında hakaret suçundan 1.500,00 TL adli para cezası verildiği, sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı, işlenen suçun somut zarar suçu olmadığı ve sanığın CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasını istemediğine yönelik bir beyanının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece CMK'nın 231. maddesi ile ilgili olarak, Mahkememizce sanığa yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ile ilgili olarak bu kurumun uygulanması yönünde ayrıca ve açıkça bir talebi olmadığı anlaşıldığından sanık lehine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına takdiren yer olmadığına, şeklindeki gerekçeye yer verilmiştir. Bu gerekçe hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif koşullarına ilişkindir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere objektif şartların varlığı halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, mahkemece resen tartışılması gerektiği, bu durumda sanık tarafından kurumun uygulanmasının ayrıca talep edilmesinin gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yapılan şerhli davetiye tebliğine rağmen sanığın duruşmaya katılmamasını, kurumun uygulanmasını istemediği şeklinde değil, kurumun uygulanmasına itirazı olmadığı şeklinde yorumlamak hakkaniyete ve yorum kurallarına daha uygun olacaktır.
Sonuç olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması karşısında, mahkemece sübjektif koşul da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, objektif koşulların değerlendirilmesindeki hatalı gerekçe ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık D. hakkında, (BÜYÜKÇEKMECE) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.04.2012 tarihli ve 2010/1686 esas, 2012/1854 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı yasa maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 06.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy