(5237 S. K. m. 62, 86, 106, 125) (5271 S. K. m. 231, 267, 268, 269, 270, 271)
Dava: Hakaret ve tehdit suçlarından sanık T. B.'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 86/2, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2012 tarih ve 2009/983 esas, 2012/1025 sayılı kararınasanık tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına dair, (Bakırköy 10. Ağır ceza) Mahkemesinin 28/12/2012 tarih ve 2012/1021 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/04/2013 gün ve 101589 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; "Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2012 tarihli ve 2009/983 esas, 2012/1025 sayılı kararının 2-(a) nolu hüküm fıkrasında yer alan uygulama maddesinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1. maddesi olarak mahallinde mahkemesince düzeltilebileceği düşünülerek yapılan incelemede,
Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği sorulmadığı gerekçesiyle sanık tarafından yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/06/2011 tarihli ve 2011/6962-8790 sayılı ilamının içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesince verilen sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara sanık tarafından, beraat etmesi gerektiği yönünde itiraz da bulunulduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik bir itirazın bulunmadığı, mercii Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin sadece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesinin şartlarının olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği, şartların varlığı halinde sanık lehine olan durumun sanık aleyhine olacak şekilde kaldırılıp, yeniden duruşma yapılarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi yönünde karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık Tacettin Bilgici hakkında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2012 tarihli kararı ile, hakaret suçundan 2 ay 15 gün, tehdit suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın isnad edilen suçları işlemediğine yönelik itirazı üzerine, merci Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2012 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, kesin olan bu karara yönelik Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğuanlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyerek, uygulamanın sanığa sorulmadığı gerekçesiyle kaldıran merci kararının, hukuka uygun olup olmadığınınbelirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun CMK'nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının olmaması,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca "Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına" ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Koşullar arasında yer almayan " sanığın kabul etmesi" şartı 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasına eklenmiş ve bu değişikliğin gerekçesi olarak, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraza tabi olup; uygulamada itiraz mercii kararları şeklen incelemektedir. Her iki durumda da sanığın suçsuzluğunu ispat amacıyla kararı temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildir. Bu sebeple sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı olduğunu beyan etme ve dolayısıyla temyiz mahkemesinde beraat etme hakkının elinden alınmaması düşüncesiyle anılan hükmü ihdas eden madde eklenmiştir." denilmiştir.
CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK'nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK'nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK'nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; "İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir." şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunundenetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık Tacettin Bilgici hakkında hakaret ve tehdit suçlarından 1 yıl 8 ay ve 2 ay 15 gün hapis cezası verildiği, sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı veisnad edilen suçlar ile ilgili dosyaya yansıyansomut bir zararın olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak hükümden önce 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkra son cümlesinde yer alan, "sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez"hükmü uyarınca, sanıktan bu kurumun uygulanmasını kabul edip etmediği sorulmadan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve sanığın yüzüne karşı verilen bu kararaitiraz etmesi nedeniyle, kurumun objektif koşullarının bu aşamada oluşmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merciin hem usul hem esas yönünden inceleme yaparak her türlü hukuka aykırılığı denetleyebileceği, temyiz kanun yolunda aleyhe başvurunun olmaması durumunda cezanın aleyhe değiştirilemeyeceğine ilişkin kuralın, somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı ve yukarıda yer verilen 6008 sayılı Kanunun 7. maddesinin gerekçesi karşısında, sanığa kurumun uygulanmasını kabul edip etmediğinin sorulmaması ve sanığın da yüzüne karşı açıklanan bu karara itiraz etmesi nedeniyle, objektif koşulların oluşmadığıanlaşıldığından, merci kararına yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
IV- Karar ve Sonuç:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan kanun yararına bozma isteğinin reddine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy