Esas No : 2013/40148
Karar No : 2014/33702
Tebliğname No : KYB - 2013/364360
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık M.. G..'nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 125/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca iki kez 2.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2011 tarihli ve 2007/816 esas, 2011/434 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21/11/2013 gün ve 364360 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" şeklindeki 73/4. maddesi karşısında, adı geçen sanığın üzerine atılı kovuşturması şikâyete bağlı olan basit yaralama ve hakaret suçları ile ilgili olarak, müşteki M. Ş. G.'in talimatla Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 09/02/2011 tarihli celsede alınan beyanında, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçmiş olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın müşteki M.Ş.'e karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama ve hakaret eylemleri bakımından kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık M.. G.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2011 tarihli kararıyla, adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10.10.2012 tarihli kararıyla, mağdur M. Ş.G.'e yönelik eylemler yönünden, ceza miktarı itibariyle temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu cezaların infazı sırasında, mağdur M. Ş. G.'in hükümden önce şikayetinden vazgeçmiş olmasına rağmen, bu husus gözetilmeden sanığın cezalandırılmış olduğu belirlenerek, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturması şikayete bağlı olan hakaret ve yaralama suçlarında, hükümden önce gerçekleşen şikayetten vazgeçme nedeniyle CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi zorunluluğunun gözetilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
a- Hakaret suçu yönünden;
5237 sayılı TCK'nın 131/1. maddesinde "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun'un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da "Türk Ceza Kanununda öngörülen
düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada; mağdur M. . G.'in 09.02.2011 tarihli ifadesinde şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.
b- Yaralama suçu yönünden;
5237 sayılı Kanunun 86. maddesinde; “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur....” hükümlerine yer verilmiş, aynı Kanunun 87. maddesinin 3. fıkrasında ise; “Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelere göre, kasten yaralama suçunun TCK'nın 86/2. maddesinde düzenlenen basit hali hariç, diğer fıkralarında düzenlenen nitelikli hallerinin, kovuşturması şikayete bağlı suçlardan olmadığı anlaşılmaktadır.
İncelenen dosyada; Mağdur hakkında düzenlenen 25.06.2005 ve 15.07.2005 tarihli doktor raporlarında, nazal kemikte kırık oluşacak şekilde yaralandığının belirtildiği anlaşılmakla, vücutta kemik kırığına neden olan yaralama eyleminin kovuşturmasının takibi şikayete bağlı olmadığı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamasının da bu yönde olduğu ( 30.09.2014 tarih ve 2014/10767-31861) anlaşıldığından, bu suç yönünden kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalara göre kısmen yerinde görüldüğünden,
1-Hakaret suçundan sanık M.. G.. hakkında, Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22/09/2011 tarih ve 2007/816 esas, 2011/434 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Anılan Kanun maddesinin 4/d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
3-Yaralama suçunun nazal fraktür oluşturacak şekilde gerçekleştiği anlaşılmakla, takibi şikayete bağlı olmayan bu suç yönünden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
4-Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy