(5237 S. K. m. 43, 53, 119)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
Karar: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen eğitim ve öğretimin engellenmesi eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın, bir suç işleme kararı kapsamında, değişik zamanlarda katılanın eğitim ve öğretim hakkını engellemesi nedeniyle, TCK'nın 43/1 ve atılı suçu kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak işlemesi dolayısıyla da, aynı Kanunun 119/1-e maddeleri uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5237 sayılı TCK'nın 53/1- (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık E. R. P. müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1- (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 03.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık, üniversitede öğretim üyesi olup, diğer öğretim üyeleri gibi, mahkemelerin kararlarına göre, eğitim-öğretimin yapıldığı dersliklerle sınırlı olmak üzere, mahkeme kararına aykırı kıyafetle derslere giren öğrenciler hakkında tutanak tutup, durumu ilgililere iletmekle yetkili ve görevli kılınmıştır.
Suçun işlendiği tarihlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın konuyla ilgili kararları yürürlüktedir. Yasağın devam ettiği yönünde ilgili Üniversite Rektörlüğünün, Fakülte Dekanlıkları ile Yüksek Okullara gönderdiği 23 Mart 2011 tarihli yazılarından anlaşılmaktadır. Daha önce de, Fen Fakültesi Dekanlığının 16.4.2009 günlü yazısında aynı husus dile getirilmiştir.
Türkiye bir hukuk devleti olup (Anayasa, m.2); bu husus Anayasanın değiştirilemez temel ilkelerinden biridir (Anayasa, m.4). Hukuk devletinde mahkeme kararlarına uyulması zorunludur (Anayasa, m.138/ son). Anayasada kuvvetler ayrılığı ilkesi yer almakta olup (Anayasa Başlangıç, paragraf 4), yargı yetkisi (Anayasa, m.9) ilgili yargı organlarına göre ayrı ayrı belirlenmiştir. Yasaların Anayasaya uygunluk denetimini yapma yetkisi Anayasa Mahkemesine ait olup (Anayasa, m.148), Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlar, hüküm mahkemeleri dahil, herkesi bağlayıcıdır (Anayasa, m. 153/son). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46 ncı maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları mahkemesi kararları da üye ülkeler bakımından bağlayıcıdır. Anayasa Mahkemesinin bir parti kapatma davasında gerekçesine aldığı konuya ilişkin değerlendirmesinde AİHM, ihlal iddiasını yerinde bulmayarak, başvuruyu reddetmiştir. Danıştay da değişik vesilelerle verdiği kararlarda, aynı hususa işaret etmiştir.
Yasaların anayasaya aykırılığı konusunda tek yetkili mahkeme Anayasa Mahkemesi olup (iptal davası için, Anayasa, m.150; somut norm davası için, m.152), diğer mahkemelerin bu konuda yetkileri olmadığı gibi, diğer mahkemeler sadece somut norm denetimi yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesinin önüne götürebilirler. Bu denetim yolunda da, Anayasa Mahkemesinin kararı anayasada öngörülen beş aylık süre içerisinde verilmemiş olursa, esas mahkemeleri yürürlükteki yasayı uygulamakla yükümlüdürler (Anayasa, m.152). Hal böyle iken, anayasaya aykırılık konusunda nihai karar veremeyecek olan bir mahkemenin, konuyla ilgili olarak yetkili olan Anayasa Mahkemesinin birden çok kararını etkisiz kılacak bir yorum ve gerekçeye dayanması hukuka uygun kabul edilemez. Dolayısıyla, hüküm mahkemesinin, yetkili mahkemelerin kararlarını etkisiz kılarak, bu kararlara uygun davranılmasını yasaya uygun olmayan bir davranış biçiminde değerlendirmesi yerinde değildir.
Diğer yandan, Anayasada, "yasama ve yürütme organları ile idare, yargı kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" (Anayasa, m.138/ son) düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi dışında kalan yargı kararları ise, adli yargı kararları bakımından Anayasanın 154 üncü maddesindeki düzenleme gereğince Yargıtay'ca; idari yargı kararları bakımından ise, Anayasanın 155 inci maddesi gereğince Danıştay'ca denetlenebilir. Somut olayımızda, Danıştay idari yargının en üst mahkemesi olup, suç tarihinden önce verdiği karar henüz yürürlükte olduğundan, bu karara herkesin uygun davranmak mecburiyeti bulunmaktadır.
Dolayısıyla, pozitif hukuk bakımından, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın verdiği ve suç tarihi itibariyle halen yürürlükte olan kararların yerindeliğini tartışarak/geçersizliğini ilan ederek karar verilmesi mümkün değildir. Çünkü, mevcut hukuk sistemi içerisinde, bu iki yüksek mahkemenin kararlarını geçersiz ilan etmek, bir başka yargı organının görev ve yetkisi içerisinde değildir. Kaldı ki, AİHM'nin bu konudaki kararlarına uyulması zorunluluğu da bulunmaktadır. Ceza mahkemesi, sadece kendi görev alanına giren bir konuda karar verebilir; kendi görev alanıyla ilgili olmayan bir konuda, o mahkemelerin kararlarını geçersiz sayarak, karar veremez. Ceza mahkemesi, mahkeme kararlarına uygun davranılmasını cezalandıramaz. Böyle bir yaklaşım, kamu görevlilerini, mahkeme kararlarına uygun davranmaları halinde haklarında işlem yapılacağı korkusuyla görev yapamaz hale getirir. Hukuk devletinde hukuka uygun davranmanın yaptırımla karşılaşması, "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesinin ihlali olur (Anayasa, m.38/3; 5237, m.2).
Oysa hüküm mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ile Danıştay'ın bu konuda karar vermeye yetkili olmadıkları şeklinde bir gerekçeyle, Yüksek Mahkemelerin kararlarını etkisiz kılıcı bir yorumda bulunarak yasal yetkisinin sınırlarını aşmıştır. Hukuk devleti bir kurallar devletidir. Anayasa ve yasalarla yetkili ve görevli olan mahkemelerin verdikleri kararları etkisiz kılacak biçimde bir yorum yolunun tercih edilmesi karşısında, böyle bir mahkeme kararının onanması, söz konusu Yüksek Mahkemelerin kararlarının Anayasaya aykırı biçimde geçersiz kılınması sonucunu doğurur. Teorik olarak savunulabilecek yaklaşım ve değerlendirmelerin, ceza hukuku gibi, yasallık ilkesine sıkı sıkıya bağlı bir alanda kabul edilmesi mümkün değildir. Kuşkusuz ceza mahkemesi, kararını hukuka uygun vermek zorundadır; ancak, bu zorunluluk, mevzuat veya içtihat değişikliği gerçekleşene kadar, kendisi açısından bağlayıcı olan bir kararı geçersiz sayamaz. Böyle bir uygulama, hukukta istikrarı ortadan kaldırır. O nedenle, hüküm mahkemesinin kararının gerekçesinde yer alan bu yaklaşım biçimi Anayasanın yukarıda belirttiğim hükümlerine açıkça aykırıdır.
Somut olayımızda sanık, söz konusu mahkeme kararlarıyla ilgili olarak, Üniversite yetkili organlarının yazılarını dikkate alarak tutanak tutmak suretiyle, görev yaptığını düşünmüştür. Sanık suç tarihi itibariyle bir yasağa riayet edilmesi için, farklı yöntemlerle, durumu üniversite yetkili organlarına iletmiş ve kendisinden üniversite yetkili organlarının beklediğinin bu olduğunu düşünmüştür.
Tüm bu nedenlerle hüküm mahkemesince;
1-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarının yürürlükte olduğu, üniversitelerin bu kararlara uygun davranmaları gerektiği ve atılı suçun kasten işlenebilen bir suç olduğu da dikkate alındığında, sanığın söz konusu mahkeme kararlarına uygun davrandığı yönündeki savunmasının gözetilmemesi (5237, m.24/1),
2-Mağdurun, sanığın bu eylemleri nedeniyle derslerine devam edemediğinin ilgili fakülteden sorularak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,
3-Sanığın, Yüksek Mahkeme kararlarının ve bu kararların uygulanmasıyla ilgili olarak Üniversite yetkili organının yazısı doğrultusunda işlem yaptığı yönündeki savunmaları karşısında, cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında 5237 sayılı TCY'nın 3/1 nci maddesindeki "orantılılık" ilkesinin göz önünde bulundurulmaması,
Nedenleriyle, bozma kararı verilmesi gerektiğinden, Yüksek Çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2012/974
KARAR NO: 2012/1418
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
İDDİA: Danıştay 1.Dairesi'nin 21.03.2012/106-458 sayılı kararı ile Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Bölümü öğretim üyesi olan sanık E. R. P.'nün 2011 yılında Ege Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi F. N. G.'in başörtülü olarak bölüm binasına girmek istemesi üzerine uyarıda bulunduğu daha sonra ısrar ile güvenlik görevlisi çağırarak bölüm binasının dışına çıkardığı, sanığın müştekiye karşı fiziki engellemeleri defalarca tekrarladığı bazı kereler derse girip çıkması için rahatsız edici davranışlar sergilediği, bir çok kez fotoğraflar çekerek huzursuz olmasına neden olduğu, sanığın öğrencilerin kılık ve kıyafeti konusunda herhangi bir idari görevi olmadığı halde bu durumu ilgili birimlere bildirmek yerine doğrudan müdahalede bulunduğu, bu şekilde eğitim hakkını engellemesi nedeni ile Ege Üniversitesi Rektörlüğü'nün 02.01.2012 tarihli Lüzum-ü Muhakeme kararının onanarak sanığın Türk Ceza Kanunu'nun 112.maddesine göre yargılanmasına karar verilmesi nedeni ile dosya mahkememize tevzien gelmiştir.
SANIK SAVUNMASINDA,
1979 yılından itibaren Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptığını ve 2011 yılında Astronomi Bölümü Astrofizik Anabilim Dalı'nda öğretim üyeliği yaptığını, kendisinin üniversitede rektör, rektör yardımcılığı, fakültede dekan, dekan yardımcılığı gibi idari bir görevinin bulunmadığını, müştekinin kendi derslerinde öğrenci olarak bulunmadığını, müştekiye herhangi bir şekilde ders vermediğini, kendisinin Astronomi Bölümü'nde müştekinin ise Matematik Bölümü'nde öğrenci olarak bulunduğunu ve bu nedenle müştekiyi dersten çıkarma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Danıştay 8.Dairesi'ne uygun olarak öğrencilerin türban ile fakülte binalarına girişinin yasaklandığını ve bu yasağın üniversite yerleşkesinde sadece derslik değil tüm binaları kapsadığından başörtülü gördüğü öğrencilere yasağı sözlü olarak bildirdiğini, bu nedenle müştekiyi sözlü olarak uyardığını, Fen Fakültesi Dekanı Nadide KAZANCI'nın bu şekilde üniversiteye girebileceklerini müştekinin beyan ettiğini, bunun üzerine Ege Üniversitesi Rektörlüğü ve Fen Fakültesi Dekanlığı'na türban yasağı uygulamasında yapılması gerekenin ne olduğunu yazılı dilekçe ile sorduğunu, hiç birine cevap verilmediğini, Edebiyat Fakültesi'nde yazılan yazıya cevaben rektörlüğün türban konusunda bir değişikliğin olmadığını önceki durumun devam ettiğinin önceki mevzuatın yürürlükte olduğunu haricen duyduğunu ancak yasal durumun devam ettiğini bilmesine rağmen yasal durumun netliğinin bu yazıda olmadığını, genel bir ifade şeklinde cevabi yazı olduğunu, daha önce türbanın durumunu tespit eden Kemal GÜRÜZ YÖK başkanı iken Ülkü BAYINDIR Rektör, İsmail TÜRKAN'ın Fen Fakültesi Dekanı ve Nadide KAZANCI dekan yardımcısı iken kendilerine yazılı talimat ekleyerek rektörlüğe önceki yasal durumun ne olduğuna dair yazılı başvurusunun olduğunu, buna da bir yanıt alamadığını, özellikle binaların yeterli olmaması nedeni ile Matematik Bölümü öğrencileri ile Astronomi Bölüm öğrencilerinin aynı yerde ders gördüğünü, dersliklerin ayrı ancak girişlerinin aynı olduğunu, müşteki derslikte ya da bina içinde gördüğünde yine uyardığını, başörtüsünü çıkarmasını talep ettiğini, bu isteğini red edince hakkında tutanak tutacağını söylediğini, 2011 yılı Mart ayı içinde birisi derslikte olmak üzere diğeri blok içinde toplam 6 ya da 7 adet tutanak düzenlediğini tutanaklarda 15 tane tanığın imzasının olduğunu, ayrıca tutanaktan başka bir kez fotoğraf çektiğini, tutanağı desteklemesi ve tutanaklar hakkında şüphe uyanmaması amacı ile izin alarak fotoğraf çektiğini, savunma dilekçesi ekindeki fotoğrafların müştekinin rızası ile olup rektörlüğe ve soruşturma komisyonuna kanıt olarak sunduğunu, rıza ile fotoğraf çektiğini, Demet TUTAR, Zeynep ÇELİK, Burhan ASLAN'ın bildiğini, bu fotoğrafları basın yayın organına iletmediğini, sadece soruşturma komisyonuna verdiğini müştekinin eğitim hakkını engellemediğini, derslere yada binaya girişini engellemediğini, bu konuda 15 tane tanığının olduğunu, gerektiğinde bu tanıkların dinlenmesini istediğini beyan etmiştir.
Sanık TCK 123 ve 135.maddesinden ek savunmasında; önceki savunmalarını tekrar ettiğini beyan etmiştir.
Sanık müdafi; Türk Hukuk Sisteminde özellikle Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı ile üniversitelerde türbanlı şekilde derslere girmenin yasak olduğunu, Ege Üniversitesi Rektörlüğü'nün yazıları ile yasal mevzuatta bir değişiklik olmadığının bildirildiği, sanığın geçerli mevzuata göre eğitim ve öğretimi yürütmek zorunda olduğunu, bu nedenle türban ile üniversiteye gelen ve derslere giren öğrencileri uyarmak ve gördüğü hususları tutanak ile belirtmenin suç oluşturmadığı, sanığın hiç bir öğrencinin derslere girmesini fiziksel olarak engellemediği ve atılı suçu işlemediğinden beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
KATILAN BEYANINDA
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde öğrenci olarak 2008 yılında başladığını, Matematik Bölümü ile Astronomi Bölümü'nün derslikleri farklı olmak ile birlikte aynı ana bina çatısı altında olduğunu, 2011 yılında ikinci dönem derse başörtülü olarak girdiğini, daha sonra derse girmek için gittiğinde ana bina kısmında fotoğraflarının çekilmeye başlandığını fark ettiğini, fotoğraflarının çekilmesi halinde izninin alınmadığını, sanık tarafından fotoğrafının çekildiğini, ayrıca tutanak düzenleyeceğini söylediğini, bunun üzerine kendisinin de tutanak tutacağını söylediğini, sanığın kendisinin tutanak düzenlediğini, bu tutanakta imzasının olup olmadığını hatırlamadığını, kendisinin de tutanak tuttuğunu, soruşturma için gönderdiğini, aynı gün güvenlik görevlisini sanığın çağırtıp kendisini dışarı çıkarttığını, sonraki iki hafta boyunca her dersinin olduğu gün binanın ana giriş kapısının sanık tarafından tutularak içeri girmesinin engellendiğini, sabah 08:30 'da olan dersine ancak 07:30 'da giderek girebildiğini, derslikte olduğu zamanlar kendisini dersten çıkaramadığını, ancak çıkmasını söylediğini, tutanak tutacağını söylediğini, bunun için sanığın tanık aradığını, ayrıca derse girmeyi beklediği esnada dersliğe gelerek orada bulunanlara hitaben "benim bu şekilde derse girmemden rahatsızlık duyduğunu" beyan ettiğini, yine bir ders esnasında girerek yine tutanak tutmak istediğini beyan ettiğini, öğretim görevlisi izin vermediği için dışarı çıktığını, daha sonra avukatları ile gitmeye başladığında kapıda beklememeye başladığını, daha önceden de ayrıca peruk ile derse girdiğinde peruğu da çıkarmasını istediğini, peruğun çıkarılma olayının 3-17.03.2011 tarihleri arasında olduğunu, perukla binaya girmesine dair başka bir arkadaşının da tanık olduğunu, isminin F. G. Y. olduğunu, daha sonra da dersleri olduğu zamanlarda da yanına gelip tutanak düzenlediğini, başörtülü şekilde girerken Fen Fakültesinin diğer binalarında yasak yazısı asılı olmadığını, dekanlığa gittiklerinde dekanlık yetkilileri yasak yazısının kendilerinin asmadığını sanık tarafından asıldığı bildirildiğini, yine yaz okulu başladığında Haziran ayında başörtüsü ile binaya girmesinin sanık tarafından engellendiğini, bu tarihlerde serbest şekilde binaya girilebileceğine dair yazılarında yayınlandığını, bu şekilde girmek istediğinde dekan da gelse içeri almayacağını sanığın beyan ettiğini, kendisine doğrudan fiziki temas ve dokunma şeklinde bir müdahalesinin olmadığını, ancak girmek istediğinde ana giriş kapısını gerek içerden gerek ise dışardan tutarak girmesini engellemek şeklinde hareketi olduğunu, ancak bu hareketinin doğrudan temas şeklinde olmadığını, sanıktan şikayetçi olduğunu katılmak istediğini, uzlaşma talebinin olmadığını beyan etmiştir.
Katılan vekilleri; şikayetlerinin devam ettiğini, katılma talebi gibi sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini, daha öncede benzer suçlardan mahkumiyeti nedeni ile erteleme yada hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasını sanığın daha fazla eylemi olmakla birlikte atılı suç yönünden izin verildiğini sanığın atılı eylemlerini yeni tespit ettiklerini yaptıkları tespite göre başka kişilere de yasal dayanak olmadan eylemi gerçekleştirdiğini herhangi bir pişmanlık emaresi göstermediğini, bu nedenle atılı suçtan üst sınırdan ceza verilmesini herhangi bir tedbire çevrilmemesini talep etmişlerdir.
KANITLAR
I - TANIK BEYANLARI
1-TANIK F. G. Y. BEYANINDA
Ege Üniversitesi Matematik Bölümü 4.sınıf öğrencisi olduğunu başörtülü yada peruk ile gelindiğinde kendisine engel olunduğunu hatta baskı uygulandığını, başörtüsü ile geldiklerinde nasıl şort ile gelemiyorsak başörtülü de gelemezsiniz diye söz kullandığını, Matematik ve Astronomi Bölümü ana giriş binasının sanık tarafından tutulduğunu görmediğini ancak televizyondan gördüğünü, önlerine geçip derse girmesini engellediğini müştekinin derse girişinin sanık tarafından bu şekilde engellendiğinin bir çok kez gördüğünü, fotoğraf çekme olayını görmediğini beyan etmiştir.
2- TANIK F. D. BEYANINDA
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 2.sınıf öğrencisi olduğunu, müşteki ile başörtülü olduğu halde Fen Fakültesi Astronomi Bölümü'nün ortak olarak dersliklerinin bulunduğu binanın ana girişinden dersliklerine girmek istediklerinde sanığın içeriden kapıyı eli ile tuttuğunu girmelerini engellediğini, tam tarihi hatırlamadığını bu olayın 03.03.2011-12.03.2011 tarihleri arasında olduğunu neden engel olduğunu sanığa sorduğunda kapıda başörtüsü ile giremeyeceklerine dair yazıyı gösterdiğini, cebinden fotoğraf makinesi çıkarıp rızası dışında fotoğraflarını çektiğini, uzaklaşmalarına rağmen hala fotoğraf çektiğini fotoğraf çekme olayının binanın dış kısmında olduğunu, başka bir hareket görmediğini, fotoğraflarını başka yerde görmediğini dekan ile görüştüklerinde yazının sanık tarafından asıldığını ancak bu durumu görmediğini beyan etmiştir.
3- TANIK D. T. BEYANINDA
2011 yılında Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi olarak bulunduğunu şu an mezun olduğunu, müştekiyi daha önce tanımadığını tutanağın tutulduğu zaman gördüğünü, sanığın müştekiye türbanlı olduğu için hakkında tutanak tutacağını beyan ettiğini, kendilerine de tanık olup olmayacağının sorulması üzerine tutanağın altına imzasını attığını, söz konusu yeri C Blok olarak tabir edilen Matematik Bölümü ve Astronomi Bölümü olarak bilinen koridorun iç kısmında dersliklerin dışında olan koridor ve hol niteliğinde olan yerde olduğunu sanığın müştekiye fotoğrafını çekeceğini sorduğunda fotoğraf çekilmesine açıkça buyrun çekin diye bir beyanının olmadığını müştekinin gülümsediğini hatırladığını, 01.03.2011 tarihli tutanaktaki imzasının kendisine ait olduğunu, fotoğraf çekildiği esnada güvenlik görevlisi olmadığını, savunmaya ekli fotoğraf ek1-b'deki arkası dönük lacivert fularlı şahsın kendisinin olduğunu beyan etmiştir.
Z. Ç.'in fotoğraf çekilmesine müşteki tarafından müsaade edilmesine ilişkin beyanı ile çelişmesi üzerine sorulduğunda; fotoğrafımızı çekmeyin diye müşteki tarafından söz kullanıldığını hatırlamadığını ancak buyrun çekin demiş olabileceğini beyan etmiştir.
4- TANIK Z. Ç. BEYANINDA
2011 yılında Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi olduğunu, şu anda doktora öğrencisi olduğunu, Matematik Bölümü ile Astronomi Bölümü'nün olduğu binada ana girişten sonraki tarafta müştekinin yanında baş örtülü bir öğrencinin daha olduğunu ve sanığın konuştuğunu duyduğunu, sanığın haklarında tutanak tutacağını ve bu belgelemek için fotoğraf çekeceğini beyan ettiğini bunun üzerine müştekinin de tutanak tutacağını beyan ettiğini ve sanığın fotoğraf çektiğini, tutanak düzenlendiğini tutanağı kendisinin de imzaladığını, binanın ana giriş kapısının kapatılmasını, fiziki bir müdahalesini görmediğini savunmaya ekli ek1-b'deki fotoğrafın arka kısmında olan bir miktar yüzünün göründüğü fotoğraftan 2 bayandan sağ taraftakinin kendisinin olduğunu beyan etmiştir.
5- TANIK Ş. K. BEYANINDA
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi 2.sınıf öğrencisi olduğunu, katılan ile aynı evde kaldığını, rektörlükten geçen yıl (2011) yılında kıyafetin serbest olduğuna dair bir yazı geldiğini, matematik bölümü ve astronomi bölüm dersliklerinin olduğu ana binanın girişinde sanığın beklediğini ve hiç bir başörtülü öğrencinin içeri girmesine izin vermediğini, müştekinin başörtülü olduğu için günlerce derse giremediğini kendisinin de bu nedenle bir çok kez derslerinden kaldığını kendisine bir müdahale olmamakla birlikte başörtülü öğrenci geldiğinde arkasından tutarak girmelerini engellediğini, yüksek sesle burada yasak yazısını görmüyor musunuz diye söz kullandığını, müştekiye karşı bu hareketleri yaptığı gibi bütün başörtülü öğrencilere karşı da bu hareketi yaptığını, dekanlığa gittiklerinde sanık ile baş edemediklerini dekanlığın kaldırmasına rağmen sanığın yazıları astığını bildirdiklerini, ancak yasak yazısını asarken bizzat görmediğini, müştekinin peruk ile geldiğinde müdahalesini görmediğini beyan etmiştir.
6- TANIK K. Y. BEYANINDA
Ege üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Genel Astronomi Ana Bilim Dalında doçent sıfatı ile öğretim üyesi olarak görev yaptığını, çalışma odasının zemin katta olup Astronomi ve Fen Fakültesi dersliklerinin olduğu yere giren ana girişin karşısında zemin katta en yakın odanın kendi odası olduğunu, bu tür olaylar olduğunda çıkıp baktığında olayları görebildiğini, sanığın başörtülü olarak gördüğü öğrencileri başörtülü olarak girişlerinin yasak olduğuna dair uyardığını, uyarıyı dikkate alan öğrencilerin başörtülerini çıkarıp derse girdiğini, müştekiyi de hatırladığını müştekinin başörtü konusu da daha duyarlı davrandığını ana girişte başörtülü öğrenciler ile sanığın muhatap olduğunu gördüğünü, kapının dışardan tutulmasının yada ana girişin tutulması konusunda bir müdahalesinin olmadığını, yüksek öğretimden gelen yazılara göre tutanak tutulması gerektiği söylendiği için sanığın bu şekilde tutanak tuttuğunu, sanığın odasının zemin üzeri birinci katta olduğunu, kendisinin odasının üst katında olduğunu, fiziksel temasının olmadığını, iki kez fotoğraf çekildiğini, fotoğraf çekilmesi için sanığın sorduğunu rıza gösterildiğini gülümseyerek poz verildiğini gördüğünü müştekinin fotoğraf anını tam hatırlayamadığını, 01.03.2011 tarihli tutanaktaki imzanın kendisine ait olduğunu, 2011 yılında bölüm başkan yardımcısı olduğunu, şu anda idari bir görevinin olmadığını beyan etmiştir.
7- TANIK Z. A. BEYANINDA
Ege üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü 3.sınıf öğrencisi olduğunu kendisinin Azerbeycanlı olduğunu kendisinin müşteki ile üniversite ana girişine geldiğinde sanığın karşılarına çıkarak yanında müştekide olduğu halde ana girişten girmelerini engellediğini kapıya durarak girişlerini engellediğini kendilerine doğrudan fiziksel müdahalesinin olmadığını yüksek sesle bağırdığını ve kendilerine özellikle "geri kafalı" diye söz kullandığını, ancak bu sözü genel kullandığını doğrudan müştekiye söyleyip söylemediğini hatırlamadığını sanığın iki elini kapının iki tarafına koyup girmelerini engellediğini bu engellemelerin 2011 yılı boyunca olduğunu güvenlik görevlilerinin de olay yerinde olduğunu ancak güvenlik görevlileri olmadığı halde de bu şekilde engelleyici hareketinin olduğunu sanığın ders zamanlarını takip ettiklerini sayı veremeyeceğini ancak çok sayıda engellemesinin olduğunu beyan etmiştir.
8- TANIK G. V. BEYANINDA
Ege üniversitesi Fen Fakültesi 4.sınıf öğrencisi olduğunu, 2011 yılında 3.sınıfta iken Fen Fakültesi ile Uzay Bilimlerinin ortaklaşa kullandığı ana girişte sanığın devamlı şekilde başörtülü öğrencilerin devamlı şekilde kapıda bekleyerek güvenlik görevlilerini çağırarak müştekiye bizzat "siz gericisiniz" diye söz kullanarak engellediğini doğrudan fiziksel müdahalesinin olmadığını, kapının arkadan tutulduğunu görmediğini ancak açık olan kapının iki yandan eli ile tutarak başörtülü öğrencileri engellediğini kendisinin başı açık olduğu için girebildiğini bir engel ile karşılaşmadığını siz gericisiniz diye söz kullandığını bir kez gördüğünü kapıyı girmeyi engelleyecek şekilde durduğunu iki kez gördüğünü, tarihlerini tam hatırlamadığını kapının önünde bekleme olayının çok fazla olduğunu, fotoğraf çekme olayını görmediğini beyan etmiştir.
9- TANIK S. E. BEYANINDA
Ege üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde profesör doktor olup öğretim üyesi olarak görev yaptığını, 2011 yılında bölüm başkanlığı yaptığını, matematik bölümündeki derslikte sanığın başörtülü öğrenci olduğunu bildirmesi üzerine, sanığın talebi üzerine bu dersliğe gittiğinde müştekinin derste olduğunu gördüğünü sanığın mevzuata göre bu şekilde derse giremeyeceğini beyan ettiğini, fotoğraf çekmediğini başka bir söz kullanmadığını kendisinin tutanağı imzaladığını, sanığın matematik bölümü ile ortaklaşa kullanılan ana girişine giren öğrencileri uyardığını ve sanığın tutanak düzenlediğini bildiğini, binaya girişini engellemek amacı ile kapıya durarak girişin engelleme hareketini görmediğini, 21.03.2011 ve 30.03.2011 tarihli tutanaklardaki imzaların kendisine ait olduğunu, bahsettiği olayın ders başlamadan önce ders öncesi olduğunu, Matematik Bölümünde ders vermediğini, söz konusu derslikte bazen Astronomi Bölümünde de ders verildiğini ancak olay anında Matematik Bölümüne ait ders öncesi olduğunu beyan etmiştir.
10- TANIK E. D. BEYANINDA
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimlerinde Genel Astronomi Bölümünde araştırma görevlisi olarak bulunduğunu, üniversite de iken sanığın tutanak tutulacağını beyan etmesi üzerine Matematik Bölümüne ait dersliklere gittiğinde müştekinin en ön sırada baş örtülü olarak bulunduğunu ders öncesi olduğunu sanığın Anayasa Mahkemesi kararları olduğunu bu şekilde derslere girilemeyeceğini tutanak tutacağını beyan ettiğini, müştekinin bu esnada telefon ile bir yere aradığını, orada bulunan öğrencilerinde tutanağı imzalamak istediklerini bildirmelerine rağmen müştekinin onların imzasına gerek olmadığını bildirdiğini sanığın fiziksel bir müdahalesinin olmadığını dersten çıkmak istemediğini, müştekinin tutanaktan suret istemesi üzerine fotokopi çekerek bir suretin müştekiye verildiğini, başka zamanlar sanığın ana girişte engelleme hareketi görmediğini ancak başörtülü olan girenler hakkında işlem yaptığını gördüğünü engelleme hareketini görmediğini, 22.03.2011 tarihli tutanağın doğru olduğunu, imzanın kendisine ait olduğunu, tutanak düzenleme anında kendi bölümüne ait dersin olmadığını beyan etmiştir.
11- TANIK Z. B. BEYANINDA
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimlerinde Astrofizik Ana Bilim dalında doçent doktor sıfatı ile öğretim üyesi olarak görev yaptığını, aynı bölümde bulunan sanığın ortaklaşa kullanılan ana girişte başörtülü olarak girilemeyeceğini bildirerek tutanak tuttuğunu gördüğünü, fotoğraf çekilme anını görmediğini, kapıyı tutma anını görmediğini, sanıkta fotoğraf makinesi olduğunu sanığın başörtülü olan öğrencilerin kendilerinin rızası ile çektiğini söylediğini, 30.03.2011 tarihli tutanaktaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
12- TANIK N. K. BEYANINDA
2008 yılından itibaren Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı'nı yaptığını, 2011 yılında ve halen görevine devam ettiğini, sanığın Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına aykırı şekilde öğrencilerin başörtülü olarak derslere alınmaması için başvuruda bulunduğunu, müştekinin de derse ve binaya girilmesini engellendiğini bildirerek kendilerine başvurulduğunu, Matematik Bölümü ile Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü'nün aynı binada faaliyet gösterdiğini kendilerine bağlı toplam 7 bölümden ikisi olduğunu, 2 bölümün ortaklaşa kullanılan binanın ana girişinde sanık tarafından müştekinin de binaya girişini bizzat kapıyı tutanak engelleme şeklinde olmayan ancak bina ana girişinde baş örtülü olarak binaya girişin mümkün olmadığına dair bir takım evrakların gösterildiğini hatırladığını, bizzat gördüğünü, öğrencilerin Cumhurbaşkanlığı ve YÖK'e başörtüsü nedeni ile başvurması nedeni ile Yüksek Öğretim Kurumunun (YÖK) (sanık hakkında) Öğretim Elemanı ve memurları disiplin yönetmeliğinin 9.maddesinin (i) bendi uyarı ve değişim yapılmasına dair yazının gönderildiğini, kendilerine gelen başörtülü öğrenciler ile ilgili olarak YÖK'ten gelen yazılı bir metin olmadığını ancak bir önceki YÖK başkanının sözlü şekilde öğrencilerin baş örtülü olarak derse girmek istediğinde izin verilmesi ancak bu hususun tutanak olarak tespit edilerek üst yönetime bildirilmesi şeklinde sözlü bir talep olduğunu, 2010 yılında Danıştay kararına göre daha önceden başörtülü olarak binalara girilemeyeceğine dair yazı astıklarını daha sonra bu yazıların kaldırıldığını, 2011 yılı itibari ile asılan bu yasağa dair bir yazı olmadığını, ancak öğretim üyelerine başörtülü olarak derse girilmesi halinde bu hususun tutanak ile tespit edilerek taraflarına bildirilmesini talep ettiklerini, 2011 yılında başörtüsü ile ilgili olarak girişte yazı görmediğini ve yasaklayan uyarı yazısı asıldığını duyduğunu, sanık tarafından asıldığının kendisine söylendiğini bu uyarı yazılarının kendisinin kaldırdığını, kendilerine gelen öğrencilere başörtüsü ile derse girilebileceğini ancak öğretim üyelerinin kendileri hakkında tutanak düzenleyebileceğini, tutanağa göre haklarında mevzuat gereği işlem yapılabileceğini söylediğini, 16.04.2009 tarihli ve 332 sayılı sanığa hitaben bir sayfalık yazının kendisine ait olduğunu, türbanlı ve başörtülü olan öğrenciler için rektörlüğe ve oradan da Yüksek Öğretim Kurumu"na yazıların gönderildiğini, sanığın katılana karşı eylemleri nedeni ile disiplin soruşturması açıldığını ve sanık hakkında kınama cezası verildiğini, rektörlük tarafından onandığını, daha sonra sanık tarafından kınama cezasının iptali için İdari Mahkemeye dava açıldığını davanın halen derdest olduğunu beyan etmiştir.
13- TANIK O. Ç. K. BEYANINDA
1995 yılından itibaren Ege Üniversitesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, C Blok olarak tarif edilen Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümü ile Matematik Bölümünün ortaklaşa kullandığı bina girişinin engellendiğinin bildirilmesi üzerine gittiklerinde başörtülü öğrencilerin kapının dışında olduğunu sanığın kapının önünde dışarda olduğunu, sanığın elinde bu şekilde binaya girişinin yapılamayacağını bildiren bir kısım belgeler olduğunu ve bu şekilde binaya giremeyeceklerini söylediğini, fiziki olarak kapıyı tutma gibi bir eyleminin olmadığını, tam tarihini hatırlamadığını daha sonra sanık ile başörtülü bir kısım öğrencilerin dekan yardımcısına gittiğini, daha sonra ne olduğunu bilmediğini, sanığın ellerini açacak şekilde durmadığını ancak kapının önünde durduğunu sanığın geçenlere temas etmeden girmesini engelleyecek şekilde durduğunu olay anında tutanak düzenlendiğini, 07.03.2011 tarihindeki tutanaktaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
14- TANIK Z. E. BEYANINDA
2003 yılından itibaren Ege Üniversitesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ortak kullanılan ana giriş binasından başörtülü olan öğrencilerin sanık tarafından alınmadığını gördüğünü kendisine de sanık tarafından başörtülü öğrencilerin alınmaması gerektiğini söylediğini bunun üzerine kendisinin böyle bir yetkisinin olmadığını söylediğini, bu başörtülü öğrenciler arasında müştekinin olup olmadığını şu an hatırlayamadığını sanığın ana girişin açık olan kapının iç kısmında durduğunu, başörtülü olan öğrencinin girmesini engellediğini, kendisinden sonra güvenlik görevlilerinin olay yerine geldiğini, olay tarihini hatırlamadığını beyan etmiştir.
15- TANIK A. İ. BEYANINDA
Ege Üniversitesinde 6 yıldır güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, ancak kendisinin devriye görevlisi olarak çalıştığını, haber verilmesi üzerine olay yerine intikal ettiğini, görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, sanığın başörtülü öğrencileri ana binaya ve derse almadığı şeklinde ihbar geldiğini beyan etmiştir.
16- TANIK F. Ö. BEYANINDA
Ege Üniversitesinde Matematik Bölümü öğrencisi olduğunu, müşteki ile aynı sınıfta olduğunu, katılanın başörtülü olduğu için sanık kapıda olduğu zaman derse giremediğini sanık tarafından müştekinin yanında iken yasak olduğunu söylendiğini, kendisinin başını açarak bölüm binasına girdiğini katılan başını açmadığı için giremediğini, bu nedenle final sınavları olduğunda da girmediği olduğunu, sanık tarafından fark etmeden içeri girilmiş olduğu zaman bölüme gelerek başörtülü olarak derse girmenin yasak olduğunu, başörtüsü ile gelmenin yasak olduğunu söylediğini sanığın uzunca bir süre ana girişte beklediğini, bu şekilde beklemesinin sanığın derslerini de engelleyebileceğini düşündüğünü, ana girişte sanık durduğu için fiziksel olarak temasta bulunamadan içeri giremediklerini, fiziksel olarak engelleme ya da kapı itme olmadığını ancak kapı önünde girişi engelleyecek şekilde durduğunu, matematik bölümünde iken ders öncesi müşteki başörtülü iken sanık gelerek bu şekilde durulmasının başörtülü olmayan öğrencileri rahatsız ettiğini beyan ettiğini, 09.03.2011 tarihinde bu olayın meydana geldiğini, başını açarak içeri girdiğinde sanığın kendisine bu şekilde girdiği ve zorluk çıkarmadığı için teşekkür ettiğini, sanık kapıda durduğu için bir bayanın başörtüsü açmadan kapıdan içeri girmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
17- TANIK B. U. BEYANINDA
Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde 2012 yılında mezun olduğunu, kendi fakültelerine baş örtülü şekilde girilebildiği halde yan binada öğretim gören müştekinin giremediğini, bu şekilde girilip girilemediğini kontrol etmek için içeri girmek istediğinde binanın ana girişinde sanık ile karşılaştığını kendisinin de başörtülü olduğunu, bu şekilde girilemeyeceğini sanığın söyleyip fotoğraf çekeceğini söylediğini ve fotoğraf çekeceğine şaşırıp çekemeyeceğini söyleyip şaşkın bir halde iken kendisinin ve müştekinin fotoğrafını çektiğini, 2011 yılında Matematik ve Uzay Bilimleri binasının ortaklaşa kullandığı ana giriş kapısında kollarını açarak ya da yine kapıya durarak bina içine müştekinin girişini engellediğini gördüğünü, ayrıca binaya girdikten sonrada sanık tarafından binadan çıkarıldığını gördüğünü, ayrıca bu durumu engellemek için müştekinin 07:00'da gelmesine rağmen bina içinden çıkarıldığını bu şekilde derslere girişinin engellendiğini, daha sonra başörtülü olarak binalara girilemeyeceğine dair yazının fakülte yönetimi tarafından kaldırıldığının söylendiğini ve kaldırılmış olduğunun söylendiğini ancak buna rağmen sanığın bina girişine yasak yazısını astığını, müştekiye sanık tarafından bu şekilde uygulama yapıldıktan sonra müşteki ile daha samimi şekilde arkadaşlık ettiğini, verdiği bilgilerin bizzat görgüye dayalı olduğunu, Biyoloji Bölümüne gidebilmek için Matematik ve Uzay Bilimlerinin ortaklaşa kullandığı binanın önünden geçmek zorunda olduğunu ayrıca Biyoloji, Kimya, Matematik ve Uzay Bilimlerinin kullanmış olduğu binanın tam orta yerinde bulunan kafeteryadan söz konusu yer görüldüğü için ve kendilerine farklı uygulama yapılması nedeni ile uygulamayı özel olarak takip ettiğini, 03.03.2011 tarihli tutanağın doğru olduğunu, fotoğrafların çekildiği tarihinde bu tarih olduğunu, sanığın savunma dilekçesinde Ek1-a Ek1-b, ek1-c'deki 4 adet fotoğraftaki sol tarafta bulunan şahsın kendisi olduğunu beyan etmiştir.
18- TANIK H. E. BEYANINDA (Avukatlık Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'na göre katılanın avukatı olduğundan katılanın ve tanığın muvafakati alınmıştır.)
Katılan vekili tarafından kendisine üniversitede başörtülü öğrencilerin girişinin engellendiğini bildirildiğinden kendisinin de bu olayı görmek için Ege Üniversitesi Fen Fakültesi bina girişine gittiklerinde, sanığın katılanı bina ana girişinde elini de uzatarak " bu şekilde buraya giremezsiniz " diyerek engellediğini gördüğünü, kendileri oraya yöneldiğinde sanık durumu fark edince oradan uzaklaştığını, konuşmak istemelerine rağmen oradan uzaklaştığını bir açıklama yapmadıklarını, fakülte yönetimine gidip öğretim üyeliği dışında ayrı bir görevinin olup olmadığı sorulduğunda ayrı bir görevi olmadığını söylendiğini, ayrı bir tutanak tutulduğunu, 17.03.2011 tarihli tutanağın doğru olduğunu, imzanın kendisine ait olduğunu, fakülte yönetimi tarafından sanığın eylemlerinin kişisel tasarrufu olduğunun söylendiğini beyan etmiştir.
II-FOTOĞRAFLAR
Sanık tarafından çekilen 4'ünde katılanın olduğu 6 kare olan 3 adet fotoğraf (Sanığın el yazılı soruşturma aşamasındaki soruşturma komisyonuna verdiği 31.05.2011 tarihli savunmasına ekli ek1-a, b, c)
III-TUTANAKLAR
- 07.03.2011 tarihli F. N. G.'in Fen Fakültesi C Blok içine girdiği ve blok içinde türban ile bulunduğuna dair (Sanığın el yazılı soruşturma aşamasındaki soruşturma komisyonuna verdiği 31.05.2011 tarihli savunmasına ekli ek 2)
- 22.03.2011 tarihli F. N. G.'in Fen Fakültesi C Blok C 013 no'lu derse saat 13:00'da girdiği ve uyarılara karşı türbanını çıkarmayacağını belirttiğine dair sanığın el yazısı ile hazırlanmış tutanak (Sanığın el yazılı soruşturma aşamasındaki soruşturma komisyonuna verdiği 31.05.2011 tarihli savunmasına ekli ek 7)
-29.03.2011 tarihli C Blok kapısında sanık tarafından katılanın türbanı ile görüldüğüne dair ve türban ile bloklara giremeyeceği uyarısına rağmen blokta ve derste F. N. G.'in türbanını çıkarmayacağına dair sanık tarafından el yazısı ile düzenlenmiş tutanak (Sanığın el yazılı soruşturma aşamasındaki soruşturma komisyonuna verdiği 31.05.2011 tarihli savunmasına ekli ek 8)
Katılan vekillerince İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen 07.04.2011 tarihli şikayet dilekçesine ekli olan;
-03.03.2011 tarihinde Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü binası içinde katılanın başörtüsü ile bulunduğu esnada sanık tarafından önce dışarı çıkarılmaya çalışıldığı, sanığın öfkeli bir tavır sergilediği huzuru bozmak ile suçladığı, katılanın huzur bozucu ve rahatsız edici bir tavrının olmadığını beyan ettiği sanığın istediği dışında pek çok fotoğrafını çektiği daha sonra güvenlik görevlilerine tutanak tutturarak bu durumu belgelediği ve güvenlik görevlileri ile birlikte bina dışına çıkarıldığı ve Burcu ULUDAĞ'ın imzasının da bulunduğu tutanak
-09.03.2011 tarihli katılanın el yazısı ile düzenlenmiş C Blok 013 no'lu dersliğe sanığın gelerek katılana karşı pek çok kişinin rahatsızlığını ileri sürerek giyim tarzından huzuru kaçırdığı iddia edilerek kışkırtıcı onur kırıcı cümleler kurduğu ve tutanak düzenleyeceğini söyleyerek ayrıldığına dair Fatma ÖKDEM'in de imzası bulunan tutanak
-Katılanın el yazısı ile düzenlenmiş 10.03.2011 tarihli Fen Fakültesi Matematik Bölümü binası içerisine başörtüsü ile girmesi üzerine sanık tarafından kapının tutulması suretiyle girişinin fiili olarak engellendiği dersine giremediğine dair tutanak
-15.03.2011 tarihli sanık tarafından Fen Fakültesi Matematik Bölümüne katılanın peruklu olarak girmesinin engellendiği derslerine fiili olarak kapının tutulması nedeni ile giremediğine dair Fatma Ünseri YAŞAR'ın da imzası olan tutanak
-17.03.2011 tarihli Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü bina girişinde sanığın dışarıda bekleyen 4 başörtülü öğrenciye yaklaşarak sanık böyle girmeyin kapıdan dediği ve bu durumu her gün ceyran ettiği, öğrencileri peruklu dahi bina içine sokmadığı ve bina içinde sürekli olarak resimlerini çekerek taciz ettiği, başörtülü öğrencilerin derslere giremediğine dair katılan vekilleri ve öğrenci S.D. K.'nun imzası olan el yazılı tutanak
-30.03.2011 tarihli Fen Fakültesi C Blok 013 no'lu derslikte Analiz-2 uygulama dersine gelip ders hocasına derse başlayıp başlamadığını sorduğu başladığını söylediğinde sanığın tutanak tutacağını söylemesi üzerine hocanın derste bunu istemeyeceğini söyleyip sınıftan ayrıldığına dair U. Ş.'in imzası olan tutanak
DOSYANIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL
Anayasamızın 24.maddesinde din ve vicdan özgürlüğü, 42.maddesinde eğitim ve öğrenim hakkı açıklanmış, 10.maddesinde ise kanun önünde eşitlik prensibi (ayrımcılık yasağı) açıklanmıştır.
Anayasamızın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin 13.maddesinde "temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar Anayasa'nın sözüne ve ruhuna demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz" şeklinde belirtilen hak ve özgürlüklere ancak kanun ile sınırlama getirilebileceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (10/2 maddesi) düşünceyi açıklama özgürlüğünün kanun ile yapılabileceğine ilişkin istisnai hükmü Anayasamız da açıklanan tüm temel hak ve özgürlükler için getirilmiş biçimsel bir güvencedir.
Anayasamızın 153/3 maddesinde Anayasa Mahkemesi'nin kanun ya da kanun hükmünde kararname iptallerinde "Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez" şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Anayasamızın 13.maddesi ile 153/3.maddelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu özgürlükler ancak kanun ile sınırlandırılabileceğinden Anayasa Mahkemesi kanun koyucu gibi özgürlüklerin sınırlandırılmasına dair iptal kararı veremeyecektir.
Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesi, özgürlükleri düzenleyen bir yasanın, özgürlük tanıyan bir hükmünü iptal suretiyle özgürlükleri sınırlandırıcı bir karar veremeyeceği; ancak özgürlükleri sınırlandıran yasa hükmünü iptal suretiyle özgürlükleri genişletebileceği son derece açık bir husustur.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi'ne verilmeyen bir yetkinin diğer mahkemelere bu bağlamda Danıştay'a da verilemeyeceği açıktır. Danıştay'ın da özgürlükler söz konusu olduğunda sınırlama Anayasamızın 13.maddesine göre ancak yasa ile yapılabileceğinden genel düzenleyici işlem ya da yönetsel işlemleri iptal suretiyle özgürlükleri sınırlandırıcı bir karar veremeyeceği açıktır.
Üniversitelerde başörtüsü ile ilgili olarak derse girmek Anayasamızın 13. maddesine göre ancak yasa ile sınırlandırılabileceğinden yasa ya da genel düzenleyici işlem iptali suretiyle yasaklama getirilemeyeceğinden ve üniversitelerde başörtüsü ile derse girmeyi yasaklayan bir yasa hükmü bulunmadığından üniversitelerde başörtüsü ve türban ile derse girilebileceği açıktır.
Üniversitede Fen Fakültesi dekanı olan tanık Nadide KAZANCI tarafından başörtülü öğrenciler ile ilgili olarak YÖK'ten kendilerine gelen yazılı bir metnin olmadığı, derse başörtülü olarak girilmesi halinde buna izin verilmesi ancak tutanak ile tespit edilerek üst yönetime bildirilmesi şeklinde bir uygulama yapılması gerektiği bildirilmiştir. (06.09.2012 tarihli duruşma tutanağının 6. sayfasının sonu ile 7. sayfasının başı)
Sanık savunmalarında başörtüsü ve türban ile derse ve binalarına girmesi mümkün olmadığından bu nedenle mevzuatı uyguladığını beyan etmiştir.
Sanığın üniversitede doğrudan mevzuatı uygulama ve disiplini sağlama yönünden herhangi bir şekilde rektör, rektör yardımcılığı, dekan, dekan yardımcılığı ya da bölüm başkanlığı söz konusu değildir.
Başörtüsü ve türban yasağının üniversite içerisinde var olduğunu kabulü halinde dahi bu eylem en fazla "disiplin" yaptırımı işlemini gerektirebilecektir.
Kamu görevlilerinin disiplin ile ilgili olarak herhangi bir belirtilen idari görevleri olmadığı takdirde işlem yapma yükümlülüğü olmayıp ancak gördükleri eylemin "suç" oluşturması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 279.maddesi ile yaptırıma bağlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu oluşmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın herhangi bir şekilde üniversite ve fakültede disiplin yönünden bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte üniversite yönetiminin bir kez başörtülü ya da türbanlı olarak görmesi halinde bu durumun tutanak ile üniversite yönetimine bildirmesinde bir suç kastının olmayacağı, yasaları ve mevzuatı uygulama düşüncesi ile hareket etme savunmasında başörtü yasağı olduğunun kabulü halinde hukuka uygunluk nedeni olacağı açıktır.
Katılan tarafından ilk tutanağa herhangi bir itiraz olmamasına rağmen sanığın kendi bölümü dışında Matematik Bölümü dersliğine de gelerek tutanak tutmaya devam ettiği yine katılan tarafından bir itiraz olmamasına rağmen tutanağı desteklemek amacı ile fotoğraf çektiği açıktır.
Tanık ifadelerinin görgü içeriklerine ve hayatın olağan akışına göre doğruyu yansıttığı katılan ya da sanık tarafından yönlendirilmedikleri kanaatine varılmıştır, tanıkların şablon ve motomot şekilde birbirini tekrar eden ifadeler vermemiş olmaları nedeni ile görgü içeriklerine uygun şekilde ifade verdikleri kanaatine varılmıştır.
Tanık Z. B. sanığın fotoğraf makinesi olduğunu söylediği halde sanığın da kabul ettiği fotoğraf çekme olayını görmediğini beyan etmesi nedeni ile sanığın yönlendirmesi halinde fotoğraf makinesinin olduğuna dair bir beyanının olmayacağı bu nedenle sanığın tanıkları yönlendirmesine ilişkin bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.
Tanık G. V. sanığın kabul ettiği fotoğraf çekme anını görmediğini şayet katılan tarafından yönlendirme halinde bu fotoğraf çekme ile de ilgili beyanda bulunacağı anlaşıldığından sanığın da tanıkları yönlendirmediği kanaatine varılmıştır.
Bir kısım tanık ifadelerinin sanığın bir kısım eylemlerini görmediklerini beyan etmiş olmaları bu eylemlerin vuku bulmadığı sonucunu doğurmayacağı bu tanıkların yalan ifade verdiği anlamına gelmeyeceği zira tanıkların devamlı olay yerinde bulunmalarının hayatın olağan akışına uymadığı gibi olumlu bir durumun veya eylemin kanıtlanmasının doğru ifade verdiği kanaatine varılan tanık ifadeleri ile mümkün olduğu genel ispat (kanıt) değerlendirme kuralıdır.
Sanığın katılana karşı bir eylemi olmadığını beyan eden tanıkların bu beyanlarını diğer tanıkların beyanları ile çelişki kabul etmek mümkün değildir. Zira söz konusu tanıkların görmediği zamanlarda eylemin gerçekleşmesi mümkün olduğu gibi belirtilen rahatsız edecek şekilde tutanakların fazla olması, yine sanık tarafından ibraz edilen fotoğraflar ile fotoğraf çekildiğinin de teyit edilmiş olması nedenleriyle bu tanıkların görmediği zamanlarda eylemlerin gerçekleşmesi mümkün olduğundan bu tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarına dair bir değerlendirme mümkün değildir.
Sanığın mahkememizce kabul edilen eylemleri ve kanıtlar
1-Herhangi bir neden olmadığı halde birden fazla yetkisiz şekilde katılan hakkında tutanak düzenlemek.
-Sanığın kabulü
-Tutanaklar bölümünde belirtilen katılan tarafından ibraz edilen 03.03.2011 tarihinden sonraki tutanaklar
-Tanık S. E., tanık E. D., tanık Z. B.'un beyanları
2-Katılana başörtülü olması nedeni ile hakaret teşkil eden sözler kullanması.
Tanıklar Z. A. ifadesinde; sanığın yüksek sesle müşteki de olduğu halde kendilerine "geri kafalı" diye söz kullandığını beyan etmiş olması yine tanık G. V. bizzat sanığın müştekiye "siz gericisiniz" diye söz kullandığını beyan etmiş olması nedeni ile sanığın söz konusu müştekiye hakaret teşkil eden sözler kullandığı kanaatine varılmıştır. Özellikle tanık G. V. sanığın kendisinin de kabul ettiği fotoğraf çekme olayını görmediğini beyan etmiş olması nedeni ile şayet katılan tarafından yönlendirme olması halinde fotoğraf çekme olayını da gördüğünü beyan edeceğinden bu tanığın gördüklerini doğru olarak yansıttığı anlaşıldığından sanığın söz konusu hakaret teşkil eden sözleri katılana karşı sarf ettiğinin kabulü gerekmiştir.
3-Katılanın rızası olmaksızın başörtülü şekilde fotoğrafını çekmek.
-Sanığın fotoğraf çektiğine dair kabulü
-Tanık F. D., tanık D. T., tanık B. U.'ın beyanları
-Sanığın savunmasına ekli ek1-c'deki üst tarafta bulunan sanığa karşı katılanın yüzü dönük olmadığı halde herhangi bir poz verme durumu olmayan fotoğraf
4-Katılan peruk ile geldiği halde üniversite binasına girişine engel olmak.
Tanık F. G. Y.'ın beyanı
5-Ortak kullanılan bina giriş kapısına sanık ile temas olmaksızın girilemeyecek şekilde durarak girişe engel olmak.
Tanık Z. A., tanık G. V., tanık O.Ç., tanık Z. E., tanık F. Ö., tanık B. U., tanık H. E.'ın beyanları
6-Ortak kullanılan bina giriş kapısını arkadan tutmak suretiyle bina girişine engel olmak
Tanık F. D.'un beyanı
Sanığın yetkili olmadığı halde üniversite binalarına başörtüsü ve türban ile girilmesinin yasak olduğuna dair yazı asma eylemi doğrudan katılanın eğitim özgürlüğünü engelleme olarak görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; sanığın Astronomi Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu halde Matematik Bölümü öğrencisi katılan hakkında eğitim ve öğretim hakkını engelleyecek şekilde yetkisiz tutanaklar tuttuğu gibi, bina ana girişinde kapıdan içeri girişi engelleyecek şekilde durduğu, kapıyı arkadan tuttuğu, rızası dışında fotoğraf çektiği, katılan perukla dahi geldiğinde bu şekilde engellemelerde bulunduğu, katılanın başörtülü olması nedeni ile hakaret oluşturan beyanlarda bulunduğu tutanaklar, belirtilen tanık ifadeleri ile anlaşılmıştır.
Sanığın çekmiş olduğu fotoğrafları dosyaya ibraz etmiş olması nedeniyle TCK 135. maddesindeki kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi kastıyla hareket etmediği kanaatine varılmıştır.
Sanığın eyleminin eğitim ve öğretim kurumu olan üniversitede gerçekleşmiş olması ve katılanın eğitim ve öğrenim hakkını engellemiş olması nedenleriyle TCK 123. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturmayıp daha özel bir düzenleme olan TCK 112. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanığın adli sicil kaydındaki kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmış olması nedeniyle hukuki kesinlik arz etmemesi nedeniyle yargılamaya esas olamayacağından bu karar dosya içerisine alınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın Astronomi Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu halde Matematik Bölümü öğrencisi katılan hakkında eğitim ve öğretim hakkını engelleyecek şekilde yetkisiz tutanaklar tuttuğu gibi, bina ana girişinde kapıdan içeri girişi engelleyecek şekilde durarak, kapıyı arkadan tuttuğu, rızası dışında fotoğraf çektiği, başörtülü olması nedeni ile hakaret oluşturan sözler kullandığı, katılan perukla da geldiğinde bu şekilde engellemek suretiyle sanığın katılan F. N. G.'in 2011 yılında Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'ndeki eğitim ve öğretim hakkını engellemek kastıyla hareket ettiği ve engellediği, bu şekilde atılı suçu tamamladığı anlaşılmış, suçun TCK 61/1-a maddesindeki suçun işleniş biçimi, 61/1-c maddesindeki suçun işlendiği yer, 61/1-f maddesindeki suç kastının yoğunluğu arttırım nedeni sayılmış ve sanığın duruşmadaki iyi hali TCK 62/1 maddesinde takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmiş ve cezaya bağlı TCK 53/1 maddesi uygulanmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM;
Sanık E. R. P.'nün Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Bölümü Öğretim üyesi olduğu halde aynı fakültenin Matematik Bölümü öğrencisi katılan F. N. G.'in 2011 yılında hukuka aykırı şekilde eğitim ve öğretim hakkını engellediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK 112/1-b maddesine göre ve suçun işleniş şekli suçun işlendiği yer suç kastının yoğunluğu arttırım nedeni sayılarak takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmadaki iyi hali nedeniyle cezası TCK 62/1 maddesine göre takdiren 1/6 oranında indirilerek 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın TCK 53/1-a, b, c, d, e maddelerinde belirtilen haklarında cezanın tamamen infazına kadar yoksun bırakılmasına, hürriyeti bağlayıcı cezadan koşullu salıverilmesi halinde 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun kaldırılmasına,
Sanığın sıfatı nedeni ile kararın kesinleşmesine mütakip kararın kesinleşme şerhli onaylı bir suretinin Ege Üniversite Rektörlüğü ve Yüksek Öğretim Kurumu'na gönderilmesine
Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden 1.200 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine
3 davetiyeden ibaret 21 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına dair, tefhimden itibaren 7 gün içinde mahkememize hitaben vereceği dilekçe ya da tutanakla tespit edilecek beyanı ile Yargıtay'a temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
Verilen karar sanık, sanık müdafi, katılan ve katılan vekillerinin yüzünde açıkça okundu usulen tefhim edildi, temyiz yol ve süresi anlatıldı. 13.09.2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy