Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda kamu davasının düşmesine dair,...Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2011 tarihli ve 2011/238 esas, 2011/777 karar sayılı hükmün, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesinden sonra, Kanun yararına bozulmasının talep edilmesi üzerine,
Dairemizin 12/06/2014 gün ve 2013/15866 esas, 2014/21484 sayılı kararıyla;
" I-Olay:
Hakaret suçundan katılan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda,...Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli kararıyla, 765 sayılı TCK'nın 482/3.maddesi uyarınca adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın katılan sanık ... müdafii ve diğer katılan sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ilamıyla, katılan sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraza tabi olması nedeniyle, itiraz merciince karar verilmek üzere mahalline iadesine, diğer katılan sanık ... yönünden ise, hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesi için bozulduğu, bozma üzerine mahkemece sanık ... yönünden tensip yapılarak yargılamaya başlandığı, sanık ... yönünden ise, dosyanın itiraz merciine gönderildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2011 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verildikten sonra, 21.12.2011 tarihli celsede hem sanık ... hem de sanık ... hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, temyiz edilmeksizin kesinleşen bu kararla ilgili, sanık ... hakkında sonradan verilen karar yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık ... hakkında kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, temyiz yoluna başvuran diğer bir sanık hakkında verilen bozma kararının sirayeti suretiyle ele alınarak, düşürülmesine dair verilen kararın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesinde; “Hüküm, cezanın tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı sanık lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunmamış olan diğer sanıklara da tatbiki kabil olursa bu sanıklar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.” hükmü düzenlenmiş,
5271 sayılı CMK’nın 306. maddesinde ise; “(1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.” hükümlerine yer verilmiştir.
Madde gerekçesinde ise bozmanın sirayeti şu şekilde ifade edilmiştir; “Mahkemece verilen hüküm, temyiz etmeyen sanık yönünden kesinleşir ve infaz edilebilir hâle gelir. Kural bu olmakla beraber aynı mahkemece aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen sonuçların doğmasının önlenmesi, adalet düşüncesiyle ve bazı koşullarda Yargıtay’ın bozma kararından temyiz etmeyen sanıkların da yararlandırılması uygun görülmüştür.”
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemeler ve madde gerekçesine göre, bozmanın sirayetinden sözedilebilmesi için, birden çok sanığın aynı hükümle cezalandırılması, eylemler arasında bağlantı olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir.
İnceleme konusu somut olayda; ...Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli kararıyla sanık ...'in hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, aynı kararda sanık ... hakkında ise yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın her iki sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ilamıyla, sanık ... hakkında kurulan hükmün itirazı kabil olması nedeniyle mahalline iadesine, sanık ... yönünden ise bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrası sanık ... hakkındaki kararın, itirazen incelenmek üzere ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemenin 04/05/2011 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilerek kesinleştirildiği görülmektedir. Ancak mahkemece bozma sonrası yapılan 21.12.2011 tarihli celsede, bozma ilamına uyulmadan önce dosyanın itirazen incelenmek üzere Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu durumun usule aykırı olduğu dolayısıyla Ağır Ceza Mahkemesinin kararının yok hükmünde olduğu belirtilerek, sanık ... de yargılamaya dahil edilmek suretiyle her iki sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararının sanık ...'a ilişkin olması nedeniyle, yalnızca bu sanık hakkında yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen ve 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca, kararın yeniden ele alınması için gerekli olan (denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması) koşulları oluşmadığı halde, sanık ...'in de bu yargılamaya dahil edilerek, hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuken geçersiz niteliktedir.
Sonuç olarak, sanık ... hakkında aynı eylemle ilgili olarak, hem kesinleşmiş nitelikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hem de zamanaşımı nedeniyle düşme kararı bulunmaktadır. Sonradan verilen hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının yok hükmünde olduğu belirtilerek, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi durumunda, bu karar şeklen varlığını koruyacak ve infaz, adli sicil kayıtlarının oluşumu gibi hususlarda tereddüt ve karışıklığa neden olabilecektir. Bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının bozulmasına karar verilmiştir."
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/07/2014 gün ve 2013/131889 sayılı yazısı ile;
“İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık:
Sanık hakkında hakaret suçundan tesis olunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yasa yolu incelemesine konu olup merciin ret kararı ile kesinleştikten sonra, mahkemesince, verilen sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine dair kararının, hukuken geçerli bir karar olup olmadığı ve bu bağlamda kanun yararına bozma yasa yoluna konu olup olamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
Bir karar ya da hükmün kanun yolu incelemesine konu olabilmesi için hukuken geçerli bir karar olması gerekir. Geçerliliği bulunmayan, yok hükmündeki kararlara karşı olağan yasa yollarına başvurulamayacağı gibi olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna da başvurma olanağı bulunmamaktadır. Hakim veya mahkemenin, yargılama evresi sonucunda tesis ettiği karar ya da hüküm, kanun yolu incelemesi ile ortadan kaldırılmadıkça veya yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü söz konusu olmadıkça aynı davaya bakma imkanı olmadığı halde, mahkemenin, yeniden dosyayı ele alarak verdiği karar yada hüküm hukuken geçersizdir. Bu hüküm veya karar, olağan yasa yolu olan itiraz, istinaf ve temyiz kanun yoluna konu olamayacağı gibi olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna da konu olamaz.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/10/2009 gün ve 2009/206-250 sayılı; "...Hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklı olmadığından Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin bu nedenlerle reddine karar verilmelidir..." şeklindeki kararında da. hukuken geçerliliği bulunmayan kararın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu olamayacağı, bu şekildeki karara yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda, sanık ... hakkında hakaret suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip, bu karara yönelik yasa yolu başvurusu üzerine merciince verilen itirazın reddi kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiştir. Kesin nitelikteki mercii kararına karşı olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulup, bu karar kaldırılmadıkça, artık, mahkemenin, bu davada yeni bir karar yada hüküm vermesine yasal olanak bulunmadığı halde, itiraz merciinin kesin nitelikteki kararını yok sayarak, sanık hakkında açılan kamu davasının. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4.maddesi gereğince zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle verdiği düşme kararı hukuken geçersiz, yok hükmünde olan bir karardır.
Bu nedenle, Özel Dairenin, hukuken geçerliliği bulunmayan hükme yönelik olan, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermesi yerine, yazılı şekilde kanun yararına bozma istemini kabul ederek, yerel mahkeme kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309.maddesinin 3.fıkrası gereğince bozulmasına karar vermesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç ve istem :
Yukarıda açıklanan nedenle;
Dairenizin, 12/06/2014 gün ve 2013/15866 esas, 2014/21484 sayılı, kanun yararına bozma isteminin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün bozulmasına ilişkin olan kararının kaldırılması,
Adalet Bakanlığının, hukuken geçersiz bulunan hükme yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi,
İtirazın, Dairece yerinde görülmemesi halinde ise de, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, hakaret suçundan sanık ... hakkında yerel mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararının, kanun yararına bozulmasına dair, Dairemizin 12.06.2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Dairemizin 12.06.2014 tarihli kararında açıklandığı üzere, somut olayda sanık ... hakkında aynı eylemle ilgili olarak, hem kesinleşmiş nitelikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hem de zamanaşımı nedeniyle düşme kararı bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteminde, sonradan verilen düşme kararının bozulması talep edilmektedir.
Türk hukukunda hukuken geçersiz nitelikteki kararların kendiliğinden yok sayılmasını düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Hukuken geçersiz ve yok hükmündeki kararlar, olağan veya olağanüstü kanun yolları vasıtasıyla ortadan kaldırılmadıkça şeklen varlığını koruyacaktır.
İnceleme konusu somut olayda, sonradan verilen hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının yok hükmünde olduğu belirtilerek, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi durumunda, bu karar şeklen varlığını koruyacak ve infaz, adli sicil kayıtlarının oluşumu gibi hususlarda tereddüt ve karışıklığa neden olabilecektir. Bu nedenle uygulamada doğabilecek tereddütlerin izalesi ve aynı konuda iki farklı kararın hukuk aleminde var olmasının önlenmesi amacıyla, kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının bozulmasına karar verildiğinden,
Dairemizin 12/06/2014 gün ve 2013/15866 esas, 2014/21484 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy