(5237 S. K. m. 2, 7, 62, 116, 151) (5271 S. K. m. 196, 230, 253)
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Hüküm tarihinde Akşehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü bulunan ve ifadesinin alındığı 17/01/2014 tarihli celsede, “duruşmalara katılmak istediğini” beyan eden sanığın, yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulmak suretiyle, CMK’nın 196/1. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanığın katılana , kısa zaman aralığı içinde zincirleme biçimde göndermiş olduğu iddia ve kabul edilen mesaj içeriklerindeki ifadelerin bir bütün halinde şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden ayrıca tehdit suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,
3-Kabule göre de;
a-Tekerrüre esas alınan, adli sicil kaydındaki ilama konu TCK'nın 116/4. maddesi uyarınca hükmolunan konut dokunmazlığının ihlali suçu, her ne kadar önceden de uzlaşma kapsamında ise de, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve tekerrüre esas alınan bu suçun, bu tarihte uzlaşma kapsamında olmayan mala zarar verme suçu ile birlikte gerçekleştirilmesi nedeniyle, CMK 253/3. maddesine göre uzlaşma kapsamında bulunmadığı, ancak TCK’nın 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında, TCK'nın 116/4. maddesinde düzenlenen geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali suçunun CMK'nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, yeni düzenleme karşısında, bu suç yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
B-Sanığın 17.01.2013 tarihli celsede işlediği suç nedeniyle pişman olduğunu belirten savunmasının, lehine olan hükümlerin uygulanmasına yönelik bir talep olduğu ve bu talebinin TCK'nın 62. maddesindeki takdiri indirim uygulanmasını da kapsadığı gözetilerek, CMK’nın 230/1-d maddesi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)