(5237 S. K. m. 53, 106)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
1-)Sanığın, müşteki .... ile bir süre arkadaşlık yaptığı, daha sonra ayrıldıkları, sanığın müşteki ....'nın halasının oğlu olan diğer müşteki B.'in işyerinin önüne 13/01/2015 tarihinde tehdit içeren mektup ve bir adet av fişeği koyduğu, yine 15/01/2015 tarihinde de işyerinin önüne tehdit içeren mektup bıraktığı olayın akabinde imzasız mektup gönderen kişinin sanık ... olduğunun müşteki .... tarafından anlaşıldığı, tehdit suçunun imzasız mektup ile işlenilmesi halinde, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, mektubun kimin tarafından yazıldığının muhatabınca anlaşılamamış olması gerektiğinden sanığın eyleminin imzasız mektupla tehdit suçunu oluşturmadığı, sanık hakkında yalnızca 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a maddesi gereğince silahla tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden aynı Kanunun 106/2-a-b maddesi gereğince hüküm kurulması,
2-)Ertelenen hürriyeti bağlayıcı cezanın kısa süreli olmaması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesinde sayılan hak yoksunluklarına hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık ...'nın temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen kararların açıklanan noktalarının tebliğnameye kısmen uygun olarak hükümden “TCK'nın 106/2-b maddesindeki "b" bendinin uygulanmasına dair kısmın” çıkarılmasına ve “ ertelenen hürriyeti bağlayıcı cezanın kısa süreli olmaması nedeniyle TCK’nın 53/1-c maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1-a, d, e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olmasına”, şeklindeki ibarenin hükme eklenilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)