MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, insan ticareti, fuhuş
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A) Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve insan ticareti suçlarından kurulan hükümlerin temyizinde;
Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve insan ticareti suçlarından kurulan hükümlerin Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden sonra verilmesi nedeniyle istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesinde yer alan 20/07/2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz incelemesinde bozulması üzerine mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda kurulacak ikinci hükümlerin temyiz incelemesine tabi olacağı yönündeki düzenleme gözetildiğinde anılan kararların 8. maddesi kapsamına girmediği,
Anlaşıldığından, müşteki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz davası isteği hakkında, tebliğnameye aykırı olarak KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA ve dosyanın incelenmeksizin, görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesine iletilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GERİ GÖNDERİLMESİNE,
B) Sanıklar hakkında fuhuş suçundan kurulan hükümlerin temyizinde ise;
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen müşteki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, 17/07/2019 havale tarihli dilekçesi ile davaya katılmak istediğini belirtmesine karşın, ilk derece mahkemesince bu isteği karara bağlanmamış ise de, temyiz dilekçesinin kapsamı gözetilip, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca müşteki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya katılmasına karar verilerek, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanıkların aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemesi, atılı suçu işlediklerine dair mağdur beyanı dışında sübuta yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden yerinde görülmeyen gerekçeyle fuhuş suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2) Kabule göre de;
a) TCK’nın 227/4. maddesinde sayılan mağdurun çaresizliğinden yararlanma hali, mağdurun içinde bulunduğu ve üstesinden gelemediği maddi veya manevi anlamda elverişsiz durumdan yararlanmak suretiyle mağdurun fuhşa razı edilmesidir. Mağdurun çaresizliğinden yararlanılarak fuhuş suçunun işlendiğinden söz edilebilmesi için failin mağduru fuhşa sevk veya fuhuş yapmaya razı ederken bu durumdan özellikle yararlanmış olması, mağdurun içinde bulunduğu olumsuz koşullardan başka türlü kurtulma imkanı bulunmadığı fikri oluşturularak fiile razı edilmesi ve bunun sonucu fuhşa sevkedilmesi ve fuhuş yapmasının sağlanması gerekir. Çaresizliğin sebebi güçsüzlük, sağır- dilsizlik, akıl hastalığı gibi fiziksel durumlar veya işsizlik, yoksulluk, madde veya alkol bağımlılığı, açlık gibi şahsi duruma bağlı durumlardan kaynaklanabilir.
Bu açıklamalar göz önüne alınarak dosya kapsamında mağdurun kalacak yer temin etme imkanı olmasına rağmen, fuhuş yaptıran sanık ... ile tanışıp kendi isteği ile kaçarak yanında kaldığının anlaşılması ve sanık ...’nun ise sanık ...’ın eylemine fuhuş için müşteri bulmak ve fuhşa yer temin etmek suretiyle iştirak ettiğinin anlaşılması ve mağdur ...’in kayıp müracaatı üzerine alınan beyanında ailesine ya da kadın sığınma evine yerleştirilmek istemediğini ifade etmesi karşısında, mağdurun bulunduğu bu durumun TCK'nın 227/4. maddesi kapsamında çaresizlik hali olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, sanıklar hakkında TCK’nın 227/4. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,
b) Sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda mağdurun birden fazla fuhuş yapmasına aracılık etmelerine karşın, TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ...,ve müdafileri ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca bozma öncesi kurulan hüküm yönünden cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi,
Full & Egal Universal Law Academy