(2863 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 44) (3194 S. K. m. 16)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı, belirtilen değişiklik öncesinde işlenen suçlar bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiğine ilişkin düzenleme karşısında,
Somut olay değerlendirildiğinde, sanığın 3. derece arkeolojik sit alanı kapsamında kalan taşınmaz üzerine yapı inşaa ettiği, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda, yapının bulunduğu sit alanına inşai müdahalede bulunulduğunun belirlenmesi, sanığın da bu yapıyı 2012 yılında yaptığını beyan etmesi ve dosyada mevcut tapu kaydı örneğinden beyanlar hanesine 1992 yılında tescil edildiğinin anlaşılması karşısında, bu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının sanık tarafından bilinmesi gerekip gerekmediğinin tereddütsüz biçimde tespiti ile sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve TCK'nın 44. maddesinin uygulanması koşulları da dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle imar kirliliğine neden olma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de,
Hükümden sonra 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)