(5275 S. K. m. 108) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 322) (5237 S. K. m. 43)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
Tekerrüre esas alınan önceki ilamda, tekerrür hükümleri uygulanmadığının anlaşılması karşısında, temyize konu kararda sanığın ikinci kez mükerrir olmadığı gözetilmeyerek 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, bu nedenle HÜKMÜN BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; tebliğnameye uygun olarak, hükümden “ Mükerrir mükerrir hali söz konusu olduğundan 5275 sayılı kanunun 108/3. maddesinin tatbikine” ibaresinin çıkarılması suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün temyizinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanığın, müşteki polis memurlarına yönelik söylediği kabul edilen kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
2) Kabule göre de;
a) TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası yerine 1 yıl 5 ay 17 gün hapis cezası olarak belirlenmesi,
b) Tekerrüre esas alınan önceki ilamda, tekerrür hükümleri uygulanmadığının anlaşılması karşısında, temyize konu kararda sanığın ikinci kez mükerrir olmadığı gözetilmeyerek 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)