(818 S. K. m. 66)
Temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Bu davanın benzeri nitelikteki davalarla arasında önemli ayrıntılar bulunduğundan davanın reddi usul ve yasalara aykırıdır. Örneğin, Dairenin 14.1.1977 gün ve 134/702 sayılı kararında olayda zamanaşımının gerçekleşmediği davanın zaman aşımı nedeni ile reddinin doğru olmadığı esası incelenmiş ve uyuşmazlığın esasının araştırılması gerektiği açıklanmıştır ki bu davada da o kararda gösterildiği üzere uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekli ve zorunludur. Gerçekten uyuşmazlığın esasına ilişkin yerin kamulaştırılmasının gerçekleştiği 24.11.1959 gününde yerin davalı adına tapuda kayıtlı olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Ancak yerin tapusuz kamulaştırıldığı durumu belirmektedir. 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1945 yılında orman içinde olan bu nitelikteki yerleri hiçbir ayırım gözetmeksizin devletleştirilmiş ve zilyetlerle maliklerin ancak değeri isteme hakkı tanımıştır. Malik ve zilyedin bunun dışında hiçbir hakkı yoktur. Ancak bu esas sonradan yürürlüğe giren 25.3.1950 gün ve 5658 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Yasa devletleştirilen ormanlara değişik olanaklara göre ayrı ayrı bölümlere ayırmış ve bir kısmını iade edilecek yer olup sahiplerine geçeceğine bir kısım yerlerin eskisi gibi bedelinin ödenmesine zorunlu bulunduğunu benimsemiştir. Dosyada bulunan Danıştay'ın 15.1.1969 günlü kararına göre uyuşmazlık konusu yer sahiplerine geri verilemeyecek yerlerdendir. Tam anlamı ile ormandır. O halde bu yer hakkında 4785 sayılı Yasanın değiştirilen kuralları uygulanamaz. Sonuç idarenin Etibank'ın kamulaştırılmasının yani 24.11.1969 günlü kamulaştırma kararının gereksizliğidir. Çünkü o günde malik yanlışlıkla kendisinden yeri kamulaştırılan kişi değil devlettir. O halde davalıya ödenen para verilmemesi gerekli bir paradır. Bu konu 10.4.1969 günlü kesinleşen kararla belirmiştir. Bu dava aradan bir yıl geçmeden 5.11.1969 da açılmış olup davanın açıldığı bu günle önceki kamulaştırmanın yapıldığı 24.11.1959 günü arasında 10 yıl geçmemiştir. O halde arada ve Borçlar Yasasının 66. maddesi hükmünce bir yıllık vade 10 yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle davada istenilen 1454 lira 49 kuruşun davalıdan alınmasına karar verilmemiş olması bozmayı gerektirir.
Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy