(818 S. K. m. 55) (6085 S. K. m. 50) (743 S. K. m. 688)
Trafik kaydı, mülkiyeti kesin olarak saptayan sicillerden değildir. Trafikte üzerinde bir araç kayıtlı olan kişi, her halde bunun maliki sayılmaz. Kayda rağmen mülkiyetin bir üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa buyruğu yoktur. Trafik kaydı üzerine yazılı bulunan kişi mülkiyeti muhafaza veya adi yahut da taksitle satış, bağışlama gibi taşınır mal mülkiyetini geçiren bir sözleşme ile aracı bir başkasına teslim edince, trafik kaydına rağmen mülkiyet satın alana ya da bağışlanana geçer. Bu sözleşme ile yeni malik Trafik Yasasının sorumluluk konusunda öngördüğü kurallara göre aracı üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu olur. Çünkü satışla ya da bağışlama ile aracın yarar ve zararı ve özellikle üçüncü kişilere verilen zararı ödeme zorunluluğu ve yükümlülüğü yeni malike geçer. Bu bakımdan eski malikin yani işleticinin Borçlar Yasasının 55 ve Trafik Yasasının 50. maddesi hükümlerince sorumluluğu düşünülemez. Olayda zararlı sonuç doğuran eylem 16.6.1973 de meydana gelmiş, halbuki davalı Hayati zarara yol açan arabadaki payını bu günden önce 26.3.1973 de davalı Kadir'e (Mülkiyeti muhafaza kaydı ile) satmış ve teslim etmiştir. Her ne kadar sözü edilen mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmelerinin Medeni Yasanın 688. maddesi hükmünce alıcının ikametgahı noterinde tescil edilmemiş olması itibariyle mülkiyeti muhafaza kaydı geçerli değil ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.11.1969 günlü Esas 7991, Karar 821 sayılı İçtihadında ve dairemizin aynı doğrultudaki uygulamalarından kabul edildiği gibi, tarafların beliren iradeleri ve sözleşmeyi benimseyip uygulamaları tahvil teorisine göre bu alım-satım sözleşmesinin adi taksitli satış olarak kabulünü gerektirir. Kaldı ki, sözleşme Medeni Yasanın 688. maddesine uygun olarak yapıldığı kabul edilse dahi hukuki sonuç yine değişmeyecektir. Çünkü mülkiyeti muhafaza kaydı, tüm bedelini almamasına rağmen taşınır diğer tarafa teslim eden satıcının alacağının teminatı olup, mülkiyetin intikalini önleyen bir müessese değildir. Bundan başka davacı kayıt sahibi davalı Hayati'nin satışa rağmen olay gününde araçla ekonomik bir ilişkisinin varlığı ve devamını da ne ileri sürmüş ve ne de ispat etmiştir. Bu durumda davalı Hayati yi zarardan sorumlu tutmak mümkün olmadığından Hayati hakkındaki davanın reddine karar verilmek gerekirken onun da zararla sorumlu tutulmuş bulunması bozmayı gerektirir.
Temyiz olunan kararın davalı Hayati yararına gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin harçların istek halinde geri verilmesine 11.05.1978 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy