(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 202/2) (765 S. K. m. 103)
Dava ve Karar: 1- Davacı, gerek dava dilekçesinde, gerekse duruşmadaki açıklamalarında davalının hiç bir hukuki sebebe dayanmadan kendisine ait tapulu taşınmazı fuzulen işgal ederek kireç ocağı açtığını ve 1961 yılından itibaren tarlasındaki taşları kireç imalinde kullandığını ileri sürerek bu yüzden uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, 8.5.1975 günlü oturumda tutanağa geçen ifadesinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Gerçi ayrık durumlar hariç, bütün savunmalarda olduğu gibi, zamanaşımı savunmasının da 10 günlük cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekir ise de, bu süre geçtikten sonra böyle bir savunmanın ileri sürülmesini engelleyen bir yasa kuralı yoktur. Sadece böyle bir savunmaya karşı davacı Usulün 202. maddesinin 2. fıkrası hükmünce savunmanın genişletildiği itirazında bulunabilir. Nitekim davacı geç ileri sürülen zamanaşımı savunmasına karşı böyle bir itiraz ileri sürmemiş, sadece zamanaşımının varit olmadığını bildirmekle savunmanın genişletilmesine rıza göstermiştir. O halde, bu davada davalının zamanaşımı savunmasının incelenmesi ve bu konuda mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirdi. İleri sürülüşe göre; zarar, davalının bir tek eyleminden doğmamıştır. Davalı zarar doğuran eylemini her gün tekrarlamış bulunmaktadır. Gerek uygulamada ve gerekse bilimsel görüşlerde kabul edildiği gibi, tekrarlanan zarar doğurucu eylemlerin tek bir kararın sonucu oluşu zararın bir gelişim gösterdiği anlamında benimsenemez. Nitekim Ceza Hukukundaki müteselsil suç kavramı bu gibi hallerde uygulanamaz. Özetlenecek olursa, aynı kararın sonucu olsa dahi, haksız eylemin tekrarlanması durumunda, her yeni eylemden doğan zarar için yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar; böyle bir durumda zamanaşımının ancak en son eylemin sona ermesiyle işlemeye başlıyacağı yolundaki ceza yasası kuralı, böyle bir kural bulunmayan Borçlar Hukukundaki zamanaşımına aktarılamaz (CK. m. 103). Hal böyle olunca, davalının davacının taşınmazından ayrı ve bağımsız eylemlerle her taş çıkardığı gün doğan zarar nitelikçe (eylem sürüp gittikçe) her gün yeniden doğan bir zarardır ve her gün yeniden doğan bu zarar, eylemin bağlı bulunduğu zamanaşımı geçmekle zamanaşımına uğrar. O halde mahkemece yapılacak iş, davalının zamanaşımı savunması üzerinde durulup, eylemin niteliği de gözetilerek olaya hangi zamanaşımının uygulanması gerektiği saptanıp dava tarihinden geriye doğru bu süre içinde ne kadar taş çıkarıldığı araştırılıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemenin zamanaşımı savunması yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiş olması yazılı nedenlerle bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre zararın hesabı yöntemine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın birinci bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, sair temyiz itirazların ikinci bentte gösterilen nedenle şimdilik incelenmesine yer olmadığına oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy