(1086 S. K. m. 428, 445) (492 S. K. m. 10) (YİBK. 23.05.1956 T. 8 E. 1956/9 K.)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava konusu olan 30.000 liranın davalıdan alınarak davacıya verilmesi hakkında İstanbul Yedinci Asliye Ceza Mahkemesi'nce 21.12.1977 tarih ve 976/618 esas sayılı dosyada karar verilmiş olduğundan ve kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: HUMK. nun 445 ve onu izleyen maddelerinde düzenlenen (yargılamanın iadesi talebi) bir davadır. Yargılamanın iadesi davası, mutlaka duruşma yapılarak incelenir. Mahkemenin dosya üzerinde inceleme yaparak yargılamanın iadesi talebini karara bağlaması (yargılamanın iadesi sebeplerinden birinin mevcut olmaması halinde bile) caiz değildir. Her ne kadar yasada bu konuda açık bir hüküm yoksa da, bir dava olduğunda uyuşmazlık bulunmayan bu talebin mutlaka duruşma yapılarak incelenmesi gerektiği konusunda, öğretide ve uygulamada kuşku yoktur. Bilindiği gibi, bu istek mahkemece iki aşamada incelenir. Mahkeme, öncelikle yargılamanın iadesi davasının (mesmu olup olmadığını) yani (dinlenebilirlik) koşulunu re'sen araştırmakla görevlidir. Mahkemenin bu aşamada genel dava şartlarından başka yargılamanın iadesi davacısının davayı süresi içinde açıp açmadığını, teminat gösterip göstermediğini ve kanunda yazılı bir yargılamanın iadesi sebebine dayanıp dayanmadığını re'sen incelemesi gerekir. Mahkeme bu koşullardan birinin mevcut olmadığı kanısına varırsa, yargılamanın iadesi davasını esasa girmeden (mesmu olmadığından dolayı) reddeder. Mahkeme bu davanın mesmu olduğu kanısına varırsa o takdirde de, Harçlar Yasası'nın 10. maddesi hükmünce harç aldıktan sonra esasa girerek, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin varit olup olmadığını araştırır. İşte bu yön incelemenin ikinci aşamasını teşkil eder.
Yukarıda kısaca değinildiği gibi hakim, her iki aşamada da incelemesini mutlaka duruşma açarak yapmalıdır. Oysa mahkeme incelemesini duruşmasız olarak yapmış ve isteği red etmiştir. Bu davranış açıkça usul hükümlerine ve uygulamaya aykırıdır. Ne var ki, Usulün 428. maddesinin son fıkrası hükmünce yapılan usul hataları, işin sonucuna yani esasa etkili değilse, bu usul yanlışlığının bir bozma nedeni yapılmasında yarar yoktur. Esasen bu ilke, 23.5.1956 gün ve 8/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da tespit edilmiştir. O halde yazılı nedenlerle esası doğru olan karar onanmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle ONANMASINA, 20.12.1979 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy