(743 S. K. m. 914, 928)
Taraflar arasındaki faideli masraf davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, murisi eşi Penbe'nin öldüğünü, mirasçı olarak geriye kendisinin ve davalı çocuklarının kaldığını, eşinin sağlığında, eşine ait olan pafta 6, ada 7, parsel 7 sayılı taşınmaz üzerine giderlere bizzat katlanmak suretiyle 2 bina ile sair tesisler yaptığını, taşınmazın satılmak suretiyle paylılığın giderilmesi sonucu davalıların haksız iktisabının gerçekleştiğini ileri sürerek, yaptığı faydalı giderlerin davalılardan payları oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, dinlenen tanıkların beyanlarına dayanarak davacı tarafından yaptırıldığı gerçekleşen binaların, müşterek murisin sağlığında sattığı diğer taşınmazlarından elde edilen paralarla yapıldığını benimseyip, davayı reddetmiş bulunmaktadır. Oysa davacı, tanık beyanlarından başka, faydalı gider yaptığını iddia ettiği taşınmazın tapu kayıtlarına da dayanmış ve bunları ibraz etmiştir. Ada 7, parsel 7 numaralı taşınmazın müşterek muris Penbe adına 2613 sayılı Yasa uyarınca kadastroca tespit edildiği görülmektedir. Ancak, tapu kütüğünün şerhler hanesinde, taşınmaz üzerinde bulunan iki binanın davacı İ. oğlu İsmail'e ait olduğunun yazılı bulunduğu görülmektedir. Bilindiği gibi, tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki bu şerh, taraflar arasındaki hukuksal ilişki ve eylemli durumun bir kanıtıdır. Bu durumda bu şerh kütüğün beyanlar hanesine yazılmakla, muhtesatın kim tarafından meydana getirilmiş olduğu, cinsi ve meydana getirilmiş zaman yönünden artık sicilin aleniyet ilkesinden yararlanacaktır. Oysa mahkemenin, bu şerhin hukuksal anlamı üzerinde durmadığı ve bu yönde tarafların iddia ve savunmalarını sormadığı ve gerekli incelemeyi yapmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece yapılacak iş, müşterek muris adına yapılan tescilin dayanaklarını, yani kadastro tespitine ilişkin evrakı getirtip, şerhin sebep ve dayanaklarını araştırıp, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen yapıların, şerhin kapsamına giren binalar olup olmadığını saptayıp, bu konuda davalıların ne diyeceğini de sorup, hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar vermekten ibarettir. Mahkemenin şerh konusunu tahkiksiz bırakıp, uyuşmazlığı sadece şahit beyanlarına dayanarak çözümlemiş olması yazılı nedenlerle bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 09.05.1979 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy