(818 S. K. m. 49)
Dava, kişiliğe bağlı hakların (şahsi menfaatlerin) yayın yoluyla saldırıya uğramış olmasından doğma manevi tazminat isteğidir. Borçlar Kanununun 49. maddesi hükmüne göre sözü edilen haklar saldırıya uğrayan kişi kusurun ve uğranılan zararın özel ağırlığı haklı gösterildiği takdirde manevi zarar adıyla bir para miktarının ödenmesini isteyebilir.
Davalı şirketin sahibi ve diğer davalının sorumlu müdürü bulunduğu (.........) Gazetesinin 27.8.1978 günlü sayısında, (İstanbul Kontrgerillası üzerindeki Örtüyü Kaldırdık) başlığı altında yayınlanan yazının 7. sayfasındaki devamında aynen şöyle denilmektedir: (I.A. sıkıyönetimin ilk ilan edildiği sıradaki birinci şube müdürü, işkenceci, eski gençlik kolları başkanı şimdi iş adamlarının emrinde sendika gangsterliği yapıyor (.......... Hukuk Bürosunu) yönetiyor. Dava dilekçesinde; davacının (........... Hukuk Bürosunun sahibi ve yöneteni olarak asılsız ve uydurma olan bu yazı ile şeref ve itibarının kırıldığı ileri sürülmektedir. Cevap dilekçesinde ise hedef alınan kişinin davacı olmayıp I.A. adındaki kimse olduğu ve yayımlanan yazının öteden beri Baro çevresinde söylenen bir iddiadan ibaret bulunduğu savunulmuştur. Mahkemece yayınlanan yazıda geçen (işkenceci ve sendika gangsterliği) kelimelerinin davacıyı hedef almadığı ve I.A.'nun (......... Hukuk Bürosunu yönetiyor) sözlerinin ise adres göstermeyi amaç tuttuğu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat istenilebilmesi için ortada hukuka aykırı bir eylemin bulunması bu eylem sonucu kişilik haklarının tecavüze uğraması ve bahis konusu tecavüzün davacının psikolojik ruhsal varlığında bir huzursuzluğa yol açması ayrıca kusur ve zararın özel ağırlığının bulunması gerekmektedir. Olayda hukuka aykırı bir eylemin varlığından ve kusurun ağırlığında kuşku olmadığı gibi; bu eylemin davacının şeref ve itibarını bozduğunda ve zararın ağırlığında uyuşmazlık yoktur. O halde bu davada üzerinde durulacak yön saldırının kime yöneldiği diğer bir deyimle davacının zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususu olmalıdır. Gazetede yayımlanan yazıda.......... Hukuk Bürosunun I.A. tarafından yönetildiği yazılıdır. O halde I.A. için söylenen işkencecilik ve sendika gangsterliği sözcükleri yalnız I.A. ya değil aynı zamanda onun yönetmekte olduğu hukuk bürosunu hedef almıştır. Çünkü iddiaya göre I.A. sendika gangsterliği yaparak hukuk bürosunu yönetmektedir. Bu nedenle yapılan saldırının Hukuk Bürosuna sıçramadığı benimsenemez.
Öte yandan Hukuk Bürosunun sahibi davacıdır ve büro onun tarafından yönetilmektedir. Gazetede yayımlanan ve I.A.'nun bu büroyu yönettiğine dair olan yazının gerçekle bir ilgisi yoktur. Oysa basın hür ise de bu özgürlüğün amacı kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermektedir. Gerçek dışı ve hukuka aykırı bir haber yayınlamakla davacının toplum içindeki onur ve saygınlığı zedelenmiştir.
Görülüyor ki mahkeme maddi olguların hukuki tavsifinde yanılgıya düşerek yazı ile vaki saldırının davacıyı amaç edinmediğini ileri sürmek ve sadece adres bildirmek için onun bürosunun adından söz edildiğini benimsemek suretiyle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş Borçlar Kanununun 49. maddesi hükmünün ışığı altında davacı yararına manevi tazminat olarak uygun tutan bir paraya hükmetmekten ibrettir.
Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy