(818 S. K. m. 60) (1086 S. K. m. 202)
Taraflar arsındaki haksız eylemden doğma tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı yönünden reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hakimi A. N. Yeşil tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Dava haksız eylemden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. Davalılardan R. S.'in mirasçıları olan E. S. S. ve diğerlerinin vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Diğer davalılar vekili ise ancak son oturumda bu yolda savunmada bulunmuş ise de davacı vekili derhal buna muvafakat etmediğini bildirmiştir. Mahkemece dava dilekçesinde zararın ve sorumlu olanın 21.07.1982 tarihli müfettiş raporu münderecatı ile anlaşıldığının ikrar edilmesi karşısında bu rapor tarihi ile davanın açıldığı gün arasında 1 yıldan fazla bir süre geçtiği anlaşıldığından ve sonradan Genel Müdürlüğün ıttıla tarihinin 29.11.1982 tarihinde düşürülen (olur) kaydı ileri sürülmek suretiyle değiştirilemeyeceğinden tüm davalıları kapsayacak şekilde davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
1- Mahkemece zararı ve faili öğrenme günü olarak kabul edilen 21.07.1982 tarihi, dava dilekçesinde açıklandığı gibi müfettiş raporunun düzenlendiği tarihtir. Bu tarihin zamanaşımına başlangıç günü olarak kabulü uygun düşmez. Çünkü zamanaşımı ancak davacı kurumda dava açmaya, emir vermeye yetkili makamın öğrenme gününden itibaren işlemeye başlayabilir. Bu da genellikle müfettiş raporunun sözü edilen makama ulaştığı gündür. Davacı vekili son oturumda öğrenme gününü Genel Müdürlükçe işin olura bağlandığı 29.11.1982 tarihi olarak gösterilmiştir. Şayet öğrenme günü kendi savunmasına göre daha öncesine rastlıyorsa bunu davalı ispat etmekle yükümlüdür. O halde mücerret teftiş raporunun düzenlendiği tarihin zamanaşımına başlangıç olarak kabulü bozmayı gerektirir.
2- Davalı E. S. S. ve diğerlerinin murisi R. S. olay tarihinde ayniyat memurudur. Kendisine yöneltilmiş olan haksız eylemin suç teşkil etmesi halinde, mirasçıları hakkında da ceza zamanaşımının uygulanması gerekir. O halde mahkemece eylemin niteliği göz önünde tutularak olayda daha uzun olan ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanamayacağı araştırılmaksızın öğrenme günü ile davanın açıldığı gün arasında bir yıldan fazla bir süre geçtiğinden bahisle onlar hakkındaki davanın zamanaşımından reddi bu nedenle de bozmayı gerektirir.
3- Zamanaşımı def'i bir ilk itiraz olmadığından her zaman dermeyan edilebilir. Ancak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 202. maddesi hükmüne göre davalı cevap dilekçesinde bütün iddia ve savunması ile sebeplerini birlikte bildirmeye mecbur olup daha sonra davacının rızası olmaksızın savunma sebeplerini genişletemez veya değiştiremez. R. S. mirasçıları dışındaki davalılar vekilinin son oturumda ileri sürmüş bulunduğu zamanaşımı savunmasına davacı vekili muvafakati olmadığını derhal bildirmek suretiyle savunmanın belirtilen şekilde genişletilmesine karşı çıkmıştır. O halde sözü edilen davalılar yönünden zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi gerekirken onlar hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usule aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1, 2 ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.1986 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy