(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine, ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu :
Davacı 1956 yılından beri kendisine ait..... nolu telefonun davalı tarafından düzenlenen telefon rehberinin (A..Rehber) Temmuz 1989 baskısında, "acil telefonlar ulaşım bölümünde deniz otobüsleri danışmasına" ait olduğunun gösterildiğini bu yanlışlığın etkisiyle sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar telefonun sürekli aranması ve zaman zaman kişilerin olumsuz sözlerine de muhatap olunması nedeniyle ruhi bütünlüğünün bozulduğunu ileri sürerek 10.000.000 TL. manevi tazminat istemiştir.
Mahkeme davaya konu olayda kişiliğe saldırı olmadığını kabul ederek isteğin reddine karar vermiştir.
Davacının kırk seneden fazla kullandığı telefonun numarasanını davalı tarafından hazırlanan rehberde yanlışlıkla "acil telefonlar" bölümünde gösterildiğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan bu yanlışlık nedeniyle davacının telefonun gece geç vakitlere kadar sık sık arandığı ve davacının arayanlara cevap vermek durumunda kaldığı ve bu durumdan rahatsız olduğu tanık beyanlarıyla anlaşılmıştır.
Kaldı ki hayat deneyimleri kişiye ait özel telefonun numarasının yanlışlıkla "acil telefonlar" arasında gösterilmesi halinde belirli zaman dilimiyle sınırlı olmadan çok sık aranacağı ve telefon sahibinin ilgisi olmadığı halde çeşitli soru ve sözlerle muhatap olacağı, sonuçtada ruhi bütünlüğünün bozulacağını ortaya koyar.
Kişilik bedeni ve ruhi varlık (değer) olarak kişilik hakkı tarafından korunmaktadır. Bu nedenle kişinin duygu hayatı onu vazgeçilmez kişisel değerlerinden (varlık)dır. Duygu hayatını, ruhi ahenk ve denge onur, saygınlık, namus duygusu özel yaşamı ile toplum, aile bireyleri veya yakın dostlarıyla olan gönül bağlılıkları oluşturur.
Bu kişisel değerlere saldırı yoluyla kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar.
Olayımızda; davacının telefonunun sık sık, gereksiz yere sabah erkenden ve gece geç vakitlere kadar aranması ve tanımadığı kişilere ve ilgisiz sözlere muhatap olması onun duygu hayatının bir parçası olan "ruhi ahengine" bir saldırı niteliğindedir ve bununla davacının "evinde huzurlu yaşama ortamı ve hakkı" önemli ölçüde etkilenerek bozulmuştur. Sonuçta davacının manevi acı duyduğu da objektif olarak kabul edilmelidir.
Davalının davacıya ait telefon numarasını değiştirme önerisi sonuca etkili olmamalıdır. Davacının kırk yılı aşkın süredir, kullandığı telefon numarasının değiştirilmesi özellikle büyük kentlerde onun yakın çevresiyle olan bağlarını koparır. Bu nedenle davacının böyle bir öneriyi kabul etmesinin yeni sıkıntılara katlanmasını gerektireceği de gözardı edilemez.
O halde gerçekleşen bu tüm olgu ve unsurlar davacının kişisel değerlerinin koruyan kişilik hakkının saldırıya uğradığını gösterir. Mahkemenin kişilik hakkı ve onun koruduğu kişisel değerleri yeterince incelenmeden hüküm kurması hatalı olmuştur, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.12.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy