(818 S. K. m. 42, 46, 47) (1086 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacılar Mustafa ve Meryem tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı Zeynep, davalının müessir fiili sonucu yaralındığını, maddi ve manevi zarara maruz kaldığını ileri sürerek (10.000.000 TL. manevi ve tedavi gideri ile iş kaybı nedeniyle de 2.000.000 TL. maddi olmak üzere) cem'an 12.000.000 TL. zararının olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talip ve dava etmiş, dava sırasında davacının ölmesi nedeniyle mirasçıları davacılar için manevi tazminat verilimeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki görüş benimsenerek maddi zararın ispat edilemediği, dava sırısında davacının öldüğü ve manevi zarara onun uğradığı ve mirasçıları davacılar için manevi tazminat verilemiyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
1- Oysa, davacı maddi tazminat olarak (tedavi giderlerini, hastahaneye gidip gelme masraflarını, çalışamadığı günler için iş kaybından doğan zararlarını) talep etmiştir. Davacı müessir fiil nedeniyle 15 gün mutat iştigaline mani olacak ve 20 günde iyileşecek derecede yararlanmış olup buna ait raporları ceza dosyasındadır. Tedavi ve bununla ilgili yol giderleri her türlü delille ispat edilmebilir. İş kaybı zararı da aynı niteliktedir. Davacı da delil olarak ceza dosyasına dayanmıştır. Davacının tedavi giderlerinin bu konuda uzman doktor bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Sayıştay uzman deneticisi olan bilirkişi konuda mahkemenin zarar belirlemesine yardımcı olamaz. Zararın kapsamını hakim resen araştırma durumundadır. Bu kalem zararla ilgili olarak hakim, Usulün 75/3. maddesi uyarınca davacı taraftan ayrıca delil isteyebilir. Hakim, gerektiğinde Borçlar Kanununun 42. maddesi uyarınca maddi tazminat miktarını takdir edebilir. Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden maddi tazminat isteminin reddedilmiş olması yasaya akırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, manevi tazminat isteme hakkı, kural olarak zarar görene ait bir haktır. Ancak, zarar gören ölmeden önce dava açmış (ki olayda durum böyledir) veya dava açma iradesini izhar etmiş ise, manevi tazminat isteme hakkı mirasçılara intikal eder; mirasçılar açılmış davaya devam edebilirler. Yargıtay'ın istikrarla uygulaması bu yoldadır (HGK., 3.4.1963, 4-8 esas, 42 karar; 4. HD., 17.9.1962, 5218/8846 sayılı, 4. HD., 7. 11.1968, 3112/8654 sayılı, 4. HD., 12.6.1981, 7633/8562 sayılı kararları) Mahkemenin aksi görüşü benimseyip manevi tazminat davasını da reddetmiş olması bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle temyiz eden davacılar yararına (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 2.6.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy