(6762 S. K. m. 560) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 5.000.000 lira manevi tazminatın 2.9.1992 dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine ilişkin hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra, dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davacı, davalı tarafından hakkında Ankara Onbeşinci İcra Müdürlüğü'nün 1991/7682 sayılı dosyası ile senede dayanılarak icra takibinde bulunulduğunu, senetteki imzaya ve borca itirazı üzerine Üçüncü İcra Hakimliği'nin 1992/6 E. sayılı dosyasında senetteki imzanın kendisine ait olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, davalının haksız eylemi nedeniyle manevi zarar karşılığı olarak 10.000.000 TL. tazminatın ödetilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra takibine konu ettiği senedin lehtar Tekin tarafından ciro edilmesi ile hamili olduğunu, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda bulunmadığını ve kendisinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ileri sürüp davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı 5.000.000 TL. manevi tazminat ödemeye mahkum edilmiştir.
Anayasanın 36. maddesinde de ifade edildiği üzere, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddiada bulunmak, icra takibi yapmak hakkına sahiptir. Bu hak, her hak ve hürriyet gibi sınırlı olmakla beraber, hakkın kötüye kullanıldığı kesin olarak belirlenmedikçe hakkı kullananın tazminatla sorumlu olduğu düşünülemez. İcra takipleri, başkalarının kişilik haklarını zedeleseler bile, belirli ölçüler içinde hukuka uygundur. Bu hukuka uygunluğun dayanağı, bireylerin ya da kamunun üstün menfaatlerinin korunmasıdır. Ancak, bu hak toplumsal görevine aykırı bir yolda kullanılmışsa, bu kötüye kullanma, davranışı hukuka aykırı kılar.
İnceleme konusu işte davalı, keşidecisi davacı Tayyar ve lehtarı Tekin olan 26.9.1991 tanzim tarihli 15.000.000 TL.lık emre muharrer senedin (lehtarın cirosu sonucu yetkili hamilidir. Ödeme protestosundan sonra davalı tarafından keşideci davacı ve cirantası Tekin haklarından kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde bulunulmuş ve davacının icra tetkik merciine imza itirazı şeklindeki başvurusu sonucunda (imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilerek) icra takibi iptal edilmiştir. Hal böyle olduğuna göre, gerçekten de davalı, kambiyo senedinin iyiniyetli hamili durumundadır. Senette, senet bedelinin nakten alındığı yazılıdır. Davacı ile senedin lehtarı arasındaki bu senette davacının imzasının ona ait olmadığını davalı bilebilecek konumda değildir ve keşideci ile lehdara nazaran üçüncü kişi sayılır. Davacıtarafından da senedin lihtarı ile davalının anlaşarak sahte senet düzenledikleri veya senet lehtarının sahte senet tanzim ettiğini davalının bildiği halde icra takibine giriştiği iddia ve ispat edilmiş de değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden ve davalının icra takibinde bu hakkı kötüye kullandığı tespit edilmeden yazılı olduğu şekilde davalının manevi tazminatla sorumlu tutulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), bozma nedenine göre öteki itirazların şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 6.6.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy