(2709 S. K. m. 90)
Dava: Taraflar arasındaki sendika faaliyetinin durdurulması davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı Ankara Valiliği adına hazine avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: Davacı Ankara Valiliği vekili, izinsiz ve yasaya aykırı olarak davalıların kurduğu TEM-SEN (Türkiye İlköğretim Müfettişleri Sendikası)in tüm faaliyetlerinin durdurularak kapatılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiş; bir kısım davalılar, memurların sendika kurmalarını önleyen yasa bulunmadığını, aksine onaylanan Milletlerarası Sözleşmelerin bağlayıcı hükümlerine göre memurların sendika kurma hakkının mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; mahkemece, Uluslararası Çalışma Örgütünün sözleşmelerinin kabul edilmiş bulunmalarına rağmen uygulama açısından iç hukukumuzda herhangi bir düzenleme yapılmadığından bu tür sendikaların hukuki statü kazanmaları ve hukuken sendika olarak sayılmaları mümkün olmadığından kurucuları hasım gösterilerek de bir sendikanın kapatılması düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği ve mahkeme kararında da işaret edildiği üzere, Uluslararası Çalışma Örgütünce 1948 yılında kabul edilen Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına ilişkin 87 sayılı sözleşme 3847 sayılı Kanunla; keza Uluslararası Çalışma Örgütünce 1978 yılında kabul edilen Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına sözleşme de 3848 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisince 25.11.1992 günü onaylanmış ve her iki Kanun da Resmi Gazetede yayınlanarak 11.12.1992 tarihinden yürürlüğe girmiştir. Anayasanın 90. maddesi uyarınca, Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bu durumda yukarıda belirtilen ve onaylanan sözleşmeler iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazanmıştır. Hal böyle olduğuna göre, yasa koyucunun onayladığı sözleşmelerle kural olarak Devlet memurlarına sendika kurma hakkını verdiği ve memur sendikalarına da tüzel kişilik tanıdığı kabul edilmeli ve memur sendikalarına ilişkin yorumlar söz konusu onaylanan sözleşmelerle yapılmalıdır. İç hukukumuzda halen memur sendikalarının kurulması ve özellikle sendikal haklarıyla ilgili bir düzenleme yapılmamış olması da, kurulmuş olan sendikanın tüzel kişilik kazanamayacağı şeklinde yorumlanamaz.
Mahkemenin, yukarda açıklanan esasları gözetmeden, davalı sendikanın kurulmadığını ve bu nedenle feshine karar verilemeyeceği görüşünden hareketle davayı reddetmesi yasaya aykırıdır. Davalı sendikanın yasalara aykırı biçimde (amaç dışına çıktığı, eylemlerinde suç bulunduğu) iddia edilmediğine göre ve dava da reddedilmiş olmakla; mahkeme kararı bozulmamalı ve Usulün 438/son maddesi uyarınca düzeltilerek ve gerekçesi değiştirilerek onanmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesine ve bu açıdan temyiz itirazlarının reddine ve kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA; 13.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy