(818 S. K. m. 42, 46, 47) (506 S. K. m. 37)
Dava: Taraflar arasındaki trafik kazasından doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı Hikmet Karakaş hakkındaki davanın reddine, toplam 45.231.250 lira maddi ve manevi tazminatın 23.4.1993 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı Sigorta şirketininin sorumluluğunun poliçedeki miktarla sınırlı olması koşuluyla) alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin keza reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı ile davalılardan Şaban Atakan avukatı taraflarından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- a) Dava, haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazası sonucu Veitebia Burst kırığı oluşacak şekilde yaralanan davacı, olay nedeniyle yaptığı tedavi giderlerinin ödetilmesini istemiş, mahkemece bu konudaki talep belge ile ispatlanamadığından reddedilmiştir. Dosya içerisindeki delillerden davacının tedavi olmasını gerektirecek şekilde yaralandığı tartışmasızdır. Tedavi konusunda belge sunulmamış olmasına rağmen bilirkişi görüşüne başvurularak gereken tedavi gideri belirlenebileceği gibi, BK'nun 42. maddesi gözetilerek uygun bir miktar tazminata hükmedilebilir. Yerel mahkemece anılan yön gözetilmeksizin istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
b) Davacı olay nedeniyle oluşan kırıktan dolayı sekiz ay çalışamadığını ileri sürerek iş göremezlik tazminatı istemiştir. Mahkemece ceza mahkemesinde alınan ve davacının 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığını gösteren rapor esas alınarak 45 günlük işten kalma tazminatına hükmedilmiştir.
Bir ceza davasında ve ceza hukuku ilkeleri esas alınarak düzenlenen sağlık raporlarının hukuk mahkemesinde açılan bir tazminat davasında esas alınacağı düşünülemez. Borçlar Kanununun 46. maddesi "beden bütünlüğü bozulan kişinin çalışamamasından doğabilecek zarar ve ziyanın istenebileceği" kabul edilmiştir.Diğer tarihten 506 Sayılı Sosyal sigortalar Kanununun 37. maddesinde "hastalık sebebiyle iş görmezliğe uğrayan kişiye iş göremezlik ödeneği verileceği" açıklanmıştır. O halde özel hukuk açısından iş göremezlikten amaç kişinin beden bütünlüğünün bozulması nedeniyle eylemli olarak çalışamadığı günlerdir. Bunun ispatı kural olarak davacıya aittir; bu yolda tanık ve doktor raporlarına dayanılabilir. Ne var ki, zararın varlığının kanıtlandığı hallerde kapsamınının hakim tarafından da araştırılabileceği göz ardı edilmemelidir (BK.42-43).
Dosya içerisinde bulunan tanık beyanları ile davacının olay sonrası altı ay süre ile çalışamadığı ispatlandığı gibi hükme esas alınanan İzmir Devlet Hastanesinin 9.3.1993 tarihli raporunuda dahi 120 günde iyileşebileceği bildirilmektedir. Bu kanıtlar; mahkemenin iş göremezlik süresini belirlemede eksik inceleme yaptığını gösterir. O halde hüküm bozulmalıdır.
c) Davacının manevi tazminat konusundaki temyizine gelince;
Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte, davalının tamamen kusurlu olması, yaralanmanın türü, işten kalma süresi ve diğer etkenler gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat çok azdır. Daha uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere de karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bendin (a,b,c) şıklarında açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve aşağıda yazılı onama harcının davalı Şaban Adakan'a yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.2.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy