(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıda bulunulmaktan doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme bilirkişi raporunu benimsemek suretiyle .... Gazetesinin .... tarihli sayılarında davacı ile ilgili olarak yapılan yayınların davacının kişilik haklarını ihlal edecek derecede bir kasıt ve kusur unsurunun bulunmadığını, sadece davacının olağanüstü servet akış kaynağını ortaya çıkarmak amacına yönelik habercilik anlayışına uygun yapılmış olduğunu kabul ederek sabit görülmeyen davanın reddine karar vermiştir.
a) .... Gazetesinin .... tarihli nüshasında 1. sahifede sürmanşet olarak ....li öğretmen Trilyoner oldu başlıklı ve ikinci .... vakası alt başlıklı,
b) Aynı gazetenin .... tarihli nüshasında 1. sahifesinde büyük puntolarla davacının resmide kullanılarak trilyoner .... li öğretmen K....'yı parsellemiş ve haşim bey panikledi, K.... 'daki bütün toplattı başlıklı,
c) Aynı gazetenin .... tarihli nüshasında nereden buldun ..... bey başlıklı,
d) Aynı gazetenin .... tarihli nüshasında yalandan kim dönmüş, bu nasıl helal para başlıklarıyla davacıya ait muhtelif resimleri de kullanmak suretiyle davacı için yayın yapıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir haberin yayınlanmasının kişiyi toplum içinde küçük düşüreceği tabiidir. Yayma konu haberde davacının kişilik haklarına saldırı var mı dır, yok mu dur bunun değerlendirilmesi gerekir. Basın kamuoyunun ilgisini çeken konularda topluma doğru haber ve bilgi vermek durumundadır. Yayma konu haberde, kamu yararı, gerçeklik, güncellik, toplumsal ilgi ile özle biçim arasındaki denge unsurlarının mevcut bulunması halinde haber hukuka uygun olur. Somut olayda davacı gerek dava dilekçesinde ve gerek yargılama aşamasında haberin doğru olmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda haberin gerçeğe uygun olduğunu, davalı ispat etmek zorundadır. Ancak davalı taraf haberin gerçeğe uygun olduğuna dair bir kanıt ibraz etmemiş olduğundan sorumludur. Bu nedenlerle davalı gazetede dört gün süre ile yapılan yayında davacıyı toplum içinde haksız kazanç temin eden kişi olarak tanıtmak suretiyle küçük düşürüldüğü ve bu bağlamda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan tarafların sıfatına, işgal ettikleri makam ve sosyal ve ekonomik durumlarına göre uygun bir miktar manevi tazminat verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekir.
Ayrıca yerel mahkeme davalı gazetede, davacı için verilen haberde davacıya hakaret teşkil edecek yazılar bulunup bulunmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırı olup olmadığının tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Oysa mahkemece çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez (HUMK. 275). Mahkemece davaya konu haber nedeniyle basın yoluyla davacının kişilik haklarına bir saldırı olup olmadığı hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgilerle çözümlenebilecek konulardan olduğundan, bilirkişi raporuyla belirlenmesi ve bu rapor esas alınarak hüküm kurulması da yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA .... gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy