(743 S. K. m. 917)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü.
Karar: Dava Medeni Kanunun 917. maddesine dayanılarak açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, sahteliği yargılama ile sabit olan kimliği meçhul şahsın dava dışı Mehmet Gönüllü vekili olarak kendisine sattığı 5619 nolu parselin yarı payını, satın aldığını, ancak taşınmaz malikinin vekaletnamenin sahteliğini ileri sürerek tapuyu iptal ettirdiğini, sahte vekaletnamenin tapu işlemine dayanak yapılması nedeniyle davalı hazinenin sorumlu olduğunu belirterek zararının ödetilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece iddia edilen zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığı ve ferağ işlemi sırasında davacı hazır bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 917. maddesi hukuka aykırı bir muamele nedeniyle hak sahibinin ayni hakkının sona ermesi suretiyle doğan zararlarının tazmini esasına dayanmaktadır. Devletin buradaki sorumluluğu kusur prensibine değil tapu siciline ve işlemine güven esasına dayanan bir objektif sebep sorumluluğu olur. O halde, tapu işlemini yapan memurun kusurlu olup olmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Memurun kusurlu olup olmaması ancak doğan zararı ödeyen Devletin memura Medeni Kanunun 917/2. maddesi uyarınca rücu sırasında önem taşır. Burada şu husus özellikle belirtilmelidir ki, Medeni Kanunun 917/1. madde açısından Devlet aleyhine açılan tazminat davasında Devletin sorumluluğu ancak tapu sicil muhafızlığının hukuka aykırı işlemleriyle meydana gelen zarar arasında illiyet bağının gerçekleşmesiyle söz konusu olabilir. Olayda sahte vekaletname noterde düzenlenmiş; zarar bu sahte vekaletnamenin tapu işlemlerine dayanak yapılmasından doğmuştur. Diğer bir anlatımla sahte vekaletname kullanmak suretiyle yasanın temsil hakkındaki hükümlerine aykırı davranılarak davacının ayni hakkı sona erdirilmiştir. Bu suretle zarar ile tapu sicil muhafızlığının işlemleri arasında illiyet bağı da gerçekleşmiştir (HGK. 29.6.1977 T. 1977/4-845 E, 665 K.sayılı kararı). Mahkemece anılan yönler gözetilmeksizin ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.04.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy