(2004 S. K. m. 67) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı sebeplerden dolayı davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatı olan 2.842.000 liranın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine ait hükmün süresi içerisinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, haksız eylem sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece takibe konu olan tazminata reeskont faizi yürütülmüştür. Oysa 3095 s. Yasa'nın 2/3. maddesi uyarınca talep edilen reeskont faizinin hüküm altına alınabilmesi tarafların tacir olması ve böylece uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili bulunması koşuluna bağlıdır. Davalılar tacir olmadığına göre olayda reeskont faizi değil %30 kanuni faiz yürütülmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava konusu alacak likit ve muayyen olmayıp uyuşmazlığın giderilmesi yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken hüküm altına alınmış olması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda 2 ve 3 numaralı bentlerde yazılı sebeplerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının 1 numaralı benddeki sebeple reddine ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 27.06.1996 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Faiz alacaklının talebe yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre yoksun kalması sebebiyle ödenen bir karşılıktır. Ekonomide faiz, sermayenin geliri olarak tanımlanır. Bu sebeple faiz, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacağın ödenmesi ile, faizde kesilir. Alacak faiz alacağı fer'i bir hak olduğundan asıl alacağın bağımlı bir parçası değildir. Bundan dolayı da bazı hallerde asıl alacaktan bağımsız bir nitelik taşır. Eğer talep edilen ana para alacaklının ticari işletmesi ile ilgili ise, normal faiz yerine, ticari faiz istenebilecektir.
Girişimci tarafından ekonomik çıkar sağlamak amacıyla emek ve sermayenin bağımsız bir biçimde bir araya getirilmesi sonucu kurulan işletmeye, Ticari İşletme denebilir.
Somut olayda zarar gören ve zarar davacının ticari işletmesi ile ilgili bulunmaktadır. Zarar verici eylem sonucu, ticari işletmede mal ve sermaye azalmıştır. Bu azalma başkasının hukuka aykırı eylemi sonucu meydana gelmiştir. Zararlı sonucu meydana getiren borcu ödemekten kaçınmış ve temerrüde de düşmüştür. Böylece borçlu alacaklının ticari işletmesinde asıl alacağın geç ödenmesinden dolayı kanuni bir neden olarak faizden doğan ödemeyi de yapmak zorundadır. İşte bunu da ödemekle yükümlü olduğu faiz miktarı 3095 s. kanunun 2/f III. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin TC Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranı olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu faiz oranı için alacaklının talepte bulunması gerekmektedir. Davaya konu olayda davacı tarafından ticari faiz, reeskont faizi veya banka faizi gibi tabirler kullanılarak talepte bulunulmuştur. Davalının tacir olmaması, ya da işin o yanın ticari işletmesi ile ilgili bulunmaması, davacıya ticari faiz ödenmemesi sonucunu doğurmaz. Çünkü zarar, ancak ana para ve bunun geç ödenmesinden kaynaklanan faizin ödenmesi ile karşılanabilir. Bir ticari işletme, Ticaret Hukuku kurallarına göre ve karlılık amacı ile çalışmaktadır. Böyle bir kuruluşa, alacağının geç ödenmesinden dolayı ticari faiz yerine kanuni faiz ödendiği takdirde, mal varlığı itibariyle ticari işletmenin normal olarak geleceği düzeyden daha alt düzeyde kalacağı tartışmasızdır. İşte aradaki bu farklılığın giderilmesi içinde, ticari faize hükmedilmesi kanuni ve hukuksal bir zorunluluktur. Olayımızdaki davacı, özel hukuk hükümlerine tabi bir iktisadi kamu kuruluşudur ve zararda onun ticari işletmesi ve işletmenin malvarlığı ile ilgilidir. Bundan dolayı çoğunluğun ticari faizin ödenemeyeceği yönündeki kararı bozma düşüncesine katılamıyorum. Davacı kuruma ticari faizin ödenmesine ait yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatindeyim. Bu sebeple kararın (2) no.lu bendindeki bozma gerekçesine katılamıyorum.27.06.1996 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy