(818 S. K. m. 41) (3533 S. K. m. 1) (6762 S. K. m. 4, 21)
Dava: Adalet Bakanlığının 5.11.1996 günlü gereklilik yazısı üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca yukarıda tarih ve numarası yazılı hakem sıfatıyla verilen kararın 28.11.1996 günlü istekle kanun yararına temyizi üzerine dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Önsorun inceleme yapılıp yapılmamasıdır: Üyelerden Salim Öztuna hakem kararlarının kanun yararına bozma kapsamında olmadığını gösterdiği gerekçe ile belirlemişse de Dairemiz Kurulunun 7.2.1993 gün, 1993/11368-1994/760 ve 13.11.1995 gün, 1995/8550-1995/8603 sayılı ve benzeri kararlarında olduğu gibi bu yolun olanaklı bulunması dolayısıyla önsorun konusu oyçokluğu ile karara bağlandıktan sonra işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2- Davacı PTT, davalı Belediye'dir. Kanun yararına bozma isteği, belirtilen taraflar arasındaki uyuşmazlığın hakem yoluyla çözüme kavuşturulmayacağı yolundadır. Tarafların yapısal niteliği 3533 Sayılı Yasa kapsamında olduğundan hakem kararının belirtilen açıdan bozulması ( Dairemiz Kurulunun 7.2.1993 gün, 1993/11368-1994/760 ve 13.11.1995 gün, 1995/8550-1995/8603, 11.4.1996 gün ve 1996/1971-3073 sayılı kararları doğrultusunda ) benimsenmemiştir.
3- Dava, haksız eylem nedeni ile oluşan zararın giderimine ilişkindir. Davacı, tazminata reeskont faizinin yürütülmesini istemiş; hakemce bu istek benimsenmiştir. Oysa, böyle bir faizin uygulanması, TTK.nun 21/2. maddesi uyarınca taraflardan birinin tacir, ötekinin olmadığı durumda arada "mukavele" olmasına bağlıdır. Haksız eylemlerde ise gene aynı Yasanın 4. maddesi uyarınca, her iki tarafında tacir olması zorunludur. Somut olayda, davalı tacir olmadığına göre tazminata uygulanacak ölçüt, yasal ( %30 ) faizdir. Hakemce, anılan madde buyruklarına aykırı olarak davalının Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi ile sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle hukuksal sonuçlarını etkilememek üzere HUMK.nun 427/6 ve 7. maddesi uyarınca hakem kararının önsorun bakımından ( ilk bentte ) oyçokluğuyla, işin esası bakımından oybirliği ile BOZULMASINA, bozma kararının ilk ve üçüncü bentlerinin HUMK.nun 427/8. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığınca Resmi Gazetede yayınlanmasının sağlanmasına 15.4.1997 gününde karar verildi.
KARŞI OY :
3533 sayılı Kanun 1. maddesi ile adliye mahkemelerinin görev alanına giren bazı davaları mahkemelerin görev alanından çıkarıp hakemlere vermiş ve 6. maddesi ile de hakemlerce verilen kararların kati olduğu, aleyhine hiçbir makam ve mahkemeye müracaat edilemeyeceği vurgulanmıştır. HUMK. 427/6. maddesinde ise kesin olarak verilen hükümler ile Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşen hükümlerden söz edilmektedir. HUMK.nun yürürlüğünden 10 yıl sonra çıkarılmış bulunan 3533 sayılı kanunla kamu kurum ve kuruluşları arasındaki ihtilafların halli için yeni bir usul getirilmiş, bu ihtilaflar tümü ile adliye mahkemelerinin ( ilk derece ve üst mahkemeler ) görev alanından çıkarılmıştır. Hakemin hakim olması bu bakımdan önemli olmayıp, bir düzenleme tercihidir. Nitekim 2. maddede yapılan düzenleme ile umumi bütçeye dahil daireler arasındaki hakemlik görevi bir bakana verilmiştir. Aleyhine yazılı emir yoluna başvurulacak kararlar ise adliye mahkemelerince verilen, cins ve miktar itibariyle kesin olarak verilen veya temyizi kabil iken temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olan kararlardır. 427. maddenin kapsamındaki kararlar yargılaması adliye mahkemelerince yapılan, yasa ile temyiz edilebilirliğine sınır getirilen veya taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşen kararlardır.
Halbuki hakemce verilen kararlar aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı özel yasada bellidir. 427. maddede bu kararlarında yazılı emir kapsamında olduğuna dair bir işaret yoktur.
Bu tür hakem kararlarının yazılı emir yolu bakımından adli yargının görevinde olduğunu kabul etmek mahkemelerce verilmeyen kararlar için bir üst derece inceleme yerinin varlığını kabul etmek olur. Kanun koyucunun amacı uyuşmazlığı belli bir kademede bitirmek olmasaydı, amacını açıkça ifade ederdi. Bu nedenlerle yazılı emir yolu ile de olsa Yargıtay'ın inceleme yetkisi bulunmadığından ( ilk bentte belirlenen nedenle işin esasına girilmesi gerektiğine yönelik ) karara katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy