(743 S. K. m. 15, 54, 320) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün davacı avukatı tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin kağıtlar üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacının olay tarihinde reşit olmayan oğlu Ü. Kaplan mahallede arkadaşları ile çelik-çomak oynarken davalı Raşit küçük oğlu Nevzat'ın oyun sırasında demir çubuk ile burnuna vurması sonucu yaralanmış ve ameliyat geçirmiştir. Davacı olay nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların davalı Raşit aile reisi olarak ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tahsilini istemiş, yerel mahkemece dava konusu olayda kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 320. maddesi Evin reisi, riyaseti altında bulunan küçüğün yaptığı zarardan mutat veçhile ve ahvalin muktezi bulunduğu dikkatle ona nezaret ettiğini ispat etmedikçe sorumlu olacağını düzenlemiştir. Maddenin düzenlenişinden de anlaşılacağı üzere aile reisinin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur ve aile reisi hayatın olağan akışı ve sosyal yaşamın gerektirdiği tüm özen ve dikkati göstermiş olmasına rağmen sonucun meydana gelmesine engel olamadığını ispatlamadıkça sorumlu olacaktır. Davalı yargılama aşamalarında aile reisi olarak sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir savunma ileri sürmemiştir. Kaldı ki yargılama devam ederken dahi olayı tam olarak bilmediği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalının aile reisi olarak sorumlu tutulmasını gerektiren koşulların oluştuğu gözetilmeksizin davanın reddedilmiş olması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Dava dilekçesinin başlık ve yazılış biçiminden küçük Nevzat de hükmedilecek tazminat ile sorumlu tutulması istenmiş ancak Nevzat olay tarihinde reşit olmadığından Nevzat velayeten babası Raşit G. denilmiştir. Nevzat G. 15.11.1980 doğumlu olup olay tarihinde yaklaşık onbeş yaşındadır. İzmir Çocuk Mahkemesi dosyası içerisindeki hekim raporu ile kendisinin ferik ve mümeyyiz olmadığı anlaşılmaktadır. O halde üzerinde durulacak yön Nevzat tazminat ile sorumlu tutulup tutulamayacağı ve tutulacaksa bunun kapsamıdır.
Temyiz kudreti bulunmayanların sebebiyet sorumluluğu (objektif sorumluluk)Borçlar Kanununun 54. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu fıkra hükmüne göre hakkaniyet gerekli kılıyorsa hakim temyiz kudreti bulunmayan bir kimseyi kısmen veya tam olarak tazminata mahkum edebilir. Anılan hükmün amacı sorumluluğu hakkaniyet düşüncesi ile kusur sorumluluğu hali dışında genişletmek olup müzeyiz olmayanın eyleminden hukuki bir sonuç doğmayacağı hakkındaki genel kurala bir istisna koymaktır. Gerçekten Türk Medeni Kanununun 15. maddesinin birinci fıkrası hükmü kural olarak mümeyyiz olmayanların haksız eylemleri nedeniyle sorumlu olmamalarını gerektirir. Fakat bu maddenin ikinci fıkrası bazı istisnalara işaret etmektedir. İşte Borçlar Kanununun 54. maddesinin birinci fıkrası hükmü bu istisnalardan biri belki de en önemlisidir. Hakim adaletin gerektirdiği yerde temyiz kudretinin bulunmamasından dolayı zararın sebebiyet verene isnadının kabil olmamasını bir kenara bırakabilecektir. Burada ona geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Her olayda zarara uğrayan kimsenin haksız eylemi işleyen gayrı mümeyyizden tazminat isteyip isteyemeyeceği, olayı saran hal ve şartlara bakılarak tayin edilecektir. Bu hal ve şartlar arasında mümeyyiz olmayanın hürriyetinin doğurduğu özel tehlike temyiz kudreti olmamasına rağmen belli bir kusurun varlığı zarara uğrayanın olay sırasında zarar failine karşı davranışı ve öncelikle mümeyyiz olmayanın iktisadi gücü ile zarara uğrayanınkinin karşılaştırılması gösterilebilir. Hakim diğer özel hal ve şartları, davacı tarafın kusurunu, fiilin işleniş biçimini, mümeyyiz olmayanın eylemi işlerken içinde bulunduğu ruh halini incelemeli ve sorumlu tutulabildiği takdirde bunun kapsamını tayin etmelidir.
O halde mahkemece yukarıda belirtilen özel hal ve şartların varlığı araştırılmaksızın mümeyyiz olmayan davalı küçüğün zarardan sorumlu tutulmamış olması nedeniyle de karar bozulmalıdır.
3- Hukuk Usulü Muhakemelere Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.
Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle bilirkişi düşüncesine başvurulması, maddeye açık aykırılık oluşturduğundan karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1, 2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy