(818 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasındaki trafik kazasından doğan birleştirilen tazminat davaları üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine ilişkin hükmün davacılar avukatı tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı idare adına Avukat gelmiş diğer taraftan temyiz eden davacılar adına kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar, davalı işletmenin hukuka aykırı eylemi sonucu uğranılan zararın ödetilmesini istemişlerdir. Mahkemece istem reddedilmiş karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararındaki gerekçe bilirkişiden alınan rapora dayanmakla birlikte, tren makinistinin kusurunun bulunmamasını esas aldığı gibi, olayda kusursuz sorumluluğun söz konusu olmadığı, kusur yoksa sorumlulukta yoktur biçimindeki olgulara dayanmıştır. Mahkemenin açıklanan şu gerekçe itibariyle somut olayın hukuki nedenini saptayamadığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle, somut olayın hukuki nedeninin belirlenmesi gerekir. Davalı TCDD olarak gerek işlettiği tren ve gerekse tren yolu itibariyle Borçlar Kanununun 58. maddesi uyarınca, kusursuz sorumludur. Bunun anlamı, o şeye malik olmasının sonucu olarak, tesisin fena yapılmasından veya kullanılmasından dolayı, üçüncü kişilerin uğradığı bir zarardan dolayı kusuru aranmaksızın sorumlu olmasıdır. Diğer bir anlatımla zarar gören, zararının ödetilmesi için, zarar verenin kusurunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Tersine davalı, zarar ile zarar verici eylem arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu bağlantının başka bir nedenle örneğin, mücbir bir sebeple veya üçüncü kişinin veyahut ta zarar görenin ağır kusuru ile kesildiğini kanıtlaması gerekmektedir.
Somut olayda, davacıların desteği olan N. hemzemin geçitten otosu ile geçerken trenin çarpması üzerine zarar verici eylem meydana gelmiştir. Olayda hukuka aykırı eylemin ve illiyet bağının bulunduğu tartışmasızdır. Tartışmalı yön, kusursuz sorumlu olan zarar verenin bu olayda sorumlu tutulup tutulmayacağı yönündedir. Diğer bir anlatımla, zarar görenin ağır kusuru ile, illiyet bağının kesilip kesilmediği noktasında toplanmaktadır.
Bu yönün sağlıklı biçimde tespit edilebilmesi için, olayın meydana geldiği noktanın ve oluş biçiminin tüm özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Olay yeri meskun mahal olup, yakınında birde kahve bulunmaktadır. Yine tren yolundaki viraj nedeniyle, görüş mesafesi gerek hemzemin geçitten geçen ve gerekse makinist için sınırlı bulunmaktadır. Davalı idarenin yaptığı iş, niteliği itibariyle tehlikeli bir iştir. İşin yapılmasında gösterilecek en küçük bir ihmal ağır sonuçlar doğuracak düzeydedir. Bundan dolayı da bu konuda tüm olumsuz etkenlerin giderilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla zarar verici eylemde davalı idarenin hiçbir özensizliği olmamalı, zararın tamamı başka bir nedenden kaynaklanmalıdır ki, sorumluluktan kurtulabilsin.
Ne var ki olay yerinin yukarıya aktarılan özelliğine karşın, davalı idarenin geçiş noktasına bariyer yapması veya onun fonksiyonlarını öngören bir önlemi gerçekleştirmesi gerekirken, bunun yapılmamış olması, onun özensiz davrandığı sonucunu doğurur. İşte bundan dolayı da, yasa gereğince zaten kusursuz sorumlu olan davalı, ilave kusuru nedeniyle sorumlu tutulmalıdır. Bu cümleden olarak, kusursuz sorumluluk durumlarında, illiyedin kesilebilmesi için, zarar görenin ağır kusurlu olması yeterli olmayıp, kusursuz sorumlunun ayrıca ek kusurunun da bulunmaması gerekmektedir.
Açıklanan şu somut olayın özelliğine, oluş biçimine, dosyadaki diğer olgulara göre, davalı idarenin sorumlu tutulamayacağına ilişkin bilirkişi kurulundan alınan rapora itibar edilerek istemin tümden reddi yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş, olayın tüm özelliği göz önünde tutularak, hukuki bir tanım olan kusur ölçüsünün belirlenerek buna göre zarar kapsamının hesap ve takdiri gerekir. Bu yönün göz önünde tutulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1.7.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy