(2004 S. K. m. 89) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı sebeplerden dolayı 62.802.096 TL. tazminatın dava gününden itibaren kanuni faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazla istemin reddine ait hükmün süresi içerisinde davalı Banka avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, alacaklı olduğu Beyoğlu Belediyesi aleyhine icra takibi yaparak borçlunun hesabının bulunduğu davalı bankaya İcra İflas Yasasının 89. maddesi gereğince 1 ve 2.haciz ihbarnamelerini gönderdiğini, davalı bankanın borçlu belediyenin hesabında bulunan paranın ammeye tahsis edildiği iddiası ile menfi tespit davası açtığını, bu davanın mahkemece reddine karar verilerek Yargıtay'ca onanmak suretiyle kesinleştiğini, bankada bulunan 42.964.000 lirayı 7.5.1989 gününde alması gerekirken davalı bankanın açtığı bu haksız dava sebebiyle 14.1.1992 gününde alabildiğini, bu arada geçen süre sebebiyle Türk parasının değer kaybetmesi, paranın en azından vadeli mevduatta veya dövize çevrilerek değerlendirilememesi sebebiyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiş, yerel mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Davacılar dava dışı Beyoğlu Belediyesinden olan alacakları için yaptıkları icra takibi sırasında borçlunun davalı bankada bulunan hesabı sebebiyle Ammeye tahsis edilmemiş mevduatın 79.489.300 liralık bölümü için 1. haciz ihbarnamesi göndermişlerdir. İhbarname tebliği üzerine davalı Beyoğlu Belediyesine durumu bildirmiş, belediye cevabi yazısında hesaptaki paranın ammeye tahsisli olması sebebiyle haczedilemeyeceğini belirtip bu konudaki encümen kararını göndermiştir. Belediyenin cevabi yazısı ile birlikte icra memurluğuna başvuran davalı gereken işlemin yapılabilmesi için bilgi verilmesini istemiştir. Borçlu mevduatının ammeye tahsisli olduğunun bildirilmesine rağmen 2.haciz ihbarnamesinin gönderilmesi üzerine ise hesap sahibi borçluya karşı sorumluluk doğurucu işlem yapmamak için borçlunun banka nezdinde kamuya tahsis edilmemiş alacağının bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açmıştır. Menfi tespit davası taraf ehliyeti yönünden reddedilmiştir. Olayın gelişim şekline göre davalının açtığı menfi tespit davasının kötüniyetle açıldığının ve haksız eylemin unsurlarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Ammeye tahsis konusunda encümen kararı varlığına rağmen takibe devam edilmesi üzerine dava açılmıştır. Yerel Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken sorumluluk yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine, 09.07.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy