(818 S. K. m. 41) (1512 S. K. m. 162)
Dava: Davacı M.K. ile davalı, 1- TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı adına Av. S.S., 2-P.T.A.Ş. Genel Müdürlüğü adına Av.A.D., 3- Y.G.adına Av. E.K., 4-H.Ç aralarındaki dava hakkında Ankara Asliye 18. Hukuk Hakimliği'nden verilen 4.12.1996 tarih ve 1995/356-1996/840 sayılı hükmün Daire'nin 23.9.1997 tarih ve 1997/4401-1997/8574 sayılı ilamıyla kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına oyçokluğu ile karar verilmişti. Davalılardan H.Ç. avukatı ile P.T.A.Ş. avukatı tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40., Yargıtay İç yönetmeliği'nin 18. ve Daire'nin 15.1.1998 tarihli ilke kararının 7. maddesi gereğince öncelikle yapılan inceleme sonunda Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uygun olmayan P.A.Ş.nin karar düzeltme istemi reddedilmelidir.
2- Davalı H.Ç.nin karar düzeltme istemine gelince; dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı, gazetede gördüğü bir ilan üzerine Ankara Eryaman semtinde yapılmış olan ve Toplu Konut İdaresi'nce satımı yapılan evi satın aldığını, ancak satan kişinin gerçek malik olmaması nedeniyle evi gerçek malike iade ettiğini, olayın davalıların kusuru nedeniyle meydana geldiğini belirterek, tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece hükmedilen tazminatın P. ve davalı noterden müştereken tahsiline karar verilmiştir.
1512 sayılı Noterlik Yasası'nın 162. maddesinde noterlerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre noterler zarar görenlere karşı kusursuz sorumludurlar. Çalışanların sorumluluğu ise BK 41. maddesi uyarınca kusurlu sorumluluğa dayanmaktadır. Çalışanların yaptığı işten zarar meydana gelmişse, noter yine kusursuz olarak sorumlu olacaktır. Noterlerin kusursuz sorumluluğundan kastedilen, zarar görenin kusuru kanıtlamak zorunda olmamasıdır.
Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi de sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir. Bu üç olgudan birinin bulunması halinde kusursuz sorumlu kimse de sorumluluktan kurtulacaktır.
Somut olayda satıcı B.S., sahte bir kimlik ve bedeli istenen dairenin kendisine ait olduğuna ilişkin bir tahsis belgesi ile notere başvurmuştur. Nüfus cüzdanında satıcının fotoğrafı ve diğer bilgiler normal bir nüfus belgesindeki gibidir. Tahsis belgesinde ise sadece, nüfus kaydı sahibi B.S.nin adı yer almaktadır. Sadıcı B.S. ile alıcı davası arasında 5.5.1993 tarihinde noterde imza onayı biçiminde "tahsis hakkı devir senedi" düzenlenmiştir. Senet kapsamında devir alan davacı devir edilen yeri görüp beğenerek ve B.S.ye ait olduğunu bilerek, evrak ve kayıtları tetkik ederek devir aldığına ilişkin açıklama ile sözleşmeyi imzalamıştır. Noterde düzenlenen onay biçimindeki belgede yanların kimlikleri tam olarak alınmıştır. Bu durum sözleşmenin altına yazılan kısımla da sabittir. Satıcının fotoğrafının alınması gerekmediği gibi, yapılan sözleşme de noterde düzenlenmesi gerekmeyen bir sözlleşmedir. Adiyen yapılabileceği gibi hiç yazılı sözleşme de yapılmayabilir. Ayrıca Noterlik Yasası'nda bu tür işlemler için fotoğraf alınması da öngörülmemiştir. Yasanın aramadığı bir koşulun davalı noter'in kusuru olarak yorumlanması mümkün değildir.
Noterde yapılan sözleşme ile, davacının kazandığı bir hak bulunmamaktadır. Sözleşme güvene dayanan bir ön ilişkinin kurulduğunu göstermekte, öte bir anlam ifade etmemektedir. Davacı sözleşme ile ayni bir hakkı kazanamadığı gibi kişisel hakka dayanarak aynı hak da talep edemez. Bütün aykırılık bankadaki işlem sırasında gerçekleşmiştir. Bankada gerçek B.S.nin kimliğini belirten kayıtlar mevcuttur. Şayet banka bu kayıtları gereğince incelemiş olsaydı, satıcı B.S.nin gerçek malik B.S. olmadığı ortaya çıkacaktı. Noterde düzenlenen devir belgesine esas alınan kimlik dışında noterin dayanabileceği ve istenmesini gerektiren başkaca bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Somut olayın oluş biçimi itibariyle davalı noterin sorumlu tutulması yasal düzenlemeye ve sorumluluk hukukukun ilkelerine aykırı olup sorumluluğu yönünde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir ise de, karar onanmış bulunduğundan, davalının karar düzeltme isteği HUMK'nin 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve hüküm gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı P.A.Ş.'nin karar düzeltme isteminin (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle oybirliği ile reddine, H.Ç.nin karar düzeltme isteminin ise (2) nolu bentteki nedenlerle oyçokluğu ile kabulüne, onunla ilgili onama kararının kaldırılmasına ve hükmün yine anılan kişi yönünden oyçokluğu ile BOZULMASINA, davalı H.Ç.den önce alınan onama harcı ile peşin alınan red karar harcının istek halinde geri verilmesine, takdiren 250.000 lira para cezası ile aşağıda yazılı red karar harcının karar düzeltme isteyen P.T.A.Ş.ye yükletilmesine 9.7.1998 tarihinde, karar verildi.
KARŞI OY: Daha önce karara karşı yazdığım karşı oy yazısının (3) nolu bendinde gösterdiğim gerekçe ile, karar düzeltme isteminin (1) nolu bendindeki, zarar kapsamı ile ilgili bölümünde kabul edilmesi gerektiği düşüncesindeyim. 09.07.1998
KARŞI OY: Onama kararı ve yerel mahkeme kararında yazılan gerekçelerle karar düzeltme isteğinin reddi oyundayım. 09.07.1998
Full & Egal Universal Law Academy