(2886 S. K. m. 50) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı bakanlık adına hazine avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın giderilmesine ilişkindir. Davacı, 1992-1993, 1994 yıllarında eksik ve ödeme yapılan kalitede olmayan kereste teslim alınması, alınmadığı halde demir, çimento, brülör ve sirkülasyon pompası için ödeme yapılması, kalorifer boruları, vanalar ve boyaların nerelerde kullanıldığının belirlenememesi, işe yaramayan baca filtresi taktırılması, kaynak işçiliği ve eşanşör tamiri adı altında işçilik ve tamirat gerektirmeyen ödemeler yapılması, pahalı yüksek gerilim kablosu kurulması, içme suyu şebekesi onarımı, vasıfsız buhar kazanı alınması, yapılmayan imalat nedeniyle ödeme yapılması, yapılan ihalede tenzilat yüzdesi farkı nedeniyle fazla ödemeye yol açılması ve böylece alınmayan mal ya da hizmeti alınmış ve yapılmış gibi gösterilerek hukuka aykırı ve kusurlu eylemleriyle Hazine ve döner sermaye zararına sebep olan davalılardan toplam 640.790.178 TL. tazminatın müştereken ve müteselsilen alınmasını istemiştir.
Davalılar, kerestelerin birkaç parti halinde geldiğini, eksik kereste gelmediğini ve 9 m3 kerestede ki sınıf farkı tutarının 10.350.000 TL olduğunu, demir ve çimentonun işlenerek direk haline getirilmesinden daha ucuza geldiği için hazır direk alındığını, depoda bulunan eski sirkülasyon pompası ve brülör kullanılarak, kereste sınıf farkı ve demir-çimento yerine alınan hazır direk farkı ile alınmayan pompa ve brülörden sağlanan 46.265.000 TL ile ihtiyaç duyulan saç levha, izocam, lifli kağıt, pamuk ipliği alındığını, kalanı ile de müdür lojmanına yaptırılan kat kalorifer sistemi işçiliğinin karşılandığını; boru ve vanaların ısı merkezi kazanlarında ve sistemin diğer çürüyen, patlayan kısımlarının yenilenmesinde, eşanşör tamirlerinde, lojmanların, seraların tamir ve tadilatları ve benzeri yerlerde, boyaların tesis ve inşaatların boyalarını yapan elamanlarca ve çürüyen, paslanan yerlerde kullanıldığını; filtre sisteminin fonksiyonunu yerine getirdiğini, eşanşör tamiri ve kaynak işlerinin yaptırıldığını; enerji nakil hattının ortaya çıkan ihtiyaç nedeniyle onarıldığını; iş emanet usulü ile yaptırıldığında taşeron firmanın teminat yatırmak zorunda olmadığını; fazla ödemenin iddia edildiğinden daha az olduğunu ve geri alınması için girişimlerin başlatıldığını; buhar kazanının fonksiyonel ve standartlara uygun olduğundan zarar doğmadığını; daha fazla indirim yapan firmanın işin ileri ki yıllara sarkması halinde fiyat farkı istediği için işin daha az indirim yapan firmaya verilmesinde Hazine zararı değil yarar bulunduğunu; yapılan işlemlerin uygun olduğunu ve yıllık kömür tüketiminin 1600-1800 tondan 600 tona indiğini, su kaçağının ise %60-%70 azaldığını, Kurum'dan kaynaklanan hava kirliliğinin önlendiği, atıl halde bulunan malzemenin değerlendirildiğini, davanın reddinin istemişlerdir.
Yerel mahkemece, davalıların pazarlık usulü ile alım-satım yapan yetkili kişiler oldukları, işlemlerin 2886 sayılı Devlet İhale Yasası'na uygun olduğu, usulsüz alım bulunmadığı ve Kurum'un zarara uğramadığını belirten bilirkişiler kurulu raporuna, paranın alım gücündeki düşüş, enflasyon nedeniyle fiyatlarda gözlenen değişmelere göre davalıların söz konusu fiillerinde usulsüzlük ve kusurlu bir davranışları olmadığı gibi devleti zarara uğrattıklarına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, hakimliğin kanısının da bu yolda olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine göre, davalıların sorumlulukları dönemlerinde alınmış gibi gösterilen bazı malzemeleri hiç almadıkları, bedeli ödenen bir kısım malzemenin eksik teslim alındığı, hiç alınmayan ve eksik alınan malzemeler yerine başka mal ve hizmet alındığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunda, sorumluluk belirtilmiş hatta bazı kalemler için zarar miktarı da açıklanmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, davacı idarenin talep ettiği zararın hangi davalı tarafından meydana getirildiği ayrı ayrı incelenmeli ve ayrıca zarar kapsamı belirlenerek hüküm kurmaktan ibarettir. Bu yön gözetilmeden davanın reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, 05.11.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy