(2709 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen tazminat davaları üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş ve karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hak arama özgürlüğü Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Kural olarak suçluların kovuşturulması amacı ile yapılan şikayetler hukuka aykırı sayılmazlar. Ancak hak arama özgürlüğü de diğer anayasal haklar gibi sınırsız değildir; kişilerin aleyhine olarak kötüye kullanılamazlar. O halde davalının hak arama özgürlüğü ile davacının çatışan kişilik haklarının sınırının hakim tarafından belirlenmesi gerekir. Şu duruma göre hakim, şikayet ve dava haklarının hukuka uygun kullanıp kullanmadığını belirlerken dayanılan delillerin iddiayı kanıtlayacak güçte olduğunun kanıtlanmasını gözetmişse de, şikayet ve dava hakkının hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını araştıracaktır. Şikayet ve dava hakkının hukuka uygun biçimde kullanılmış olduğunun kabulü için şikayet hakkını haklı gösterebilecek dolaylıda olsa bir takım emarelerin varlığı yeterli olacaktır.
Dava konusu somut olayda, davalılardan Sadettin N. davacıyı kendisine ve kamu görevlilerine hakaret ettiği iddiası ile şikayet etmiştir. Bu şikayete dayanak yapılan ve davacı tarafından yazıldığı da tartışmasız olan 2.2.1996 tarihli dilekçe içerisinde hem davalı Sadettin N. hem de Yargıtay Cumhuriyet Savcılarına yönelik suçlayıcı bazı ifadeler yer almaktadır. Bu dilekçeden haberdar olan davalının yapmış olduğu şikayetler sonucu takipsizlik kararı verilmiş olması şikayetin hukuka aykırı olduğu sonucunu doğurmaz. Olayların gelişimine ve davacının yazmış olduğu dilekçenin içeriğine göre ortada şikayeti haklı gösteren yeterli emare mevcut bulunmaktadır.
Davalı Sadettin N.'ün ayrıca davacı aleyhine açmış olduğu Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp reddedilen 1995/927 esas sayılı alacak davası ile asıl amacının hak aramaktan ziyade aynı iddiaları sürekli tekrarlayıp davalar açmak suretiyle davacıyı yıldırıp, zarar vermek olduğu da ileri sürülmüştür. Ne var ki davalının bu alacak davasına konu ettiği nedenler hakkında açılmış ve sonuçlanmış bir dava yoktur. Davacı, kooperatif genel kurulu sırasında sahte evrak düzenlemek suçundan beraat etmişse de, beraat kararı gerekçesinde bu genel kurul kararların geçerli kabul edildiğini gösteren bir ifade yoktur. Bu durumda davalının geçersiz olduğunu düşündüğü bu genel kurul kararlarına göre yapmış olduğu ödemeyi geri istemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle davalı Sadettin N. 'ün dava ve şikayet haklarını yasal sınırlar içerisinde kullandığı ve eylemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekirken kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Diğer davalı Mahmut K.'un temyizine gelince; bu davalının davacının sanık olarak yargılandığı ceza davasında yalan beyanda bulunduğu iddia edilmiştir. Ancak bu konuda açılmış bir ceza davası ve mahkumiyet hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle yalancı tanıklık yaptığının kabulü doğru değildir. Yine bu davalının da davacıyı haksız yere şikayet ettiği iddia edilmişse de, kendisini yalancı tanıklıkla suçlayan davacı aleyhine hakaret iddiası ile şahsi ceza davası açmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Doğru söylediğine inanan bir kimsenin, yalancı tanıklık ile suçlandığında bundan rahatsızlık duyup davacı olması haklı bir davranıştır. Bu nedenlerle hakkındaki davanın reddi gerekirken kabul edilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07.12.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy