(743 S. K. m. 899, 900, 901, 902, 903, 904, 905)
O. Sert mirasçıları Ş. Bilge ve arkadaşları adlarına Avukat A. İ. Bakır ile Ö. Madencilik Ltd. Şti. adına Avukat M. Akçan aralarındaki dava hakkında Tavşanlı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.2.1998 gün ve 1997/143-1998/44 sayılı hükmün dairenin 29.9.1998 tarih ve 1998/3135-1998/7235 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Davacı avukatı tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40 ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 18 ve Dairenin 15.1.1998 tarihli ilke kararının 7. maddeleri gereğince öncelikle yapılan inceleme sonunda dosya incelendi gereği konuşuldu:
Dava, 30-40 yıldan beri davacıların miras bırakan babalarının malik sıfatıyla zilyet olduğu taşınmaza bitişik yerden maden çıkartma sebebiyle yapılan kazı çalışmasından ötürü, davacılara ilişkin taşınmazın kayması sonucu ürün alınmaz hale gelmiş olduğundan 636.125.300 TL. tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemiz kurulunca verilen kararda özet olarak; her ne kadar bu yerin özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu anlaşılmakta ise de davacıların mülkiyet hakkının kanıtlanmasına ait bir kanıtın mevcut olmadığını, bu yere ilişkin tapu kaydı bulunmadığına göre öncelikle anılan yerin zilyetle kazanılıp kazanılamayacağı, bunun için açılmış bir dava olup olmadığı araştırılmalı, açılmamış ise davacılara Medeni Yasanın senetsizden taşınmaz mülkiyetinin kazanımına yönelik hükümler uyarınca dava açılması için süre verilmeli denilmek suretiyle yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirdiği düşüncesiyle karar bozulmuştur.
Bunun üzerine davacı yan karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
9.10.1946 tarih ve 12 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nda zilyetliğin aynı bir hak olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu karara göre zilyedin, eşya üzerindeki maddi ve hukuki mutlak tasarruf hakkına haiz olması ve şeyi herkese karşı koruma yetkisi zilyetliğin vasıf ve icaplardandır. Maddi mallar üzerindeki mutlak haklara aynı haklar denilmektedir. Bu hak kanunun çizdiği sınırlar içerisinde malikine geniş bir kudret verir. Somut olayda zarar gören taşınmazın dosya içeriğine göre 30-40 yıldan beri davacıların miras bırakanı babalarının malik sıfatıyla zilyet olduğu anlaşılmaktadır. Zilyetliğin arkasında yer alan hakkın korunması yönünden MK. 899-905 maddelerle düzenleme yapılmıştır. Bu halde davacıların malik sıfatıyla zilyet oldukları bir olgudur. Nitekim davacıların miras bırakan babaları O. Sert tarafından davalı şirket hakkında bu yer için Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/602 esas ve 1996/812 karar sayılı dosyada açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; davalı şirketin vaki elatmasının önlenmesine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin denetiminden geçmek suretiyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. O durumda tarım arazisi olarak bu yerden ürün almak suretiyle yararlanmakta olan davacıların davalı tarafın hukuka aykırı eylemi sonucu zarar gördükleri kesinlik kazanmıştır. O halde, davalı taraf oluşan bu zararı tazmin etmek durumundadır. Bu sebeplerle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken yanılgı sonucu yazılı şekilde bozulmuş olması doğru olmadığından karar düzeltme istemi kabul edilmek suretiyle dairemiz kurulunca verilen bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanması gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile bozma ilamının kaldırılmasına ve yukarda gösterilen sebeplerle yerel mahkeme kararının ONANMASINA ve önce davalı şirket yararına davacıya yükletilen 20.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya iadesine ve aşağıda yazılı onama harcının önce temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine 08.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy