(1086 S. K. m. 259) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki haksız eylemden doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın giderimi istemine ilişkindir.
Davacı Hazine kendi adına tapulu yerden kum almak suretiyle davalının verdiği zararın tazminini istemiş; davalı ise, davaya konu yerden PTT, DSİ, YSE, çevre köy ve belediyelerin kum aldığını ileri sürmüştür. Yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davalının kum aldığı bölgeden, diğer bir anlatımla ocaktan, başkalarının da kum aldığı yönünde duruşmada dinlenen tanıklar açıklamada bulunmuşlarsa da, tanıklar kum ocağının başında dinlenmek suretiyle diğer kişilerin aynı yerden mi, farklı yerden mi kum aldığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Dava konusu olayda duruşmada dinlenen tanık anlatımlarıyla yetinilmesi yanlıştır.
Yerel mahkemece yapılacak iş; kum alınan yerde keşif yapılarak, taraf tanıkları olay yerinde dinlenilmeli varsa davalının kum aldığı yer belirlenmeli, savunmada ileri sürülen üçüncü kişilerin de aynı yerden kum alıp almadıkları saptanmak suretiyle denetime elverişli olacak şekilde düzenlettirilecek kroki üzerinde kum alınan yerler ayrı ayrı gösterildikten sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Anılan yönler gözetilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 25.02.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava, Hazine'ye ait 2570 nolu parselden izinsiz olarak kum-çakıl alınması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede yapılan yargılama sonunda 1.510.000.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sayın çoğunluk tarafından verilen bozma kararında başkalarının da buradan kum-çakıl aldıkları anlaşıldığından kum alınan yerde keşif yapılarak taraf tanıklarının olay yerinde dinlenmek suretiyle, davalının kum aldığı yer belirlenmeli ve üçüncü kişilerin de aynı yerden kum alıp almadıkları saptandıktan sonra varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır denilmek suretiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Usul ve yasaya uygun olan yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
Zira tespit dosyasında mevcut ... Köy ihtiyar kurulunca .... Kaymakamlık makamına sunulan 29.5.1995 tarihli ihbar dilekçesi üzerine 2.5.1995 ve 25.11.1995 tarihli olay yeri tespit tutanaklarında davalının hazineye ait 2570 sayılı parselden kum ve çakıl çıkartarak araçlara yükletmek suretiyle kendisine yarar sağladığı ve bu yüzden bazı makinelerin mühürlendiği ve davalının da ikinci tutanak tanzim edilirken hazır bulunarak tutanağı imza etmiş olduğu ve hiçbir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır. Dinlenen tüm davacı tanıkları davalının bu yerden kum-çakıl alıp götürdüğünü açıkça bildirmişlerdir. Kaldı ki bir kısım davalı tanıkları dahi davalının bu yerden kum aldığını bildirilmiş, ancak başkalarının da buradan kum aldıklarını sandıkları şeklinde beyan etmişlerdir. Davalının bu yerden kum-çakıl aldığı olgusu bir gerçektir. Ancak başkalarının buradan ne zaman ve ne kadar kum aldıkları belirli olmadığı gibi, yerinde yapılacak keşifle de açıklığa kavuşması mümkün değildir. Çünkü davalı tanıklarının üçüncü kişilerin de buradan kum aldıklarına ilişkin beyanları somutlaşmamış, soyut beyandan öteye gitmemiştir. Nitekim sayın çoğunlukta davalının buradan kum aldığını kabul etmiştir. Bu işin ticaretini yapan davalının davacıya ait arazide kum-çakıl almak suretiyle hazineye zarar verdiği olay tespit tutanakları, tesbit dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporu gibi kanıtlarla sübuta ermiştir. O halde davalı verilen zararı tazmin etmek durumundadır. Talep edilen miktarın ortalama değerde olduğu bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğu gibi verilen zararın daha da fazla olduğu belirtilmiştir. Ancak istemle sınırlı kuralına göre istem gibi karar verilmiştir.
Tüm bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy