(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıda bulunulmaktan doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 1.000.000.000 lira manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, karar özetinin aynı gazetede aynı sayfalarda aynı başlık ve puntolarla neşrine, neş'ır masraflarının davalılardan alınmasına ilişkin hükmün davalılar avukatı tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmesi üzerine, ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalılar adlarına Av. N. N. gelmiş, diğer taraftan davacı adına kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. "
Davaya konu olan bu işte yazının bütünü, sarfedilen sözcükler ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında mahkemece hükmolunan miktar fazladır. Daha alt düzeyde bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalılar yararına takdir edilen 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 5.5.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Temyiz edilen kararın hüküm bölümünde "hüküm özetinin aynı gazetede yayımlanmasından" söz edilmektedir.
Medeni Kanun'un 24/a. maddesinin birinci fıkrasında "... tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını..." Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir" şeklinde düzenleme vardır. Yukarıdaki maddelere dikkat edildiğinde aynı yayın organından söz edilmemektedir. Basın Kanunu'nun 19 ve takip eden maddelerindeki cevap ve düzeltme hakkı da davanın konusu değildir. Esasen bu istekler Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına da girmemektedir. O halde kanunda bulunmayan bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Bu düzenleme İcra İflas Kanunu'nun 343. maddesi yaptırımından da yararlanamayacağı için infaz kabiliyeti olmayan bir hüküm niteliğindedir (Oğuzman-Öz, "Borçlar Hukuku Genel Hükümler-1995 ", sahife 658).
Bu nedenle hüküm özetinin aynı gazetede yayınlanmasına dair karar bölümünün de bozma kapsamına alınmasının gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararının birinci bendine kısmen katılamıyorum. 5.5.1998(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy