(818 S. K. m. 41, 49) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Veysel Atasoy vekili Avukat Ethem Malkoç tarafından, davalı Şemsi Denizer aleyhine 7.11.1997 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.12.1998 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22.2.2000 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Yılmaz Gürda geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, 12.10.1997 tarihinde yapılan Genel Maden İşçileri Sendikası olağanüstü genel kurul toplantısında genel başkanlığa seçilen davalının işçilere hitaben yaptığı ve yerel televizyon kanalında da yayınlanan konuşmasında davacıya hitaben erkeksen, şüphem var. Politikaya devam et. Zonguldak'a gel şeklindeki niteleme ve değerlendirmelerle kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Tarafların konumu, birinin bakan olup maden ocaklarının özelleştirilmesi konusunda çalışması, diğerinin sendikacı olması nedeniyle yanlar arasındaki tartışmanın varlığı olağan karşılanmalıdır. Konuşmada yer alan Erkeksen sözcüğünden onun cinsel gücünü veya yiğitliğini değil bölgedeki siyasi davranışları nedeniyle halk tarafından seçilemeyeceği, bunun için seçime girmeyi göze alamayacağı amacını taşıdığı ve böyle bir sonucun amaçlandığı düşünülmelidir. Tarafların konumu da böyle bir yorumu haklı kılmaktadır. Bu bakımdan yapılan böyle bir eleştirinin sert olabileceği uygun görülmelidir.
2- Ayrıca HUMK'nun 275. maddesi uyarınca mahkeme çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda niteliktedir. O nedenle bilirkişi dinlenemez. Mahkemenin açıklaması bu yasal düzenlemeyi gözetmemiş olması da doğru değildir.
Somut olay hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedene bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur.
Anılan yönler gözetilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup dava reddedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir edilen 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.02.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Tarafların konumları sert eleştiriye olanak vermekte ise de, ölçünün kaçırılması halinde kişilik haklarına saldırının varlığını kabul etmek gerekir. Bu bakımdan mahkemenin hukuka aykırılığı tespit etmesi doğru olmuştur.
Dairemiz Kurulunda mahkemenin belirlediği yaptırım konusunda bir karar verilmemiş bulunduğundan, verilen kararın tümü hakkında düşünce açıklaması yapmaksızın hukuka aykırılığın tespitine dair yerel mahkeme kararının doğru olduğunu belirtmekle yetiniyor ve bozma kararına katılamıyorum. 22.02.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy