(818 S. K. m. 41, 49) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 300.000.000 lira manevi tazminatın 7.3.1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine ilişkin hükmün süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yasa gereği işlemden kaldırılmasına karar verilen bir davanın yenilenmesi için davalı avukat tarafından Hakimliğe sunulan bir dilekçedeki sözcükler nedeniyle davacı hakimin kişilik haklarına saldırıldığı savına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir.
Davaya konu olan ve davalı vekili tarafından hakimliğe verilen yenileme dilekçesi şöyledir: ... Duruşmaya 9.00 yerine 10.00'da gelmemiz nedeniyle davalı vekilinin ısrarı üzerine mazeretli dahi kabul edilmeyerek davamız işlemden kaldırılmıştır. Bu husus bir red sebebi olabilir.
Dava kendi seyrinde yürüyorken ve bir duruşma günü verilecekken, dosyanın işlemden kaldırılması Mahkeme hakiminin tarafsız kalamadığının bir göstergesidir. dedikten sonra devamla Yeniden gün belirlenerek duruşmanın ve yargılamanın icrasıyla davaya kaldığı yerden devam edilmesini, talebimiz veçhile karar verilmesini talep ve rica ederim biçimindedir.
İşte davacı yargıç, bu dilekçede kişilik haklarına saldırı bulunduğu gerekçesi ile eldeki bu davayı açmıştır.
Bir hakim için asıl olan tarafsızlıktır; tarafsızlık, hakimin davayı görebilmesi, yargılamasını yapıp karara bağlayabilmesi için hakimde aranan vazgeçilmez niteliktir. Bu yüzden, hakimlikteki bu önde gelen öğeye hakim kadar herkesin özellikle yargıda savunma gibi seçkin görev üstlenen avukatların özen göstermesi, onu gölgeleyecek eylem ve davranışlardan kaçınması gerekir.
Bir hakime uydurma yada vahime dayanan gerekçelerle yahut gerekçesiz olarak taraf tuttuğu ithamı, ifa ettiği görevinden dolayı onu küçük düşürücü nitelikte olduğunda hiç kuşku yoktur. Yersiz ve haksız yapılan böyle bir yakıştırma da saldırının bulunduğu kabul edilebilir. Ne var ki, somut olayda, davacı hakime karşı yöneltilen bu itham, yine aynı dilekçede yer alan gerekçeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Hemen vurgulamak gerekir ki, davacı hakimin ilgili davada dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kararı tamamen usul ve yasaya uygundur. Duruşma saatinde davacı vekili duruşmaya gelmemiş; mazeret dilekçesi vermemiş; davalı vekili de davayı takip etmeyeceğini bildirmiş olduğuna göre verilen karar, yasal bir zorunluluktur. Davalının bunu hakimin reddi nedeni saymasını anlamak mümkün değildir. Yenileme dilekçesinin ikinci paragrafında yer alan Dava kendi seyrinde yürüyorken ve bir duruşma günü verilecekken, dosyanın işlemden kaldırılması mahkeme hakiminin tarafsız kalmadığının bir göstergesi olmayıp bu, davalının ki bu en basit usul hükümlerini bilmemesi mümkün değildir- en azından tarafsızlık ithamını etkisiz kılan, hakimi değil böylesine gerekçelerle kendi mesleki durumunu zor duruma düşüren sözlerdir.
Yazının tümü birlikte değerlendirildiğinde dilekçenin davacı hakimi mesleki açıdan küçük düşürmesi söz konusu değildir. Aksine usul hükümlerine uygun biçimde yargılama işlevini yerine getirdiği davaya konu dilekçe ile anlatılıp açıklanmaktadır.
O halde davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma biçimine göre davacı temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz edenlerden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.03.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davalı avukatın davacı hakime, bir davanın ara kararı nedeniyle yazdığı dilekçede kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiası ile manevi tazminat davası açılmış, belli miktarda tazminat ödenmesine dair yerel mahkeme kararı dairemizce bozulmuştur.
Davacı Hatay Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi hakimidir. Davalı da bu mahkemede yargılaması yapılan 1995/49 esas sayılı dosyada vekillik görevini yapan avukattır. Sözü geçen davanın 6.3.1997 günü saat 9.00'da duruşması vardır. Belli tarihteki tutanaktan anlaşıldığına göre davalı vekilinin saatin 10.00 olduğunu, davacı vekilinin mazeret bildirmediğini, duruşmaya da gelmediğini, kendisinin davayı takip etmeyeceğini, müracaata bırakılmasını ister olduğunu bildirmesi üzerine sözü geçen davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu ara kararı sonradan öğrenen davalının davaya konu dilekçeyi verdiği anlaşılmaktadır.
Davalının dilekçesine konu yaptığı karar usule ve teamüllere uygun bir karardır. Buna rağmen davalının dilekçesi biçim ve seçilen sözcükler itibariyle amacı çok aşan bir dilekçe olmuştur. Hakimin reddi şartlarının mevcut olduğu hallerde, hakimin reddi amacı ile, merciine verilecek dilekçede yazılması halinde uygun karşılanabilecek bu husus bir ret sebebi olabilir sözü yenileme dilekçesine yazıldığında muhatabını tehdit sonucunu verir. Keza, gereği yokken kullanılmış bulunan mahkeme hakiminin tarafsız kalamadığının bir göstergesidir sözü hakimlik mesleği için çok önemli bir vasfın o hakimde bulunmadığı sonucunu veren bir suçlamayı oluşturur. Bu hali ile yakınılan dilekçe esas amacı çok aşan, şekil ve seçilen sözcükler itibariyle de uygun olmayan bir dilekçe olmuştur. Kişilik haklarına saldırıyı tespit eden mahkeme kararı doğru olup dairemizin hukuka aykırılık bulmayan bozma kararına katılamıyorum. Mahkemenin belirlediği tazminatın miktarı konusunda dairemizin oluşmuş bir kararı bulunmadığından bu konuda düşünce açıklanmasını bu aşamada gereksiz görüyorum. 09.03.1999 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy