(1086 S. K. m. 275) (743 S. K. m. 24)
Dava: Davacı Kombassan Holding A.Ş. vekili Avukat Hamdi Canevi tarafından, davalılar Doğan Yayın Holding A.Ş. ve arkadaşları aleyhine 12.2.1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.4.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik hakkında saldırılması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
Davaya konu edilen yayında, davacı holdingin SSK'na prim borcu bulunduğu belirtilerek SSK yüzsüzleri listesinde adının yer aldığı yazılmıştır. Davacı, söz konusu borcun holdinge değil başka bir şirketle ilgili olup o şirketle SSK arasında bu borç nedeniyle hukuki ihtilaf bulunduğunu belirterek yüzsüz olarak nitelendirilmesinin kişilik hakkına saldırı oluşturduğunu iddia etmiştir. Davalı ise, bu iddiaya konu öteki şirketin davacı holdinge bağlı olduğunu, ayrıca söz konusu yazının SSK. nun resmi listesine dayanarak yazıldığını savunmuştur. Adı geçen kurumdan getirtilen listede davacı holdingin adı verilerek prim borcu bulunduğunun yazıldığı anlaşılmaktadır. Davacı adı Kombassan Holding A.Ş. olup, diğer şirket adının ise Kombassan Konya Matbaa Basım Ambalaj İmalat Sanayii ve Ticaret A.Ş. olduğu gözetilerek gerek isimlerdeki benzerlikten gerekse dava dilekçesindeki ileri sürülüşten ve davalının aralarında bağlılık ilişkisi bulunduğuna yönelik savunmasına karşı davacının verdiği cevapta bu savunmaya karşı koymamış bulunmasından, SSK'na borçlu bulunan şirketin davacı holdinge bağlı bir şirket olduğunun kabulü gerekmiştir. Bağlı şirketin borcu nedeniyle davacı holdingin adının listede yazılı olmasında bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Her ne kadar bağlı şirketin SSK'na borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sonradan anlaşılmış ise de, gerek yayın gününde gerekse listenin açıklandığı günde ihtilafın sürmekte olduğu anlaşıldığından borçlu bulunduğunun açıklanmasında yayın günü itibariyle gerçeklik unsuru mevcuttur. Kaldı ki yayının SSK. nun listesine dayanılarak yapılmış olması karşısında, yukarda sayıla gelen alt ayrıntıları gazetecinin bilmesi veya araştırması gerektiği de düşünülemez. Buradaki gerçeklik somut gerçeklik olmayıp olayla ilgili olarak haberin verildiği andaki beliriş biçimine göre anlaşılmalıdır. Şu durum karşısında resmi kurum listesine dayanılarak yapılan yayının kişilik hakkına saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, mahkemece davalıların sorumluluğuna karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan HUMK. nun 275. maddesi uyarınca çözümü teknik bilgiyi gerektirmeyen, hakimin hukuki bilgisi ile çözebileceği bu konuda bilirkişi incelemesine başvurulmuş olması da doğru görülmediğinden bu yöne işaret edilmekle yetinilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki, davacının ise tüm temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.07.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy