(818 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yerel mahkemece verilen kararın; dairemizin 22.3.1999 günlü ve 99/711-99/2473 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu zarar gördüğünü belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece ölenin davacıya destek olamayacağı belirtilerek dava reddedilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre, davalının davacının oğlu Abdullah'ı öldürdüğü bu yüzden hükümlülüğüne de karar verildiği anlaşılmaktadır. Açıklandığı gibi desteğin davacının çocuğu olduğu görülmektedir. Borçlar anunu'nun 45. maddesinde kişinin ölmesi durumunda onun yardımından yoksun kalanların uğradıkları zararların ödetilmesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece istemin reddine ilişkin karar yerindeki gerekçede desteğin davacıya yardımda bulunacağına dair davacı tarafından yeterli kanıt bulunmadığı ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kişinin ölmesi halinde onun yardımından yakınlarının yoksun kalabileceği kabul edilmiştir. Yine Medeni Kanunun hükümlerine göre davacının gerektiği durumlarda çocuğundan naaka isteyebileceği de hüküm altına alınmıştır. Toplumun yaşam kuralları, aile bağları itibarıyla çocuğun annesinin desteği olabileceği bir varsayım olarak kabul edilmektedir. Bu durumda bunun aksinin davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı tanığın açıklamasında davacının başka bir kimse ile evlendiğini, başka yere gittiğini, ölen çocuğu ile ilgilendiğini görmediğini açıklamıştır. Destek 1956 doğumlu olup öldürüldüğü tarihte 38 yaşında bulunmaktadır. Davacının bu yaştaki bir kişi ile küçük çocukmuş gibi ilgilenmesi düşünülemez.
Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre çocuğun annenin desteği olacağı kabul edilmektedir. Kaldı ki davacının ceza davasının yürütülmesi sırasında davaya katıldığı, böylece çocuğu ile ilişkisinin devam ettiği de anlaşılmaktadır. Nitekim; ceza mahkemesinde kurulan hükümle davacı yararına manevi tazminat da hükmedilmiştir. Açıklanan durumlar gözetilerek istemin kabulü yönünde hüküm kurulmak gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan davacının karar düzeltme istemi HUMK 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının karar düzeltme isteğinin kabulüne, onama ilamının kaldırılmasına ve kararın yukarda yazılı nedenle (BOZULMASINA) ve karar düzeltme isteyen davacıdan önce alınan onama harcı ile peşin alınan red karar harcının istek halinde geri verilmesine, 14.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy