(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı H. Öztürkmen vekili Avukat H. Bıyıklı tarafından, davalı E.Y. Erez aleyhine 7.3.1997 gününde verilen dilekçe ile yargı kararına uyulmaması nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda;
Mahkemece davanın reddine dair verilen 17.9.1998 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle daha önceden belirlenen 13.5.1999 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili avukat H. Pekşirin geldi, karşı taraf davalı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulananın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi.
Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Güneydoğu Birlik Genel Müdürü olarak görev yaparken bu görevden Milletvekili seçimlerine katılmak için ayrılmış, seçimi kazanamayınca göreve iade isteminin reddi üzerine Ankara 8. İdare Mahkemesinin 1996/267 esas sayılı davasında yürütmeyi durdurma istemi ile birlikte işlemin iptalini istemiştir.
18.4.1996 tarihli yürütmeyi durdurma kararının idareye 20.5.1996 tarihinde tebliğinden sonra bakan olan davalı tarafından davacının göreve iadesi 7.6.1996 tarihli kararname ile Başbakan oluruna sunulmuş ve 10.6.1996'daki olur ile davacı göreve iade edilmiş ve davalı imzasını taşıyan 20.6.1996 tarihli yazı ile de davacının genel müdürlüğe atandığı ve 3186 sayılı yasa çalışmalarına katılmak için geçici olarak görevlendirildiği Güneydoğu Birlik Genel Müdürlüğüne bildirilmiştir. Geçici görevlendirme işlemi davalıya 24.6.1996 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı bu işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması için Ankara 2.İdare Mahkemesinde 1996/770 esas sayılı davayı açmıştır. Ancak bu arada hazırlanan 15.8.1996 tarihli kararname ile davalı tarafından başbakan oluruna sunulmuş ve 16.9.1996 tarihli olur ile davacı genel müdürlük görevinden alınmıştır. Davacı yargı kararına uyulmadığından manevi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece görevden alınma işleminin yasaya uygun olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununa göre yargı kararlarının geciktirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerini; sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlayan yargı kararlarının yerine getirilmesi hukuk devletinin vazgeçilmez kurallarından biridir.
Bir bakan ya da yargı kararlarını uygulama durumunda bulunan diğer kamu görevlilerinin yasa kurallarını bilmedikleri ileri sürülemez bilmemeleri de bir mazeret olarak kabul edilemez. Açık, kesin ve emredici yasa kuralarına aykırı davranış kişisel kusur kabul edilmelidir. Yargı kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin ayrıca kin, garez, husumet ve benzeri duyguların etkisi ile hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil eder ve bu suçtan bir zarar meydana gelmişse, zararın ödetilmesi de doğaldır.
Davacı hukuka aykırı olduğuna inandığı göreve iade isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile yürütmenin durdurulmasını istemiş, istem yönünde yürütmeyi durdurma kararının uygulanması için hazırlanan kararname davalı tarafından başbakan oluru alındıktan sonra ve davacı henüz görevine başlamadan geçici görev ile Ankara'da görevlendirilmiş ve geçici görevlendirmenin iptali için dava açtığı sırada davalı tarafından hazırlanan ikinci kararname ile görevden alınmıştır. Görünür de otuz günlük sürede yürütmeyi durdurma kararına uyulduğu izlenimi yaratılarak gerçekte eylemli olarak bu karara uyulmamış, davalı geçici görev verilerek görevine başlatılmamış ve geçici görevde iken de görevden alınmıştır. Davacı bu kararın uygulanmaması nedeni ile kuşkusuz manevi üzüntü duyacaktır. Yerel mahkemece Borçlar Kanununun 49. maddesinin koşullarının oluştuğu gözetilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken anılan gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.05.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy