(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 24)
Dava: Davacı ... Basın Dağıtım AŞ tarafından, davalı ... Dünya İletişim AŞ aleyhine 6.01.1998 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat ve kararın davalı yayın organında ilanının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.04.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı TV kanalında 16.12.1997 gününde 16.4 trilyonluk skandal reklam spotu ile yayımlanan haber programında ...usulsüz teşvik belgelerini veren...kartel şirketinin ilk müracaatları...kartelin bütün şirketleri.... Basın Dağıtım AŞ sahibi Dinç Bilgin...kartel şirketleri ilk başvurularını...kartelin dört şirketinin kurulacak....günlerdir ekrana getirdiğimiz kartel anlaşmasını Hazine yetkilileri görmemiş...kartele soruyoruz.... ana sözleşmesinin kartelin anlaşmasını yaptığınız ortadayken ayrıca üç şirketinizle tekelleşmeyi nasıl ortadan kaldıracaksınız...usulsüz aldığınız teşvik belgelerini iade edecekmisiniz... şeklindeki gerçek dışı yayın ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, halkın husumetine maruz bırakılmalarının amaçlandığını belirterek manevi tazminat alınmasını istemiştir.
Yerel mahkeme dava konusu yayın ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu benimseyerek istemin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kişilik haklarına saldırı, Medeni Kanunun 24 ve Borçlar Kanununun 49. maddeleri koşullarıyla sınırlı olan bir haksız eylem türüdür. O nedenle zarar giderimi için olayda belirtilen maddelerin öğeleri bulunmalıdır. Onlardan biri de hukuka aykırılıktır. Olay, basın yoluyla gerçekleştiğinde öz ve biçime ilişkin koşulların varlığı durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkmış olur. Öze ilişkin koşullar, gerçeklik, güncellik ve kamu yararıdır. Kamu yararı öğesi, toplumsal ilgi olarak da tanımlanmaktadır. Biçime ilişkin koşul ise anlatımda ve sergilenişte dengeli davranıştır. Başka bir söyleyişle yayınlanmasında kamu yararı bulunan güncel bir haberin (eleştirinin) özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda basın sorumlu tutulamaz.
Dosya içerisinde bulunan belgelerin incelenmesinden, 96/8639 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kararın Geçici 4. maddesi gereğince, davacının 25.3.1997 gününde fon kaynaklı kredi desteği istediği, adı geçen karara göre başvurma süresinin 31.3.1997 gününde sona erdiği, 6.6.1997 tarihinde davacının yeni yatırımı olmadığı belirtilerek bu isteğinin uygun görülmediği ve fon kaynaklı krediden yararlandırılmadığı, ancak davacının başvuru süresi geçtikten ve hükümet değişikliği gerçekleştikten sonra 17.7.1997 gününde önceki 25.3.1997 tarihli başvurusunu ilgi tutarak yeniden kredi isteminde bulunduğu ve bu başvuru üzerine teşvik belgesi verildiği anlaşılmaktadır. Tümü incelenen davaya konu yayında, davacının fon kaynaklı kredi isteminin önce reddedildiği, hükümet değişikliği sonrasında ise başvuru süresi geçtiği ve yeni bir yatırım projesi olmadığı halde yeni hükümetçe kredi isteğinin kabul edildiği belirtilerek bu olayın eleştirildiği görülmektedir. Bu durumda yerel mahkemece, gerçek bir olaydan yola çıkılara, eleştiri sınırları aşılmadan, güncel bir olayın kamuoyuna aktarıldığının ve kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırı bulunmadığının kabulü gerekirken, yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmeksizin somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.12.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Davaya konu edilen uzun yayında, yer yer ve sık sık davacı için, Kartelci, usulsüz teşvikler alan, haksız rekabet yaratan, tekelci gibi nitelendirmelerin yapılması yanında, olayı bir skandal olarak sık sık tekrarlamıştır. Yine davacı adına açıklama yapan kişi içinde seviyesi düşük ve hakaretler içeren bir konuşma olarak nitelendirilmiştir.
Yayının ana nedeni de, davacının önce başvurduğu bir kredi isteminin reddedilmesi ve daha sonra ikinci isteminde kabul edilmesidir. Kredi isteminde bulunan bir yayın kuruluşudur. Krediyi veren de bir devlet kuruluşudur. Haberle davacı kuruluşun kredi almayı hak etmediği, kredinin ticari amaç dışında başka amaçlar için verildiği, böylece haberin kafalarda soru işareti bırakacak başka bir yönü bulunduğu da amaçlanmıştır.
Mahkeme, tüm bu olguları gözeterek davacının isteğinin beşte birini kabul etmiştir. Takdirde hata olmadığı düşüncesindeyiz. Yayınla haber verme sınırları aşılmıştır. Kişilik haklarına saldırı vardır. Yerel mahkeme kararı doğrudur. Onanması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu nedenle bozma kararına katılamıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy