(743 S. K. m. 24/A)
Dava: Davacı Hayrettin Karaca vekili Avukat Hasan Özilhan tarafından, davalı Ahmet Atilla Gürcan aleyhine 1.4.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayetten doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.7.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız şikayetten doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Davalı, Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulunda Hazine temsilcisi, davacı ise Ofisin İç Ticaret Daire Başkanı olarak görev yaptıkları sırada; davalı, Ofiste bazı usulsüz işlemler yapıldığı inancı ile davacının da aralarında bulunduğu 12 kişiyi Savcılığa ve Başbakanlığa şikayet etmiştir. Şikayet üzerine yapılan müfettiş soruşturması sonucunda, işlemlerde bir usulsüzlük olmadığı belirtilmiş, Cumhuriyet Savcılığı da bu idari raporu esas alarak ilgililer hakkında takipsizlik kararı vermiştir.
Anayasal bir hak olan şikayet etme hakkı sınırsız olmayıp amaca uygun kullanılması gerekir. Şikayet etme hakkının hukuka uygun kullanıldığından söz edebilmek için şikayetin kesin delil niteliğinde olmasa bile bir takım delillere, emarelere dayanmış olması yeterlidir.
Somut olayda yönetim kurulunda Hazine temsilcisi olarak görev yapan davalı, yasaların verdiği yetkiye dayanarak iddia ve tesbit ettiği usulsüzlükleri yasal gerekçeleriyle birlikte şikayet konusu yapmış ve ilgili makamlara durumu intikal ettirmiştir. Bu, davalının görevindeki özen ve ciddiyetinden kaynaklanan bir sonuçtur; garaze, kine ve salt birilerini karalamaya yönelik bir eylem değildir. Olayı inceleyen müfettişlerin usulsüzlüğü iddia edilen işlemleri değişik yorumlarla değerlendirip sonuca varmış olmaları davalının şikayet hakkını kötüye kullandığı sonucunu doğurmaz. Davalının yasal şikayet hakkını hukuka uygun olarak kullandığının kabulü ile davanın tümden reddedilmesi gerekirken yazılı biçimde kısmen kabul edilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilesine 14.02.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI:
Avustralya'dan alınacak buğdayla ilgili olarak davacının komisyon üyesi olarak görev yaptığı sırada usulsüzlük yaptığı iddiası ile davacı hakkında rapor hazırlanıp şikayette bulunmuştur.
Şikayetin ana konusu, TMO Genel Müdürlüğünce, Avustralya'dan mercimek alınması için görüşme yapıldığı, bu amaçla Genel Müdür ile Dış Ticaret Daire Başkanının o ülkeye gittiği ne var ki, mercimek yerine makarnalık buğday alındığı bunun için yönetim kurulundan karar alınmadığı ve pazarlık yöntemine de uyulmadığı getirilen buğdayın da satılmadığı, bu işlemlerin yapılmasında davacınında işi yapanların eylemine aynen katıldığıdır.
Davalı, TMO de Hazine temsilcisi sıfatıyla Yönetim Kurulu Üyesidir. Yukarıda özetlenen konu ile ilgili olarak davalı tarafından Cumhuriyet Savcılığına ve Başbakanlığa gönderdiği yazılarda davacı için, ... hukuk dışı işlemlere katıldığı..., ...ithalatla ilgili olmayacak biçimde desise bir rapor düzenlenmiştir..., ...raporun içeriği... yanıltmaya matuftur... bu rapor kullanılmıştır..., işleme fesat karıştırılmıştır... sonuçta da, ...komisyon üyeleri hakkında, yetkisiz tasarruf yapma fesat karıştırılmış, alımın usulüne uydurulması için sahte rapor ve tutanak düzenleme... gibi eyleme katıldığı iddia edilmiştir.
Gerek savcılıkça yapılan adli ve gerekse, Köy İşleri Bakanlığınca yapılan idari incelemede, konu tüm yönleri ile değerlendirilmiş ve hiçbir usulsüzlüğün bulunmadığı, sahte belge düzenlenmediği, fesatlıkta bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının kamusal bir görev yürüttüğü ve bu bilinçle hareket ettiği tartışmasızdır. Ancak bu görevi yürütmesi, başka kişilerin kişilik haklarına saldırmasını haklı kılmaz. Ortada kendisi açısından da olsa, sonuca etkili olmayacak bazı işlem ve eylemlerde ki usulsüzlüğü, sahte rapor, sahte belge düzenlenmiştir, ihaleye fesat karıştırılmıştır, hukuk dışına çıkılmıştır, biçiminde nitelendirmek hukuk içinde kalınarak söylenmiş bir davranış olarak kabul edilemez.
Hatta davalı, bununla da yetinmemiş, bu işi basına da yansıtmıştır. Basın resmi bir açıklamadır diye, buğdayda büyük oyun başlığı ile olayı haber yapmıştır.
İşte yerel mahkeme, olayı tüm yönleri ile incelemiş, davacının istemini kısmen kabul etmiştir. Ortada sahte belge yokken, ihaleye fesat karıştırıldığına dair hiçbir emare bulunmazken, davacının bu eylemlerle suçlanmasında kişilik haklarına saldırının var olduğu düşüncesi ile kararın onanması gerektiği kanaatindeyim. 14.02.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy