(2709 S. K. m. 2, 12, 20) (818 S. K. m. 49) (3984 S. K. m. 4) (743 S. K. m. 24, 24/A)
Dava: Davacı Bekir ... ve Merve ... vekili tarafından, davalılar G... Yayıncılık AŞ ve Uğur ... aleyhine 28.1.2000 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 10 milyar manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu haberde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine dair verilen 31.5.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Bekir ... ve Merve ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacılar, yapılan yayınla kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece yayında yer alan haber ve fotoğrafların başka bir televizyon kanalındaki fotoğraflarla ve açıklanan sözlerle doğrulandığı, davacıların da radikal düşünceleriyle kamunun gündeminde yer aldıkları, bu bakımdan bu tür bir yayının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu edilen yazı Merve'ye rakı sofrası hazırlatacak başlığı altında verilmiş ve üst kısmında da davacıların nikah törenindeki resimleri yayınlanmıştır. Resim altındaki başlıkta davacı Merve ... amaçlanarak akşamcı olduğunu biliyormuş daha alt yazıda da Merve ... Bekir ...la tanıştıktan sonra içki içtiğini öğrendi. Merve içmeyi seven Bekir Yıldırımla evlenmekte bir sakınca görmedi yazısı bulunmaktadır. Ana başlık altında ise davacı Bekir Yıldırım için akşamcı olduğu ortaya çıkan Bekir ...'ı tanıyanlar o iyi bir akşamcıdır, rakıya bayılır Merve hanımın işi zor, kendisi içmese bile kocasına her akşam rakı sofrası hazırlayacak dediler biçiminde değerlendirme yapılmıştır. Yine devamla davacı Bekir ...ın daha önceki evliliklerini yemekli içkili yaptığını bu nedenle Bekir'in Merve ile içkisiz bir yemekle dünya evine girmesine üzülmüş olabileceği yer almıştır.
Davacılardan Merve ...nın yapılan genel seçimler sonunda milletvekili olarak seçildiği ancak meclise başörtüsü ile katılmasındaki ısrarı ile milletvekilliğinin düşürüldüğü bilinen bir olgudur. Yine adı geçen davacının bu tür davranışının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ikinci maddesinde yer alan devletin laik olduğu ilkesi ile bağdaşmadığı da bilinmektedir. Ayrıca kamusal görevi taşıyan kişilerin belli ve çağdaş bir kıyafete uygun giyinmeleri o kurumun kendi iç düzenlemesi ve genel bir davranış biçimi olarak yerleşmiştir. Davacının tüm bu yazılı ve yerleşmiş olan ilkelere karşın dini inançlarını öne sürmek suretiyle böyle bir giyim biçiminde ısrarlı davranması devletin laik yapısıyla bağdaşmamış olması sonucu eleştirildiği sonuçta milletvekilliğinin düşürüldüğü bilinmektedir. Bu yön davacının inanç ve siyasi kişiliğini ilgilendirir, bu bakımdan da davacının bu şekildeki davranışının ağır biçimde eleştirilmesinde kamunun yararı bulunmaktadır. Bu eleştiri kamu yararının var olduğu çizgiye kadar hukuka uygunluk teşkil eder. Bu çizginin aşılması durumunda yapılan yayın ve eleştiri kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Bu çizginin belirlenmesindeki ölçü az yukarıda ifade edildiği üzere kamunun yararıdır.
İşte davacı Merve ...nın kamuya mal olmuş bu davranış biçiminin bir sonucu olarak bu inanç ve davranış biçimini bir yaşam olarak kabul eden kişinin içki içen birisi ile evlenmesinin hoş karşılanmayacağı varsayımından hareketle yayın yapılmıştır. Ne var ki yayın bu hoş karşılamamakla yetinmeyip her iki davacının da özel yaşamlarını geçmişteki davranışlarını dile getirmiştir. Kişinin özel yaşamı ve ailesi onun sosyal kişilik değerlerini oluşturur. Özel yaşamın önem ve gizliliği ve koruması üst norm olarak Anayasanın 20. maddesinde düzenlenmiş ve 12. maddesinde de koruma altına alınmıştır. Yine 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde de bu hakkın güvence altına alındığını görmekteyiz. Ayrıca bu hak Medeni Kanunun 24, 24/A maddesinde koruma altına alınmış, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de saldırıya uğraması durumunda uygulanacak yaptırım belirtilmiştir. Belirtilen bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere kişinin özel yaşamı her türlü saldırının dışında tutulmuştur. Kişinin özel yaşamı kişinin sıfatı ve konumu ne olursa olsun rızası dışında kamuya açıklanamaz. Bu kişinin yaşamının gizli alanını oluşturur.
Somut olayda davacılar için kamu yararının olmamasına karşın davacıların evlilik resimleri yayınlanmak suretiyle davacı Bekir ...ın akşamcı olduğunu davacı Merve'nin eşinin bu tür davranışını benimsemese dahi her gün içkili sofra hazırlamak zorunda kalacağını belirtmiş ve dava Bekir ...ın da böyle içkisiz bir düğün yapmaktan üzüldüğü belirtilmiştir.
Böylece yukarıda belirtildiği üzere kişinin özel yaşamı ile ilgili olarak yapılan açıklamalar ve davaya konu edilen yayın ile davacılardan Merve ...nın siyasi konumuna ilişkin tüm olgular birlikte değerlendirildiğinde kamu yararı bulunmayan ve tamamen davacıların özel yaşamlarını ilgilendiren bir konuda yayın yapıldığı bunun sonucunda da davacıların kişilik değerlerine saldırıda bulunulduğu kabul edilmek gerekir. Şu durumda mahkemece davacıların kişilik değerlerine saldırının varlığı kabul edilmeli ve takdir edilecek manevi tazminata hükmedilmek gerekir. Bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.02.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy