(818 S. K. m. 45, 47, 60)
Dava: Davacı Salih tarafından, davalı Sinan aleyhine 17.10.1995 ve 8.3.2000 gününde verilen dilekçeler ile davalının dikkatsizlik ve tedbirsizlik soncu davacıların çocuğunun ölümüne neden olması nedeniyle 682.178.128 lira tazminatın dava ve ek dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın 612.178.128 liralık kısmının kabulüne dair verilen 11.07.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı tarafından 08.03.2000 tarihinde açılan ve 2000/116 esas numarası verilen davaya ilişkin itiraza gelince; dava davalının özensiz davranması sonucu davacıların çocuğunun ölümüne neden olmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalının bu hukuka aykırı eylemden dolayı ceza mahkemesinde yargılandığı ve sonuçta Türk Ceza Kanununun 455/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 11.02.1999 gününde kesinleştiği eldeki iş bu davanın ise 8.03.2000 gününde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalının hukuka aykırı eyleminin suç teşkil ettiği ve yargılandığı açıktır. Bu bakımdan tazminat isteme süresinin ceza zamanaşımı süresine bağlı olacağı Borçlar Kanununun 60. maddesinden kaynaklanmaktadır. Suçun niteliği göz önünde tutulduğundan ve eyleme uygulanan TCK 455. maddesi ile aynı Yasanın 102/4 maddesi birlikte gözetildiğinde olaya uygulanacak ceza zamanaşımı süresi beş yıldır. Zararlandırıcı eylem 07.04.1992 tarihinde meydana gelmiş olup ceza mahkemesinin kararı 11.02.1999 gününde kesinleşmiş, dava ise 8.3.2000 tarihinde açılmıştır. Açılan dava dilekçesinin ilk davada davalının vekilliğini üstlenene tebliğ edilmesi üzerine böyle bir dava için vekil edeninden vekalet ve talimat almamasını gerekçe göstererek iade edildiği ve dava dilekçesinin 16.05.2000 gününde asıl davalıya tebliğ edildiği duruşmanın ise 08.06.2000 gününe bırakıldığı, aynı gün davalı asıl ve vekilinin duruşmaya katılmadığı mahkemenin dosyayı daha önce açılan ve 1995/672 esasta devam etmekte bulunan ve aynı güne duruşması konulmuş olan dosya ile birleştirme kararı verildiği 1995/672 sayılı dosyanın belirtilen gündeki duruşmasında birleştirme kararını o dosyayı takip eden davalı vekilinin zamanaşımı savunmasında bulunduğu, zamanaşımı savunmasının tebliğ tarihi esas alındığında süresinde ileri sürülmemiş olmasına karşın davacıların bu savunmaya karşı savunmanın genişletildiği itirazında bulunmadıkları görülmüştür. Belirtilen şu açıklamalar itibarıyla davacıların zararlandırıcı eylemden dolayı istemlerinin zamanaşımına uğradığı böylece bu kalem tazminat isteminin istenebilirliğinin ortadan kalktığı, mahkemenin de bu yönde hüküm kurması gerekirken zamanaşımı savunmasının süresinde ileri sürülmediği, kaldı ki zamanaşımı savunmasında bulunan vekilin anılan dosyada vekaleti bulunmadığı gerekçesi ile bu istem reddedilmiştir.
Sonradan açılan ve 2000/116 esas numarası verilen dosyadaki dava dilekçesinin ilk dava ile olan bağlantısı nedeniyle ilk davayı takip eden vekile tebliğ edilmesi üzerine vekilin mahkemeye sunduğu açıklamasında bu dava için henüz vekalet ve talimat almadığı yönünde dilekçeyi iadesinde bir usulsüzlük görülmemiştir. Bu bağlamda bu dava başlı başına istemi içermesi bakımından ayrı bir dava kabul edilmelidir. Ancak daha önce açılan dava dosyası ile birleştirilmesi üzerine o dosyayı takip etmekte bulunan vekilin daha önceki vekalet ve davalının talimatı üzerine bu dosyanın da vekilliğini üstlenmesinde ve bu bağlamda zamanaşımı savunmasında bulunmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. Aksi takdirde sonradan açılan dava için ayrı bir vekalet istenmesinin vekalet hukuku bakımından bir zorunluluğu ve gerekliliği bulunmamaktadır. Bu bakımdan mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Açıklanan tüm bu yönler gözetildiğinde mahkemece 08.03.2000 tarihinde açılan ve 2000/116 esasında kaydedilen dava dosyasındaki istemle ilgili olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekirken istemin kabulü biçiminde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy