(2709 S. K. m. 28)
Dava: Davacı H. S. T. vekili Avukat A. A. tarafından, davalı Bilgin Yayıncılık AŞ ve diğerleri aleyhine 7.2.2000 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 5 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 3 milyar lira manevi tazminatın tahsiline dair verilen 13.7.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hikmet Sami Türk ve davalılar Bilgin Yayıncılık AŞ ve diğerleri vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı Sabah gazetesinin 26.1.2000 tarihli nüshasında Doğrudan doğruya sütunundaki Atalet Bakanı başlığıyla yayınlanan yazıda başlıktaki kelimenin doğrusu Adalet de... Bakan Hikmet Sami Türkle birlikte yazında Atalet olması gerekiyor. ...Ama sahici bakan olmak için rezaletin köküne inmek gerek...yoksa cezaevlerini de Tantana mı verelim? Hayır zavallıyı sonunda klonlamak zorunda kalacağız şeklindeki sözler nedeniyle sıfat ve hizmetinden dolayı kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek ödetme kararı verilmesini istemiştir.
Davalılar, cezaevindeki bazı uygulamaları nedeniyle davacının eleştirildiğini savunmuşlardır.
Mahkemece yazının başlığı ve sahici bakan olmadığı izlenimini uyandıracak ifadeler kullanıldığı için eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle tazminata hükmedilmiştir.
Genel hatlarıyla basının görevi, umumi yararlar açısından toplumu ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken konularda halkı, gerçekleri yansıtmak suretiyle ve objektif bir biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlarla ilgili eleştiri, yorum ve uyarılarla fertleri düşünmeye sevketmek, bilinçlendirmek, kamu görevlilerini harekete geçirmek ve daha önemlisi kamu gücünü elinde tutanlar üzerinde toplumun denetimine aracı olmaktır. Basın, kamu görevi kapsamlı fonksiyonunu hiçbir baskı ve karşı koymaya maruz kalmadan ve çekinmeden yerine getirebilmesi için yasal kaynağı olan bir güce dayanmalıdır ki, bu güç Anayasanın 28. maddesinin öngördüğü basın özgürlüğüdür.
Somut olayda İBDA-Cli S. M.'nun 1 yıldır duruşmalara gitmediği ve sanığın da içinde bulunduğu Metris Cezaevinde isyan çıktıkça bakanlığın açıklama yaptığı ifade edilmiştir. Cezaevlerinde meydana gelen olaylara ve davacının konumu gözetildiğinde eleştiri sınırları içinde kalmaktadır.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle bozulmasına, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.03.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy