(818 S. K. m. 45) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Davacılar Ahmet Yeşil ve Ayşe Yeşil vekili Avukat Hüseyin Sezgin tarafından, davalı Tekfen-İmpresit Ortak Girişimi aleyhine 7.5.1999 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 28.10.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, trafik kazasında desteğin ölümünden dolayı tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, davalıya ait aracın çarpması sonucu desteğin öldüğünü belirterek ayrı ayrı 1.500.000.000 lira destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 1.500.000.000 lira manevi tazminat isteminde bulunmuşlar; yerel mahkemece istem kısmen kabul edilerek davacılar yararına ayrı ayrı 656.980.554'er lira destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 500'er milyon lira manevi tazminat alınmasına hükmedilmiştir. Karar davacılar ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılardan Ahmet Yeşil ceza davasına müdahil olmuş ve orada yararına 200 milyon lira manevi tazminata hükmedilmiştir. Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince, bu miktarın davacı tarafından tahsil edilmesi durumunda, davalı Tekfen-İmpresit Ortak Girişiminden ikinci bir manevi tazminat istenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmolunan manevi tazminatın tahsil edilip edilmediğinin araştırılması; tahsil edilmediğinin belirlenmesi durumunda tahsilde tekerrüre yol açmamak ve 200 milyon lira ile sınırlı olmak üzere adı geçen davacı yararına manevi tazminata karar verilebilir. Yerel mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden karar bozulmalıdır.
3- Tazminatın kapsamı ile ilgili olarak hazırlanan ve mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda bilinmeyen döneme ait ücret artışı ve indirimi yıl yıl yapılmamış olduğundan gerçek zarar tam olarak belirlenemez.
O halde bilinmeyen döneme ait gerçek zararın ve hüküm altına alınacak tazminat miktarının belirlenmesi için, raporun düzenlendiği tarihte bilinen son gelir miktarı esas alınmalı ve her yılın toplam geliri %10 oranında arttırılmalı ve yine %10 oranında indirilmek suretiyle hesaplama yapılmalıdır.
Açıklanan bu yönteme uygun düşmeyen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması, tazminatın belirlenmesi ilkelerine uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına, (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy