(1602 S. K. m. 20)
Davacı Yıldırım ve diğerleri vekili avukatı tarafından, davalı Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 27/11/1998 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08/12/1999 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacıların desteği Ali askerlik görevini yaparken güvenlik kuvvetlerinin Kuzey Irak Bölgesinde yaptıkları bir operasyon sırasında üçüncü kişinin kullandığı tankın devrilmesi sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır. Maddi olayın bu şekilde olduğu konusunda yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, dosyadaki kanıtlarda bunu doğrulamaktadır. Şu durumda, zararlandırıcı eylemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Yasanın amacı başlığını taşıyan 1. maddesinde, Karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamaya yönelik olduğu ve yasanın karayollarında meydana gelecek olaylara uygulanacağı da 2. maddede ifade edilmiştir.
Zarar, asker kişinin karayolu dışında bir operasyon sırasındaki eyleminden meydana gelmiştir. Zararlandırıcı eylemin faili asker olduğu gibi zarar görende askerdir. Araçta Milli Savunma Bakanlığına ait bir savaş aracıdır. Olay ise, yurt dışında yapılan bir operasyon sırasında meydana gelmiştir. Açık bir anlatımla zarar, askeri bir operasyon sırasında, yurt dışında ve karayolu dışında askeri kişilerin eyleminden kaynaklanmaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasasının 20. maddesinde mahkemenin, asker kişileri ilgilendiren askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapacağı ifade edilmiştir. Asker kişilerin kimlerden oluştuğu da aynı maddenin 2. fıkrasında açıklanmıştır. Maddenin belirtilen şu düzenleniş biçimi itibariyle dava konusu olan uyuşmazlığın çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olması gerektiği sonucuna varılmak gerekir. Yargı yolu, hakimin görevinden dolayı göz önünde tutacağı konulardandır. Şu durumda mahkemece, davanın yargı yolu bakımından reddine karar vermesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 18/04/2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy