(1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Orhan Kalaycıoğlu vekili Avukat Mebuse Tekay tarafından, davalılar T. Emlak Bankası A.Ş. ve diğerleri aleyhine 18.7.1996 gününde verilen dilekçe ile icra takibi sırasında hatalı işlemlerle davacıya ait taşınmazın haksız biçimde elinden çıkması nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21.12.1998 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, İcra Müdürlüğünce yapılan ihale sonucu bedelini ödeyerek satın aldığı ve adına tescil de edilen taşınmazın, daha sonra taraf olmadığı davalar sonucu icra takibinin iptal edilmesi nedeniyle yeniden önceki sahibi adına tescil edilerek elinden çıkmış olması nedeniyle uğradığı zararı istemiştir. Mahkemece davacının tapu iptal davası açabileceği gerekçesiyle reddedilmiş ve kararı davacı temyiz etmiştir.
Davalı Emlak Bankası A.Ş.nin halefi olduğu Anadolu Bankası A.Ş.nin alacaklı olarak başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi şeklindeki icra takibi sonucu davalılardan İlhan Kaya Orkun'a ait ipotek konusu taşınmaz satışa çıkarılmış ve yapılan ihale sonucu davacı tarafından satın alınmıştır. İhalenin itiraz görmeden kesinleşmesi sonucu taşınmaz bedeli davacı tarafından ödenerek adına tescil edilmiştir. Bu arada ipotek borçlusu İlhan Kaya Orkun'a icra takibi sırasında hiç tebligat çıkarılmamış olması nedeniyle söz konusu icra takibi iptal edilerek kesinleşmiştir. İcra takibinin bu şekilde ipotek sonucu yapılan tüm işlemler geçersiz hale geldiğinden Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 1987/6978 Esas 1988/5370 Karar sayılı ilamında belirtilen biçimde İcra Müdürlüğünce, Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı adına oluşturulan tapu sicili silinerek yeniden önceki maliki adına yazılmıştır. Ancak ne var ki bu arada ihale bedeli takip alacaklısı tarafından dosyadan tahsil edilmiştir. Görüldüğü gibi bu şekilde davacının bedelini ödediği taşınmaz elinden çıkmış olmaktadır. Bundan sonra davacının tapu iptal davası açarak yeniden adına tescil sağlaması da hukuken mümkün değildir. Az önce açıklandığı gibi davacı adına oluşturulan kayıt, geçerli olmadığı yargı kararı ile belirlenen bir işleme dayandığı için silinmiştir. Dolayısıyla bu nedene dayanarak yeniden tescil istemesinde hukuki yararı bulunmadığı gibi bu yolla sonuca ulaşması hukukende mümkün değildir.
Bu nedenlerle davacının uğradığı zararın kapsam ve miktarı belirlenerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan HUMK'nun 275. maddesi uyarınca mahkeme çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Somut olay hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O halde bilirkişi düşüncesine başvurulmuş olması, maddeye açık aykırılık oluşturur. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy