(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 24)
Dava: Davacı Selahattin Öcal vekili Avukat Zuhal Sermet tarafından, davalılar Mamak belediye Başkanlığı aleyhine 1.2.1997 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı İsmail Değerli hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.10.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi, davacı vekili ve davalı Belediye vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, davalı gerçek kişinin girişimi sonucu hakkında haksız şikayette bulunulduğunu bu yüzden kişilik haklarının saldırıya uğradığını iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davalılardan gerçek kişi olan belediye başkanının yetkisini kullandığını belirterek bu kişi hakkındaki davanın reddine, belediyenin ise sorumluluğuna karar verilmiştir. Karar davacı ve davalı belediye tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre davacının belediye başkanı olduğu dönemde bir takım usulsüzlükler yaptığı, bu bağlamda belediyeye ait seradan aldığı fidanları kendi özel mülkiyetinde bulunan evin bahçesine diktiği konusunda 1994 yılında hakkında inceleme yapıldığı, sonuçta bu incelemenin yetkili makamlardan geçirilmek suretiyle savcılığa ulaştırıldığı, ne var ki, savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten dosyadaki kanıtlara göre 1994 yılında inceleme yapan kişilerce davacının kendi özel mülkiyetindeki evin bahçesine belediyeye ait fidanlıktan fidan götürdüğüne ilişkin bilgiler olduğu görülmektedir. İşte bunun üzerine davacı savcılığa şikayet edilmiştir. Böyle bir incelemenin ve tespitin varlığı davacı tarafından da kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla davacı inceleme raporunda yer alan hususları değil, incelemedeki bilgilerin varlığını doğrulamaktadır. Ne var ki, aynı konuda daha sonra belediyece ikinci bir incelemenin yapıldığını o incelemenin yukarıda ifade edilen tespitleri içermediğini kendi yararına bulunduğunu işte davalı gerçek kişinin ikinci inceleme raporu değil, birinci inceleme raporunu savcılığa göndermemek suretiyle kendisi hakkında haksız soruşturmaya neden olduğunu iddia etmektedir. Davalılar tarafından verilen cevapta davacı hakkında bir defa ve 1994 yılındaki incelemenin var olduğunun başkaca bir incelemenin bulunmadığını savunmuşlardır.
Şu durumda davalı hakkında başka bir incelemenin varlığı kanıtlanamamıştır. Davacının 1996 yılında savcılık tarafından alınan bazı tanıkların beyanlarını göstermesi ve bu tanıkların davacı yararına açıklamada bulunmaları, 1994 yılında inceleme raporunu hazırlayan görevlinin hazırladığı rapordaki bilgi ve tespitlerin görünürdeki varlığını ortadan kaldırmayacağından bundan dolayı da davalının davacıyı şikayet etmekte emareler bulunduğu kabul edilmelidir. Şu durumda davalı gerçek kişinin davacıyı şikayet etmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmadığı gibi, kabul biçimine göre de haksız eylemin gerçek kişi yerine belediye tarafından işlendiğinin kabulü ile onun sorumluluğu yönünde hüküm kurulması da doğru değildir. Şu durumda davanın belediye hakkında da reddi gerekirken belediye hakkındaki davanın yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre hüküm altına alınan tazminat kapsamının ve davacının temyiz itirazının incelemesinin bu aşamada gerekmediğine ve temyiz eden davalı belediyeden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy